Ülkemizde hayvancılığın desteklenmesi yerine ithal et getirilmesi yüksek olan et fiyatının düşürülmesine neden olmadığı gibi birçok sorunlarında beraberinde getirecektir. Eğer besici ve üretici yeterince desteklenirse ithal et ihtiyacımız kalmadığı gibi yüksek olan et fiyatları kendiliğinden düşer ve normal seyrine gelir.
Hayvancılığı geliştirecek köklü çözümler üretmek yerine popülist bir yaklaşımla et ithalatının tekrar gündemde olması ve gerçekleşmesi büyük bir yanlıştır.
Umarız hükümet bu yanlış davranışından dönerek hayvancılık sektörünü tam anlamıyla destekler. Serbest piyasa ekonomisi şartlarında tüm emtia ve gıda fiyatları arz-talep dengesi içerisinde oluşmaktadır. Muhafaza ve stok şartlarının zorluğu nedeniyle, fiyatı üzerinde spekülasyon yapılabilecek en son ürün ettir. Etin kaynağı olan besisini almış canlı hayvanın spekülatif amaçla bekletmek her türlü bilimsel yaklaşıma ters olduğu gibi ekonomik de değildir. Ayrıca etin spekülatif amaçla bekletilmesi için yeterli depolama imkanları da bulunmamaktadır. Bugün fiyatlar yüksek bulunuyorsa tek bir nedeni vardır. Özellikle küçükbaş hayvan başta olmak üzere arz eksikliği ve uygulanan yanlış hayvancılık politikalarıdır.
Her devletin halkına sağlıklı ve yeterli kırmızı et tüketebileceği şartları oluşturması temel görevidir. Halkın alım gücündeki sıkıntılara ve piyasa şartlarındaki olumsuzluklara karşılık, bizim gibi ülkeler için ithalat hiçbir zaman gündeme getirilmemesi gereken bir konu olduğu gibi vazgeçilmesi gerekir.
Hükümetin et ithalatı hayvancılık sektörüne darbe vurduğu gibi krizin artmasına neden olacaktır. Piyasadaki et fiyatlarının yüksekliğinin sorumlusu besiciler değildir. Son birkaç ay içindeki artış dışında geçen yıla baktığınızda et ve süt fiyatlarında artış yaşanmadı. Kaldı ki, Bunun sonucunda önemli birçok et firması zarar nedeniyle battı. Birçok besici de hayvancılık yapmaktan vazgeçmiştir. Sattığı sütün karşılığını alamayan çok sayıda hayvan yetiştiricisi süt ineklerini kestirmiştir. Et fiyatları ele alınırken yem, işçilik ve mazot gibi girdiler de göz önünde tutulmalıdır. İthal etin başlamasıyla birlikte Türkiye'deki 17 milyon insanın geçimini sağladığı tarım sektörüyle birlikte besicilerimiz ve üreticilerimiz zor durumda kalacaktır. 1980'li yıllarda menşei belli olmayan bufolo ve hastalıklı etler ülkemize sokuldu. Bunun sonucu olarak da insanlarımızda hastalıklar arttı. Avrupa Birliği ülkelerinde deli dana hastalığı yayılırken ikinci kalite sığır etleri bizlere yedirilmedi mi? Tüketicinin hakları korunduğu kadar üreticinin de hakları korunmalıdır. Canlı hayvan sayısı kayıt altına alınmalı ve reel hayvan nüfusu belirlenmelidir. Ayrıca Türkiye'nin damızlık düve ve ya altı aylık erkek dana açığı çözümlenmelidir.
Türkiye'nin sahip olduğu hayvancılık potansiyelini daha iyi değerlendirebilmesi için aşağıdaki çalışmaların yapılması gerekir.
Hayvan soyları ıslah edilmeli, Otlaklar ıslah edilmeli ve korunmalı, Besi ve ahır hayvancılığı yaygınlaştırılmalı, Erken kesim önlenmeli, Yem üretimi artırılmalı, Hayvan hastalıkları ile mücadele edilmeli, Üreticilere krediler sağlanmalı ve pazarlama imkanları artırılmalıdır. Hükümet bu yanlış ve tehlikeli uygulamaya başlamadan önce hayvancılığımızı siyasi tartışmalardan uzak bir devlet politikası şeklinde ele alarak, 2011 yılını "hayvancılık yılı" olarak ilan etmesinin yanında her alanda tarım ve hayvancılığımız desteklenmelidir. İthal et çözüm değil, çözüm hayvancılığa sahip çıkmaktır.