“Adamın birisi sürekli deneyerek ip cambazlığını en iyi şekilde icra ediyor olabilir. Bir diğeri okey oyununu hiç yenilmeden oynamayı sürekli deneyerek ve tekrarlayarak ustalık haline getirmiş olabilir. Bir öğrenci ders çalışmak yerine golf oynamayı ustalık haline getirmiş olabilir.
Ancak onun süper golfü üniversite sınavını kazanmaya destek vermediği gibi köstek olacaktır. Neyi, ne zaman, nasıl, ne şekilde, hangi sürelerde deneyeceğimize baştan çok iyi karar vermemiz gerekmektedir.  Zira, her türlü eylemi denemeğe ne zamanınız, ne de ömrümüz yetecektir.
Bazı eylemleri körü körüne denemek insanı başarılı kılmaz. Özellik arz eden eylemleri denemeye başlamadan önce bir ustanın önünde diz çökmek gerekir. Saz çalmayı yarıda bırakan birçok tanıdığım var. Uğraştım olmadı diyorlar. Halbuki bir ustadan, öğrenme usul ve yöntemlerini öğrendikten sonra denemeye başlasalardı, mutlaka öğrenirlerdi.
Elbette, ustaya yanaşma, denemede israr etme, sabır ve rasyonalitenin yanında en önemli unsur, yapılan işi sevmedir. “gönülsüz sevişin kör oğlu olur” sözünü bilmeyenimiz yoktur sanırım. Sevgiyle yaklaşılmayan her iş yarım kalacaktır. “Ya işinizi seviniz, ya da sevdiğiniz iş de çalışınız” sözü bunu doğrulamaktadır.
UNUTMAYALIM; neyi, ne zaman, nasıl, hangi süreyle deneyeceğimize vereceğimiz karar, çok büyük önem arz etmektedir.
Biz daha az kaliteliyi denemeyi tercih ettiğimizde, daha kaliteli işi denemeyi tercih edenler, bize fark atmış olacaklardır. İşin istediği kalitede bir deneme ve tekrarı tamamlamadan vazgeçtiğimiz takdirde, ustalığa ulaşamadığımız gibi, kaybettiğimiz zamana da yazık olacaktır.
Hiç kimse, yapılacak işin olmadığından, zamanın olmadığından, denemeye değer eylemlerin olmadığından, şikayet etmemelidir. Yüksek kaliteli denemeye ve ustalaşmaya değer o kadar çok eylem vardır ki…
En iyiyi ve kaliteliyi deneyerek ustalaşmakla iş bitmiyor. İnsanlığa yarar sağlamak ve değer katmak için ustalığımızı çevremizle paylaşmamız gerekiyor. İlmimizin ve ustalığımızın zekatını hakkıyla vermemiz kaçınılmaz olmalıdır.  Aksi takdirde, yerin altında keşfedilmemiş altın cevherinden farkımız olmayacağını asla unutmamalıyız.
Gelecek nesillere yüksek kaliteli ve anlamlı miraslar bırakabilmek için, en kaliteli eylemleri sürekli deneyerek öğrenmeyi ve öğrendiklerimizin ve ustalıklarımızın çevremize dinamizm katmasını bir an olsun ihmal etmememiz gerekiyor.
Selam, sevgi ve dualarımla… Allah’a (cc) emanet olunuz…
Yrd. Doç.Dr. Süleyman 
COŞKUNER/ Antalya