Kıymetli hemşerilerim, kışın soğuk günlerini beklerken, tüm yurtta havalar neredeyse baharı aratmayacak şekilde geçiyor. Kışın başımızı soğuktan dışarı çıkaramadığımız günler bu sene yüzünü göstermedi. Eğer eviniz sobalı ise soba başında, kaloriferli ise kapıcınızın yaktığı kalorifer ile ısınan her bir odada o sımsıcak sohbetleri belki özlediniz. Öte yandan yağmayan kar ve yağmur, inşallah bu sene kuraklık ve kıtlık çekilen bir yıl geçirmemize sebep olmaz. Havalar soğuk gitmeyince, apartmanlarda kaloriferi yakmaktan sorumlu olan kapıcıların çalışma koşullarında da değişiklik olmalı ki bu haftaki okurumuzun sorusu konut kapıcılarının çalışma koşullarına ilişkin olacak.
Soru: Yaklaşık 6 yıldır X Apartmanında kapıcı olarak çalışıyorum. Apartmanda kapıcı dairesinde oturuyorum. Bu sene apartmana doğalgaz bağlandı. Geçen sene benim çalışmalarıma fazla ihtiyaçları kalmadığını, zaten oturduğum yere kira ödemediğim gerekçesi ile ücretimde indirime gitmek istediler. Ben kabul etmedim. Ancak bu sene zaten havalar da iyi gidiyor diyerek, geçen ay maaşımı eksik ödediler. Bana da kira kontratı imzalatmaya çalışıyorlar. Benim haklarım nelerdir? Bu belgenin bir hükmü var mı? Ben dışarıda başka iş yapabilir miyim?
Cevap: Okurumuzun sorusu, hem ilimizde, hem yurt genelinde hemen her apartmanda benzer çalışma koşullarına sahip konut kapıcılarının çalışma koşulları ile ilgilidir. Konut kapıcıları, 4857 sayılı İş Kanunun 110. Maddesine dayanılarak çıkarılmış olan yönetmelik hükümleri çerçevesinde, özel çalışma koşullarına tabi, işyerinin çoğunlukla aynı zamanda yaşadığı mekanda yer aldığı, ücretler açısından gelir vergisinden istisna edilmiş olan ve çalışma süreleri açısından da klasik çalışma süreleri dışında işini yapan işçilerdir.
Konut Kapıcıları Yönetmeliği, kapıcıyı; Anataşınmazın bakımı, korunması, küçük çaptaki onarımı, ortak yerlerin ve döşemelerin bakımı, temizliği, bağımsız bölümlerde oturanların çarşı işlerinin görülmesi, güvenliklerinin sağlanması, kaloriferin yakılması ve bahçenin düzenlenmesi ve bakımı ve benzeri hizmetleri gören kişi olarak tanımlamıştır. Her işçinin bir işvereni olacağına göre, yönetmeliğe göre kapıcının işvereni, konutun maliki veya ortaklarıdır. Yine yönetici ise, işveren vekili olarak hareket eden kişiyi ifade etmektedir.
Okurumuz apartmanın kapıcı konutunda oturduğunu, apartmanın doğalgaz ile ısındığını belirtmiş. Anlaşılan apartman merkezi sistem ile ısınmakta ve bu çalışma sistemi artık kapıcının bedeni çalışmasına çok ihtiyaç duyulan bir iş ilişkisi gibi görünmemektedir. İlgili yönetmeliğe göre; apartman kapıcılarında da çalışma süresi genel olarak haftalık 45 saattir. Bu süre çalışma biçimine göre sözleşme ile azaltılabilir. Ayrıca, İş Kanununun 63 üncü maddesindeki süreyi aksatmamak koşuluyla yoğunlaştırılmış çalışma ilişkisi de kurulabilir. Çalışma süresi, kapıcının işte geçirdiği zamandır. Kapıcı konutu tahsis edilmiş işyerinde çalışma biçimine göre günlük çalışma süresi en çok dörde bölünebilir. Ara dinlenmesi çalışma süresinden sayılmaz. Çalışma saatleri, yaz ve kış saat uygulamaları ve iklim şartları dikkate alınarak düzenlenebilir.
Yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre, kapıcının konutta oturuyor olması, çalışma süresinin günün tamamına yayılmış olduğu anlamına gelmemelidir. Kapıcının apartmanda günlük en çok dörde bölünecek şekilde servise çıktığı, apartmanın iç ve dış temizliğini yaptığı, çöp topladığı, bahçe işleri ile uğraştığı veya kalorifer kazanını yaktığı süreler iş süresinden sayılmalıdır. Ancak bu işlerin kendisi ile yapılan iş sözleşmesi ile belirlenmesi, iş sözleşmesi yoksa da artık işyeri uygulaması haline gelip gelmediği değerlendirilmelidir. Okurumuzun işlerinden birisi de kazanın yakılması iken, apartmanın doğalgaz dönüşümü sonrasında bu ihtiyacın ortadan kalkması ile çalışma biçimi ve iş süresinde bir değişiklik olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumu çalışma koşullarında değişiklik açısından değerlendirmek gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesine göre işveren çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. Apartmanda ısınma biçiminin ve dolayısıyla kapıcının bu nedenle çalışma biçimine olan ihtiyacın değişmesi, niteliği bakımından esaslı bir değişikliktir.
Bu değişikliği işveren ya da onun adına hareket eden yöneticinin, kapıcıya altı iş günü içerisinde sunması ve kapıcı tarafından da aynı süre içerisinde kabul edilmesi gerekir. Aksi halde kapıcı aynı şekilde çalışmaya devam etmelidir. Kapıcı bu durumu kabul etmediğine göre işveren, yani kat malikleri (yönetim) bu değişikliğin zorunluluğunu öne sürerek iş sözleşmesini feshedebilir. Ancak bu durumda kapıcıya, ya ihbar öneli vermek ya da hak etmiş olduğu ihbar ve kıdem tazminatlarını ödemek zorundadır.
Okurumuzun sorusundan kapıcının bu durumu kabul etmemesine rağmen yönetim tarafından çalıştırılmaya devam ettiği, sözleşmesinin sona erdirilmediği, ancak ücretinde indirime gidildiği ve kendisine ücretindeki indirimin karşılığının konutta oturmasının gösterildiği anlaşılmaktadır. Bu durum iki açıdan kanuna uygunsuzluk teşkil eder. Birincisi ücret iş karşılığı ödenmektedir ve ücrette indirim ancak işçinin rızası ile olabilmektedir. Ücretin ayrıca kapıcıya nakden ödenmesi zorunlu olup, bir kira karşılığı olarak ödenmesi mümkün değildir. Bu ikinci durum Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/9-298 Esas numaralı yakın tarihli bir kararında da zikredilmiş durumdadır. İlgili kararda, Yönetmeliğin “Kapıcıya, görevi nedeniyle verilmiş olan konut için iş sözleşmesinin devamı süresince kira istenemez. Kapıcının su, elektrik, ısınma ve sıcak su giderlerine kısmen ya da tamamen katılıp katılmayacağı sözleşme ile belirlenir” hükmüne atıfla, kira bedelinin ücrete sayılmasının da mümkün olmayacağı belirtilmiş, bu anlamda kapıcının kira ödemeksizin oturması ve karşılığında kapıcılık hizmetlerini görmesi şeklinde bir iş sözleşmesi yapıldığında, işverenin ücret ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmış sayılamayacağı, kapıcıyla kira kontratı yapılmış olmasının da bu sonucu değiştirmeyeceğine hükmedilmiştir.
Bu durumda okurumuzun önünde iki seçenek bulunmaktadır. Ya iş süresinin kısaltılmasına ilişkin işvereni ile daha önceki yazılarımızda değindiğimiz kısmi süreli yeni bir iş sözleşmesi imzalayarak çalışmasını yarı zamanlı olarak sürdürecek, bu şekilde sorusunda dile getirdiği gibi dışarıda bir başka işverenin yanında da yarı zamanlı olarak çalışabilecek ya da ücretinde indirim yapılması nedeni ile iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek işverenden kıdem tazminatını talep edebilecektir.
Değerli okuyucular, tabi ki okuyucumuzun sorusuna verdiğimiz yanıtın son cümlesi gibi iş ilişkisinin sonlandırılması en son çare olmalıdır. İşçilerimiz ve işverenlerimiz, her yolu denedikten sonra eğer bir çözüm bulamazlarsa en sonunda iş sözleşmesinin feshini son çare olarak düşünmelidirler. Bu sürdürülebilir bir çalışma yaşamı için temel ilkemiz olmalıdır diye düşünüyorum.
Hepinize selamlar …