Türkiye’nin dış politikasında yaşanan gelişmeler, Suriye meselesinin geldiği nokta her Türk genci gibi beni de tedirgin ediyor.
Tabi ben size emekli diplomat gibi Türkiye dış politikası yorumlayan bir yazı yazmayacağım.
Ülkem adına duyduğum tedirginlikleri ve endişeleri dile getirme arzusundayım.
Her sabah iş başı yaptığımızda ilk işimiz yerel gündemde ne var, gazeteler ne yazıyor, kim ne söylüyor bunu takip etmektir.
Akabinde ise ulusal basına göz atarız ve orada da aynı şeyleri okur, dinler, takip ederiz.
Son günlerde PYD denilen zıkkım bir örgüte kafa yoruyoruz ülke olarak.
Daha dün temsilcisini Ankara’da ağırlamışız, bugün ise ABD’ye terör örgütü olduğunu söyletmeye çalışıyoruz.
Türkiye’de bir sabah uyanıyorsunuz ve bakıyorsunuz ki bugün dünkü her şeyden çok farklı.
Mason falan diye sövülen Demirel’e rahmet okuyorsunuz…
Tamam dün dündür, bugün bugündür ama vallahi bu kadar değildi.
Sonra birde benim gibi bu toprağın gençleri birer birer memleketin bağımsızlığı uğruna doğuda şehit düşerken, yeşil yeşil Arap uçaklarının benim ülkemde işi ne yahu!...
Orada zaten coniler konuşlu bir vaziyette iken, birde bu conilerin esas müttefiki arap savaş uçakları Türkiye’de ne yapıyor?
Sahi biz bu ateşin içine ülke olarak bu kadar girmek ve atılmak zorunda mıydık?
Suriye meselesinin dibine kadar girmek bu ülkeye ne kazandırdı ki?
Özetle, bu ülkenin bir ferdi olarak tüm bu gelişmelerden kaygı duyuyorum.
Bizim ordumuzun Suriye’ye kara harekatı düşüncesi ne kadar doğru ve mantıklı?
Yahu sizin beğenmediğiniz ve laf attığınız bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal, bölge ateş çemberiyken ortaya bir laf attı ve dedi ki: “Yurtta barış, dünyada barış”…
O gün bugündür bu ülkede bu ilkeyi baz alan her hükümet komşularıyla iyi geçindi.
Tabi ki sorunlar yaşandı, tabi ki ilişkiler gerildi, tabi ki tehditler, gerginlikler yaşandı ancak bu kadar olmadı.
Ülkeyi yöneten hükümetler dış dünyaya hep bu ilkeyi baz aldıklarını ve tüm komşu ülkelere saygılı olduklarını, komşuların kendi içinde huzurlu ve rahat olmalarını arzu ettiklerini, bunun böyle olması durumunda bölgede de huzurun, barışın ve refahın hakim olacağı tezini savundular.
Şimdi ne oldu?
At izi it izine karıştı.
Barzani dost, müttefik ve neredeyse devlet adamı, YPG terör örgütü.
Al birini vur ötekine…
Kim için, kimle ve niye ittifaklar yapıyoruz belirsiz…
Özetle, yaşanan bu gelişmeler bu ülkenin gençliğini de tedirgin ve rahatsız ediyor.
Biz biliyoruz ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yok…
Onun için milletimiz ve ülkemizin gerilimlerden, çatışmalardan uzak kalmasını temenni ediyor ve arzuluyoruz.
Duyduğumuz kaygılarla birlikte kendimizce eleştiriler ortaya atıyoruz.
Bunları iyi niyetli olarak dile getiriyoruz, çünkü ülkemizi ve milletimizi seviyor, onun zarar görmesini arzu etmiyoruz.
Bizi yönetenlerin sorumluluk ve veballerini hatırlaması temennisiyle…