Geleneksel yöneticilikte çalışanların yöneticiden habersiz inisiyatif kullanarak daha etkin olması ve yeniliklere imza atması, işgüzarlık olarak ve yöneticiyi pas geçme olarak algılanırken; çağdaş liderlikte çalışanların bu tür uygulamaları takdirle ve övgüyle karşılanır.
Geleneksel yöneticiler, çalışanlarının kendi gayretleriyle daha ileri derecede buluşlara ve uygulamalara imza atmaları, yöneticileri tedirgin eder. Bu duruma müsaade ederse bir müddet sonra o çalışanın kendisini saymayacağını varsayar. Halbuki çağdaş liderler, bu tür etkin ve yaratıcı çalışanlarına özellikle fırsat verirler.
Geleneksel yöneticiler, mevcut pastayı en adil bir şekilde çalışanlara paylaştırmanın formülleri üzerinde dururken, liderler pastayı büyütmenin derdindedirler. Zira büyütülmeyen ve hep aynı kalan pasta, en çağdaş yöntemlerle dahi dağıtılsa, kişi başına düşen pay hep aynı kalacaktır. Halbuki mevcut pasta (karlılık) sürekli büyütülebildiği zaman, hangi yöntemle paylaştırırsak paylaştıralım, kişi başına düşen pay sürekli artacaktır.
Geleneksel yöneticilerde ağlamayan bebeğe meme verilmezken, liderler, bebeği ağlatmamanın yollarını arar bulurlar. Her türlü tedbire rağmen yine ağlayanlar olursa, onları susturup avutacak B,C,D,E planları hazırdır.
Geleneksel yöneticiler problem çözmeye odaklanırlarken, liderler problemlerin çıkmayacağı veya kolayca yönetilebileceği yüksek kaliteli çalışma ortamı hazırlarlar. Zira günümüzde yöneticilerin uğraştığı problemlerin çoğu, zamanında alınmayan tedbirlerin, gösterilen ihmalkarlıkların, biriktirilen işlerin, savsaklamaların, korkmaların, karışma- konuşma- duymaların sonucu ortaya çıkar.
Problemlerin çıkmasına sebebiyet vererek, göz yumarak, görmezden gelerek, erteleyerek, biriken sorunlar başarıyla çözülseler dahi, ikinci bir emek ve zaman zayiatı olacağı için, liderlik yaklaşımında bunlara yer yoktur.
Liderlikte kendi ellerimizle çıkardığımız problemleri başarı ile çözmek yerine, problem çıkarılmayacak bir çalışma ortamının oluşturulması için, yerinde ve zamanında her türlü önlemin alınmasını gerekli kılar. Bu anlamda her çok meşgul kişi, başarılı demek değildir. Bazıları özensizlik, dikkatsizlik ve beceriksizliklerinden dolayı, bozar-bozar bir daha yapar.
Bazı usta yöneticiler çok başarılı bir şekilde küsleri barıştırırlar.
Halbuki çağdaş liderlikte etkin geri bildirim (feedback) sisteminin liderce uygulanması ile, üretim sürecinde “SIFIR SORUN” uygulaması vardır. Buradaki problemlere ancak gelecekteki yeniliklerin bulunması, yeni ve çağdaş uygulamaların ortaya konulması, durmak bilmeyen esneklik ve dinamizme zamanında ortak olunması gibi stratejik uygulamalar damgasını vurur.
Geleneksel yöneticilikte hataların cezalandırılması, başarıların da ödüllendirilmesi uygulamaları geçerlidir. Çağdaş liderlikte ise, hatalar öğrenmenin ve ilerlemenin merdiven basamakları olarak algılanır. Bireysel başarıların ödüllendirilerek, acımasızca bir rekabet ortamının oluşturulması yerine, karşılıklı sevgi ve saygıya, yardımlaşmaya, destek vermeye, sinerji ve enerji üretmeye, takım ve ekip ruhunu geliştirmeye, yani bütünselleşmeye götüren bir yol izlenir.
Geleneksel yöneticilikte çalışanların üstlerini eleştirmeleri, hatalarını bulmaları, en büyük suçlardan sayılırken ve ceza unsuru olarak algılanırken; çağdaş liderlikte, eksiklerin bulunması, düzgün üsluplu eleştiriler, liderlerin gıdası olarak algılanır ve bunları sunanlara teşekkür edilir.
Geleneksel yöneticilikte yöneticilerin yaptığı hatalardan dolayı özür dilemeleri hemen hemen imkansız iken, çağdaş liderlikte, liderin astlarından yeri geldiğinde özür dilemesi bir erdemlilik göstergesidir.
Kaliteli yaşamda kişi kendisinin, ailesinin, mahallesinin, apartmanının, köyünün, şehrinin, ülkesinin bir lideriymiş gibi hareket etmelidir. Liderlik özelliklerinin uygulanması için illa ki, komutan veya devlet yöneticisi olma şartı yoktur. Haa onlar da elbet liderdir. Herkesin kendisini lider hissetmesi, haddini ve sorumluluklarını bilmek kaydıyla oldukça önemlidir.
Bilge kişi, erdemli ve diğergam olmanın yolları, çağdaş liderlik özelliklerini üzerimizde taşımaktan geçtiğini asla unutmamamız gerekmektedir. Selam, sevgi ve dualarımla… Allah’a emanet olunuz…(Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER- Bucak- Burdur)