Kerim, askerden yeni gelmişti o dönem, yoksul ailesiyle birlikte yaşıyordu. Esmer, boylu boslu bir delikanlıydı. Geçimini at alıp satmakla ve arabacılık yapmakla sağlıyordu. O dönemlerde at arabacılığı yaygın bir işti. Seviyordu da atlarla uğraşmayı Kerim. Onlarla vakit geçirmek, eğlenceliydi onun için.
Hayatında kimse yoktu ama evlenmeyi istiyordu. Evlenebilmesi için yeterli miktarda para biriktirmesi şarttı. Yorulmak bilmeden çalıştı. Çeşit çeşit atlar alıyor, satıyordu. Hiçbir sorun da yaşamadı bu alışverişi yaparken. Sadece biri dışında…

Beline taktı silahını, atını da aldı yanına, gitti kimsenin olmadığı ıssız bir yere yaşlı adam. Bir ay önce bu at yüzünden karısının öldüğünü hatırladıkça, atı bir an önce vurup öldürmek istiyordu. Siyah yaşlı at, kendisine yemek vermek için yanına yanaşan kadının önce sol göğsünü koparmış, sonra daha da azıp saldırmıştı. Kadın, can çekişerek ölmüştü oracıkta. Daha önceden de hırçın olan atın, bu kadar fazlasını yapabileceğini akıl edememişti yaşlı karı koca.
Yaşlı adam atı öldürmeyi kafasına koymuştu. Karısını kendisinden ayıran bu hayvanı, mutlaka yok etmeliydi. Atı götürdüğü yerde baktı saatlerce hayvana, elinde silahla. Defalarca uzattı silahı ama yapamadı. Bir türlü basamıyordu tetiğe. İyi ama bu ata baktıkça, ölen karısı daha da fazla geliyordu aklına. “Ne yapmalıyım?” diye düşündü. Sonra aklına, atı satabileceği fikri geldi. Kime satacağı zaten belliydi. Oralarda, bu işle en fazla uğraşan kişi Kerim’di.
Hiç vakit kaybetmeden götürdü atı Kerim’e. Çok az bir para karşılığında sattı atı. Atın hırçınlığından da bahsetti ama Kerim, çok da fazla önemsemedi bu durumu. Az para vererek güzel bir at almıştı, bunun sevincini yaşıyordu.
Kerim’in, atı başkasına satması çok uzun sürmedi. Kendi verdiği paranın üç katı paraya sattı atı. Kendi düşüncesine göre ucuza bile gitmişti at. Hırçınlığını yok etmesi için de satmadan önce rakı içirmişti hayvana.
Atın hırçınlığını fark ettiğinde, Kerim’i buldu atın yeni sahibi, ağzına geleni saydı. “Sen utanmıyor musun bu atı bana o kadar paraya sattın? Bir işime yaramayacak hayvanı ne diye bana getirdin adi adam!” Adam ne dese haklıydı. Kerim, atın durumunu bile bile satmıştı adama.
Yaklaşık bir ay boyunca her gün bu at yüzünden tartıştılar. Adam, atı geri almasını istiyor, Kerim kabul etmiyordu. Atın başına kaldığını anlayınca, atı ahıra kapattı ve aç susuz bırakarak, ölümünü bekledi hayvanın.
Kerim ise amacına ulaşmıştı, kısa zamanda evlendi; helal mi haram mı çok da fazla düşünmeyerek biriktirdiği parasıyla.
Sökülen İlmekler
Kitabından