Yazar Fehimdar Çiftçi’nin kaleminden Eğitimci şair- yazar dostumuz Kenan Çarboğa’nın duygu dünyası: 2
İnsanın bu dünyadaki düşüncesiz davranması bu soruya dünya koşulları içinde cevap aramasıdır. Elest meclisi zamandan önce yaşandığından zaman ötesi hikmeti vardır. Bu çağrıya Beli (evet) Rabbimizsin!”cevabı verilmiştir
Ezeldeki verilmiş sözü, Allah bu kutlu millete nasip etmiş ve Karahanlılar, ilk Müslüman Türk devleti olmuşlardır. Karahanlılar’ın, 10. yüzyıl başlarında Samanoğulları aracılığıyla İslam dinini benimsemeleri, Orta Asya Türklerinin tarihini etkileyen büyük ve önemli bir olay olmuştur. Bu dönemde İslam, Türklerin büyük bir çoğunluğunun benimsediği bir din hâline gelmiştir. Osmanlı Devleti’nin ilk çekirdeğini oluşturan Büyük Selçuklular’ın da İslamiyeti kabul etmeleri, Batı Türkleri’nin tarihini etkilemiş ve günümüze kadar gelen Müslümanlığın başlangıç noktasını oluşturmuştur. Kavline gökleri ve yedi kat zemini şahit tutan şairin bu sözleri, yüksek perdeden söylenen, yüksek bir duyuşun işareti olarak okuyucuyu etkilemektedir.
Timur, Baybars, Selahaddin Eyyubi
Bir büyük ummandır görünmez dibi
Yunus Emre gibi Mevlana gibi
İslâm ümmetiyiz Türk milletiyiz
İslam’ın Türkler arasında özellikle Maveraünnehir ve Fergana bölgelerinde yayılmaya başlamasında Müslüman tüccarların ve dervişlerin büyük bir etkisi olmuştur Şair, tarihi şahsiyetleri ustaca dizelerine yerleştirmiş, benzetmeleri yeni kuşakların kulağında ve gönlünde kalıcı hale getirmiştir. Şairin şiirlerindeki ‘gönül’ün’ ummana benzetilmesi güçlü bir çıkış olarak kendini göstermektedir.
Batı’nın ‘kosmos’ adı ile derinlik kattığı gönül, Türk Dünyasında ummana benzetilmiştir. 11. yüzyıldan itibaren Türkler arasında yetişen Hoca Ahmet Yesevî, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre ve şiir de sözü edilmeyen ama birçok sembol ismi hatırlatan dizeleri ezberlenecek şiir hissi uyandırmaktadır. Yunus Emre, Türk tasavvuf edebiyatının en büyük şairidir.
Türkçe’yi çok sade bir şekilde kullanmış ve şiirleri tüm Anadolu’da halkın dilinden eksik olmamıştır. Bunun da ötesinde onun şiirleri, Türkçenin bir dil zaferi olup, bu dilin bir sanat, edebiyat ve felsefe dili olduğunun en büyük kanıtı olmuştur. Yunus Emre, hür düşünceye önem veren, şekli değil, manayı önemseyen ve ilahî aşkı en güzel bir şekilde ifade eden bir tasavvuf şairidir. Düşünce ve eylem bakımından Ahmet Yesevî ekolünün Anadolu’daki bir devamıdır.
Bu mübarek zatlar, Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yayılarak İslamiyet’i anlatmışlar ve Anadolu’nun Müslümanlaşmasını sağlamışlardır. Alperen ruhlu insanların hakikat dolu sözleri, gerek yaşadıkları döneme, gerekse günümüze kadar silinmez mührünü vurmuştur.  İslamiyet’in hızlı bir şekilde Türkler arasında yayılması, Türklere de yeni bir ruh ve kuvvet vermiştir. Türkler, bu yeni ruh ve kuvvet sebebiyle Asya steplerinden Avrupa’nın içlerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada büyük ve uzun ömürlü devletler kurmuşlardır.
Bir insanın Türk olması Müslüman olmasına engel olmadığı gibi Cihanşumul bir dine mensup olmanın verdiği kuvvet asla inkâr edilemez. Bu millet, İslamcılık oyunlarını oynamıyor, Karahanlı Türk Devleti zamanında Müslümanlıkla şereflenmiş ve Allah’ın ezelde şifrelediği alınyazısı yeryüzünün de kaderi olmuştur. Bu hikmetle Türk Milleti’ne yüklenen misyon Devlet-i Ebed Müddet ve İlahi Kelimetullah’tır.
İslamcılık bize Batı’nın 19. Asırdan beri suni bir hediyesidir.. Batıcılık zihnimize işlemiş ve meşhur batılıların Müslüman oluşu ile inancımız da test edilmişken, Cousteau, Garaudy vb.. bunlar bize hep güç veren durumlardı. Ancak kendi şairimizin kaleminden, kendi şahsiyetlerimizi belleklere kazımak ayrı bir anlam taşımakta ve Türk’ün Müslümanı ve Müslümanın Türk’ü güzeldir, hissini vermektedir.
Gemiyi karadan, atı denizden
Geçirdik ecdadın çizdiği izden
Mevla’ca övülmüş soyuz, o yüzden
İslâm ümmetiyiz Türk milletiyİz
Tarihi geçmişi ustaca gözlerimizin önüne getiren şair, Fatih’in fetih ruhunu ve büyük ülküsünü de adeta tablolaştırmaktadır. İstanbul’un fethini ve aşılmaz görünün surları dize getirmenin samimi bir işaretini aşağıda ki dörtlükte güçlü benzetmeler çizerek göz önüne sermektedir. Hz Peygamberin işareti, Türklerin zafer tacı olarak gönülleri süslemiştir. Müjde, büyük bir aşkla yerini bulmuş, peygamber vasiyeti yerine gelmiştir.