Kıymetli okuyucular hepinize tekrar merhaba diyorum. Bugün sizlere bu hafta içerisinde 1. yılını tamamlayacak olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nu tanıtmaya çalışacağız. İş Sağlığı ve Güvenliği nedir sorusunu kısaca cevaplamaya çalışırsak; işyerlerinde üretimin sürekliliğinin sağlanması adına çalışanların korunması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi faaliyetlerinin bütünüdür diyerek geniş bir tanımlama yapmış oluruz. 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 6631 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile o güne kadarki mevcut iş yasalarından farklı olarak bağımsız bir kanunla soruna yeni bakış açısı ve kurallar ortaya konulmuştur. Kanunla iş sağlığı ve güvenliğinin işyerlerinde benimsenmesi, yönetilip uygulamaya konulması ve sürekli gözden geçirilmesiyle sağlanacak bir sistem oluşturulmuştur. Getirilen ve aşağıda açıklamaya çalışacağımız yeni düzenlemelerle en iyi koşullar hedeflenerek, işyerlerinin mevcut durumunun iyileştirilmesi ve devamlılığının sağlanması amaçlanmaktadır.
Bu sistemin işleyişinde işverenlere ciddi sorumluluklar yüklenilmiş bulunmaktadır. Kanun özellikle kapsamı açısından bundan önceki kanunlarda yer almayan “çalışan” ibaresini kullanarak - ki bu nokta önemli - kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlarına faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağını bildirmiştir. Dolayısıyla eskiden sadece işçi ve işverenlerine uygulanan kanun hükümleri artık 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında sayılmış olan memur ve sözleşmeli personele de uygulanmak zorundadır. Ancak beş maddede sınırlı olmak üzere kapsam dışında bırakılan yerler de bulunmaktadır. Bunlar,
a) Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri.
b) Afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri.
c) Ev hizmetleri.
ç) Çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar.
d) Hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan işyurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetleridir.
Kanunla işverene ciddi sorumluluklar yüklendiğini belirtmiştik. Bu sorumlukları kısaca sıralayacak olursak; İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a) Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b) İşyerinde alınan iş sağlığı  ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c) Risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
ç) Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu göz önüne alır.
d) Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışındaki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.
İşverene yukarıda yazılı olanlar ile bunların dışında işyerinde uygulanması gerekli iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri yerine getirebilmesi için, kanun koyucu tarafından çeşitli düzenlemeler öngörülmüştür. Bu düzenlemelerin en önemlileri iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekimidir. İş sağlığı ve güvenliği konularında işverene en büyük desteği bu profesyoneller sağlayacaktır. İş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri, özel eğitim görmüş, mesleki yeterlilikleri güvence altına alınmış, iş sağlığı ve güvenliği alanında yetkinleşmiş kişilerdir. Kanunda; mesleki risklerin önlenmesi ve bu risklerden korunulmasına yönelik çalışmaları da kapsayacak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması için işverene, çalışanları arasından iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli görevlendirmek ya da çalışanları arasında belirlenen niteliklere sahip personel bulunmaması hâlinde, bu hizmetin tamamını veya bir kısmını ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak yerine getirmek yetkisi verilmiştir.
İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarının görev sınırları kanunda ayrıca çizilmiş bulunmaktadır. İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları görevlendirildikleri işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili alınması gereken tedbirleri işverene yazılı olarak bildirir; bildirilen hususlardan hayati tehlike arz edenlerin işveren tarafından yerine getirilmemesi hâlinde, bu hususu Bakanlığın yetkili birimine bildirir. Hizmet sunan kuruluşlar ile işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanları, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yürütülmesindeki ihmallerinden dolayı, hizmet sundukları işverene karşı sorumludur. Çalışanın ölümü veya maluliyetiyle sonuçlanacak şekilde vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olan iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde ihmali tespit edilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanının yetki belgesi askıya alınacaktır.
Yukarıda kısaca açıklamaya çalıştığımız  üzere iş sağlığı ve güvenliği alanında müstakilen çıkarılmış olan kanun çalışma yaşamına farklı kavramlar ve uygulamalar getirmiş bulunmaktadır. Bütüncül bakış açısı ile birlikte kanun tüm işyerlerini tehlike sınıflarına göre üç kategoriye ayırmış ve işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırma ile daha sonra bahsedeceğimiz diğer kriterleri bu tehlike sınıflarına göre farklı kurallara bağlamıştır. Kanunla işyerleri çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli olmak üzere üç sınıfa ayrılmıştır. Bu üç sınıfta, profesyonellik derecesi denilebilecek üç ayrı belgeden birine sahip iş güvenliği uzmanı istihdam etme zorunluluğu bulunmaktadır. İş güvenliği uzmanlarının görev alabilmeleri için; çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde (A) sınıfı, tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde en az (B) sınıfı, az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde ise en az (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olmaları şartı aranacaktır. İşyeri tehlike sınıflarının belirlenmesinde o işyerinde yapılmakta olan asıl iş dikkate alınacaktır. İşyerlerinin büyüklüğü doğrultusunda, çalışan sayısı baz alınarak –ki her çalışan için alınacak hizmetin saat bazlı karşılığı tehlike sınıfına göre belirlenmiş ve yayımlanmıştır- belirlenen çalışma süresi nedeniyle işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının tam süreli görevlendirilmesi gereken durumlarda; işveren, işyeri sağlık ve güvenlik birimi kurmak zorunda bırakılmıştır. Bu işyerlerinde işverenlikçe tam süreli uzman ve hekim bulundurarak daha sonra değineceğimiz hizmetlerin eksiksiz şekilde yerine getirilmesinin sağlanması hedeflenmektedir.
Tehlike sınıflarına göre işyerlerine örnek vermek gerekirse; Bakkal ve marketlerde yapılan perakende ticaret, pastane ürünleri imalatı az tehlikeli; ayakkabı, terlik, mağaza mobilyaları imalatı tehlikeli, demir veya çelikten sıcak veya soğuk metal işleri çok tehlikeli sınıflarda yer alan işyerleridir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 6331 sayılı kanunla işverenlere yükümlülükler getirmekle birlikte, özellikle küçük ölçekli diyebileceğimiz bazı işletmeleri kanun yoluyla destekleme yönünde de düzenlemeler getirmiştir. Bu doğrultuda; kamu kurumları hariç 10’dan az çalışanı olan ve tehlikeli veya çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin, ekonomik sürdürülebilirliklerinin sağlanması amacıyla, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin yerine getirilmesinde, Bakanlık maddi destekte bulunacaktır. Ancak, Bakanlar Kurulu, ondan az çalışanı bulunanlardan az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin de faydalanmasına karar verebilecektir.
Bugün kısaca aktarmaya çalıştığımız kanunun getirdiği, çalışan temsilcisi, iş sağlığı ve güvenliği kurulu, risk değerlendirmesi, acil durum planı v.s. gibi birçok yeni kavram daha bulunmaktadır. Kanunun yürürlük tarihinin ertelenmesine ilişkin de kamuoyuna yansıdığı kadarı ile birçok girişim bulunmaktadır. İnşallah önümüzdeki yazımızda bu yeni kavramlar ve yürürlüğe giren hususları tartışmaya devam edeceğiz. Herkese iyi haftalar dilerim. Selamlar …