YOZGAT insanı yıllardır istiyor ama alamıyor. Daha doğrusu inanarak, olması gerektiğini yürekten ifade ederek ortaya çıkıldığında, talep ettiklerine kavuşuyor. 'İstiyormuş' gibi yapılanlar ise sadece gündemi meşgul ediyor, ötesine bir türlü geçilemiyor. Tartışılıyor...
Yıllar öncesinde var olan, bir şekilde başka bir şehre taşınılan Askeri Birliklerin yeniden Yozgat'ta kurulması isteniyor. Bazıları ise buna karşı çıkıyor. Yaşanılan ikilem talebi 'istenmiş gibi' konumuna düşürüyor. 'Acemi Birliğimizi istiyoruz' diye pankart açılıyor. 'Ne acemi birliği size usta birliği yakışır' denildiğinde, pankart toplanıp, alkışlar ayyuka çıkıyor. Çelişki başlıyor...
Son günlerde Türkiye gündemini kısa dönem askerlik konusu meşgul ediyor. Konu ilk gündeme geldiği günden itibaren sosyal medya hesaplarından paylaşımlarda bulunuldu, 'Paralı askerlik eğitimleri Yozgat'ta yapılsın!' diye. Kimisi destek verdi. Kimileri 'gelse ne olacak?' deyip, tepki gösterdi...
Diğer illerin milletvekilleri çıktı, Askeri birlikler arasında kendi illerinin de yer alacağını belirtip, 'Bedelli askerlik, şehir ekonomisine katkı sağlayacaktır' dedi, taleplerini ilgili makamlara iletti. Komiteler oluşturuldu. Yozgat, sosyal medya hesabından öteye gidemedi. Gitmeyecek de. Çünkü, Yozgat'ta yaşayanlar da, Yozgat'ı yönetenler de, Yozgat'a acemi birliğinin gelebileceği ihtimaline inanmıyor. İnanmış olsalar bile bunun külfetinin altında kalkabilme zahmetini gözlerine kestiremiyor. O yüzden 'istiyorlarmış gibi' görünmeyi tercih ediyorlar. Sosyal medya hesaplarından yapılan 'cılız' çağrıları, paylaşma zahmetine bile katlanmadan, beğeni ile yetinmeyi tercih ediyorlar. Hal böyle olunca da 'verirseniz verin, vermezseniz de önemli değil' mantığı ortaya çıkıveriyor. Verilmiyor...
Eğer Yozgatlılar olarak bedelli askerlik yapacakların Yozgat'a eğitim almalarını gerçek manada istemiş olsak, hazırlanan taslak listeye dahil oluruz. Şüphem yok. Ama istemiyoruz. Sadece 'itiyormuş gibi' yapıyoruz. Korkularımız var. Kendimize, bu şehre, bu ile biçilen elbiseyi giyiyoruz. Darmış, bolmuş, yırtıkmış, kirliymiş, paslıymış bakmıyoruz. 'Bu memlekete paslı çivi çakanın duacısıyız' diyerek, şükrediyoruz. 'Paslı çivi' ne demek!.. Bizleri paslı çiviye muhtaç edenleri sorgulamak yerine alkışladığımız süre içerisinde, daha iyisini, daha güzelini talep etmek yerine boynumuzu büktüğümüz süre içerisinde, bize biçtikleri elbiseyi giyer, paslı çivilerle yetinmeye devam ederiz...
Bu şehre, bu ile bugüne kadar çakılan paslı çivileri çıkartabilmek için uğraşıyoruz. Örnek mi istiyorsunuz. Uzağa gitmenize gerek yok. İşte Abide İşhanı. İşte Tol Çarşı. İşte Ticaret Merkezi. İşte Lise Caddesi. İşte, Köprülü Kavşak. Saat Kulesi'nin etrafında atacağınız bir tur ile paslı çivileri görürsünüz. O paslı çiviler çakılırken, çakanlara 'dua edenler' şimdi neler neler söylüyor, hepimiz/hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Gelin samimiyetimizi ortaya koyalım. Taleplerimizi 'istiyormuş gibi' değil, inanarak isteyelim ki, olsun...
DÜNDEN BUGÜNE, BUGÜNDEN YARINA
Takip Çadırı’na Ziyaret...
TÜRK Haber Sen Genel Başkanı İsmail Karadavut, Türk Kamu Sen Yozgat İl Temsilciliğinin Cumhuriyet Parkındaki çadırını 16 Ağustos 2003 tarihinde ziyaret etti, basın toplantısı düzenledi. Türkiye Kamu Sen Genel Basın Sekreterliği görevini de yürüten Türk Haber Sen Genel Başkanı Karadavut, devam eden toplu iş görüşmelerinde, Uzlaşma Kurulu kararlarının uygulanmaması halinde, görüşmelerin tıkanacağını söyledi. Karadavut, “2002 yılındaki toplu görüşme sürecinde ortaya çıkan Uzlaşma Kurulu kararlarının uygulanması bizim için önemlidir. Böylece hukuki bir boşluk tamamlanmış olacaktır. Aksi takdirde bu yıl yapılan toplu görüşmenin bir anlamı olmayacaktır. Bu gerçekleşmediği takdirde toplu görüşmelerin tıkanması gerekçesi olarak kabul edilecektir" dedi.
