Acaba ile başlayalım soruya;
Kontör çetesinin tuzağına düşen bir yığın insanın hepsi mi saf ileriyi göremeyenler mi ki, milyonlarca para kaptırmışlardır? Çetenin iddia ettiği suçlardan! birisiyle anılmak “anayın adı, babayın adı?” sorgusu sürecinde, en azından altı ay, bir yıl içerde yatmayı göze almak demektir. Paraları şıkır, şıkır ödeyenlerin korkuları budur.
İftira belasının bulaşmadığı kişi ve kurum yoktur. Burası Türkiye ise…
Vatandaş adaletine güvenmiş olsa, bir telefonda hiç tanımadığı kişi ve kişilerin oyunlarına gelmez, gelemez… “Ben iftirayı nasıl temizlerim, örnekler ortada” deyip, milyonları tezgahçılara kaptırmışlardır. Polis telsiz! sesini duyanların o anda zaten felekleri şaşmaktadır. Telefon dinlemeleriyle, küçük aletlerle, fotoğraf çekimleriyle, toplum paranoyaya sürüklenmiştir. Ruh sağlıkları alabildiğine bozulmuştur. Türkiye’de çok sık kullanılan ve atasözü olmuş bir deyim vardır, “Allah devlet kapısına kimseyi düşürmesin.” – Amin. S.T.- Bu nasıl bir anlayış ve korkudur ki, vatandaş devlet kapısına adım atmaktan ürkmektedir…?
Atasözünü dualarının baş sırasına yerleştirmiştir…? Nasıl yerleştirmesin ki, telefonda konuşurken yapılan bir espri veya şaka iddianamelerde önüne konulabilinir. Artık espri, şaka türü takılmalar tarih olmuştur.
Şuanda adalet halen yaşıyorsa, Allah sevgi ve korkusunu içinde taşıyan, vatan, halk sevgisini kutsal bir görev addeden, hakim, savcılar sayesindedir. Adam gibi adamlarla ayakta durmaktadır.
Siz ne kadar düzgün bir insan olsanız, kanunlara, nizamlara uygun yaşasanız, kuru bir iftira ile itibarsızlaştırılan sınıfına rahatlıkla itilebilirsiniz. Vatandaşın korkusu budur. Şüpheli!
Sıfatını yapıştırdıkları an, suçlu ve çete mensubu! olarak her kim, kimler servis yapıyorlarsa, daha sizin ifadenizin ardından, adliyeye gitmeden gazetelerde yerinizi alıyorsunuz. Savcı sizi dinleme gereği görmediği halde, birileri “Gazete ve servis yapanlar” kendilerini hem savcı, hem hakim yerine koyup mahkum etmektedirler. Tarih ileride bu tip kişileri nasıl yad eder şimdiden bilemeyiz…! Ama yaptıkları da yanlarına kar kalmaktadır. En azından şimdilik işler böyle yürümektedir…
İnsanlar suçsuz yere şüpheli! olarak gözaltına alınmış ne servis edenlerin umurundadır ne de yazanların… Oysa ki, hazırlık tahkikatı gizlidir. Açıklanamaz. Kişi mahkumiyet alana kadar masumdur, bunlar bu memlekette hiç nazar-ı itibare alınmaz. Nerde kaldı kişi dokunulmazlığı nereye gitti?! Kişi hak ve hürriyeti…? Sayın ilgili ve yetkililer; insan hakları diye bir kavram vardır. Şüpheli sıfatı adı altında, insanların teşhir edilerek itibarsızlaştırmaları,
Hammurabiden günümüze, Roma ceza hukukunda da mevcut değildir. “Çamur at izi kalsın.” zihniyetinin sürdürülmesi, küskün bir toplum oluşturmasının yanı sıra devlete güveni sarsmaktadır. Ve onun içinde vatandaş “Allah devlet kapısına düşmanımı düşürmesin.” diye dua eder. Bendeniz de aynı duaya canı yürekten katılmakla birlikte, ayrıca yüce Rabbim, kalemini cellat gibi kullanan ve onlara servis edenlerden de koru, diye ekleme yapıyorum. Ey okuyucu, sizler bu dualara ister katılır, isterseniz katılmazsınız, o sizlere kalmış…