Cumartesi akşamüzeri yazımı kaleme almak için bilgisayarımı açıyordum. Bu sırada Haber Müdürümüz Tarık Yılmaz’dan telefon geldi. Tarık, Ankara karayolunda, Başıbüyüklü köyü yakınlarında kaza olduğu bilgisini almış. Vakit kaybetmeden buluştuk ve yola çıktık.
Kaza Yozgat’a 10 kilometre mesafede meydana gelmiş. Biz, kazanın yol yapım çalışmalarının sürdüğü yerde olduğunu tahmin etmiştik…
E88 karayolunun özellikle de Kırıkkale’nin Çerikli Beldesi’nden sonraki bölümü araçlar için işkenceden farksızdır.
Ankara – Kırıkkale – Çorum – Yozgat karayolunun Çerikli’den sonraki bölümünde yıllardır o veya bu sebeple yapım çalışmaları sürmektedir.
Ankara’dan Yozgat’a doğru yola çıkıp Sekili’ye ulaştığınızda altınızdaki araç size Yozgat il sınırına girdiğinizi adeta haykırır. Tümsekler, çukurlar, yamalar vesaire…
Defalarca kaleme aldık. Haber ve yorumlarımızla Ankara-Yozgat karayolunun iyileştirilmesi gerektiğini yazdık. Ağırdan alınan yapım çalışmalarını da defaatle eleştirdik.
Karayolunun Kırıkkale-Çerikli bölümündeki, Kırıkkale il sınırlarında başlayan yapım çalışmaları bir aydan daha kısa sürede tamamlanırken, aynı karayolunun Çerikli-Yozgat bölümündeki çalışmalar aylarca hatta yıllarca sürüyor.
Evet, aynı karayolundan E88’den bahsediyoruz.
Bölünmüş yolların yapımı trafik kazalarının sayısını azalttı. Bunu inkâr edemem. Fakat bölünmüş yollarda süren bakım, onarım ve yapım çalışmaları sürücüleri hata yapmaya zorluyor.
Uzun süre bölünmüş yolda araç kullanan şoför, yol yapımı için 3-5 kilometre tek şeride düşürülen bölümlerde dalgınlıkla sollamaya çıkıyor, tek şeritli yolda seyrettiğini unutan şoförün bir anlık dalgınlığı büyük kazalara neden oluyor.
Bu nedenle bölünmüş yollardaki yapım çalışmalarının süreleri en aza indirilmeli.
Ayrıca bölünmüş yolun çalışmalar nedeniyle trafiğin tek şeritten verildiği kısımlarında iki şerit arasına belirli aralıklarla dubalar yerleştirilmeli ve şoföre tek şeritli yolda araç kullandığını sürekli hatırlatan levhalar konulmalı.
Antalya, Konya, İstanbul gibi illeri bağlayan yollarda şahit olmuşsunuzdur. Bölünmüş yollardaki çalışmalar nedeniyle tek şeritten trafiğin aktığı bölümlerde sollama yapmanız, hatta aracınızı sol şeride çıkarmanız imkânsızdır. Çünkü yol ortasına sıklıkla çakılan dubalar sizi sağ şeride bağlar. İsteseniz de risk alamazsınız…
Genelde Yozgat’taki yol yapım çalışmalarında bu önlemler alınmıyor.
Yozgat’ın günahı ne?
İzmir-Çeşme’den, Ağrı-Doğubeyazıt’a kadar uzanan E sınıfı (uluslararası) karayolunun Yozgat il sınırları içinde kalan bölümü neden yıllardır tamamlanamıyor? Sürekli devam eden bakım, onarım ve yapım çalışmaları ne zaman bitecek?
Asfalt çalışmaları için ihaleyi alan firmalar, uluslararası bu karayolunun Yozgat hudutlarında kalan bölümlerine kalitesiz malzeme mi kullanıyorlar? Yollarımız bu nedenle mi çabucak bozuluyor ve yamaya ihtiyaç duyuluyor..?
İşte tüm bunları düşünerek ve sonunda da bu soruları birbirimize sorarak Tarık’la ulaştık kaza mahalline.
Kazanın meydana geldiği yerde etrafa savrulmuş cansız bedenler içimizi sızlattı. Sağlık çalışanları, jandarma ve polis, herkes şaşkın bir o kadar da üzgündü.
İkiye bölünmüş ve parçaları birbirinden metrelerce uzakta bulunan aracın içinde bulunan 8 kişiden 5’i olay yerinde can vermiş, diğer 3’ünden 2’si ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmışlardı.
Bu karmaşada birisi dikkatimi çekti. Elleri ve elbisesi kan içindeydi.
Önce kazazede sandım. Yaklaşınca itfaiye eri olduğunu anladım ve elindeki kesiği sordum. 10 aylık bebeğin cansız bedenini aracın içinden çıkarırken elini kestiğini anlattı...
Velhasılıkelam, ocaklara ateş düşmesin, kimsenin sofrasından bir tabak eksilmesin diye bu yollardaki yapım çalışmaları bir an evvel tamamlanmalı.
Bu işin vebali yok mu?
Şimdi kendimize soralım; kaza mı ihmal mi?
Yoksa Yozgat’ın kaderi mi..?