Önceki gün bir haber düştü ulusal basına.
Diyarbakır Sur’da teslim olan teröristler çıplak bir vaziyetteydi.
Üstlerinde sadece şortları kalmıştı.
Fotoğraflara önce anlam veremedim ve garipsedim.
Çünkü bizim askerimiz-polisimiz düşmanda olsa insan gözüyle bakar, öyle muamele eder dedim.
Nitekim, Çanakkale’de ortada inleyen düşmanı kucaklayıp-sırtlayan bir ordunun devamı bu ordu.
Olayın aslı gün yüzüne çıktı sonra.
Bu hain militanlar teslim olmak istediklerini beyan ediyorlar ve güvenlik güçleri de aralarında canlı bomba olacağı şüphesiyle bu şekilde gelmelerini istiyor.
Üstlerini çıkaran hainler teslim olunca önce sağlık kontrolü, akabinde yasal süreçler…
Bunlar öyle hain, öyle alçak ve aşağılık bir düşman ki asker ve polisimizin merhamet göstermesine, yufka yüreğini ortaya koymasına, insana insan gibi muamele etmesine dahi fırsat vermiyor.
Her yerlerinden hainlik, adilik ve düşmanlık fışkırıyor.
Allah düşmanında şereflisini ve merdini versin herkese.
Bu kahpelere güvenilir mi?
Bunlar iki gün önce Yozgat’ın bir yağız evladını, kahramanını yine böyle bir hain ve kancık pusuda şehit etmedi mi?
Dün yine gözyaşları sel oldu, anaların bağrı yandı Yozgat’ta.
Ey tarih bunları da yaz, hem de iyi yaz ki bizden sonra gelecekler bunları da okusun.
Yüz yıl önce inleyen düşmanı sırtına alan askere havadan zehirli kangren yapan çiviler atılıyordu, yüz yıl sonra teslim olan hain vücuduna sardığı bombanın pimini çekerek vatan evlatlarına kıyıyor.
Kendi halkının evine girerek, duvara açtığı delikten soğuk bir namlu çıkararak, koca yürekli aslanları şehit ediyor…
Bu son olur mu?
Bence olmaz!
Bu topraklar bizden daha çok yiğit ister, bedel ister.
Bu coğrafyayı da bizden başka yurt tutabilecek, vatan edebilecek dünyada babayiğit tanımıyorum!
Yüce Türk Milleti’nden başka hiçbir milletin anası bizim analarımız kadar evlatsız kalmayı göze alamaz.
Başka hiç kimse eşini, yârini, can yoldaşını, hayat arkadaşını bu vatan ve ay-yıldız uğruna feda edemez.
Türk çocuğundan başka hiçbir çocuk bizim gibi babasız kalmayı, babasız büyümeyi kabullenemez.
Hiç kimse bizim inandığımız kadar şehitlik kavramının yüceliğine, büyüklüğüne inanamaz.
Dünyada hiçbir yiğit arkadaşının şehit olduğu mevzileri hemen onun ardından doldurmak üzere Allah Allah nidalarıyla atılıp, Allah’a koşamaz.
Yüreğimiz yanar.
Acısı dinmez.
Yaşayan bilir.
Ancak kimsede bu mertebeye ulaşmak için çekingenlik göstermez.
Hiçbir ana oğlunu askere göndermekten kaçınmaz.
Muzaffer Tufaner!...
Yozgat’ın son yiğit şehidi.
Hakkını helal et…