İnsanın akli dengesini, sinir sistemini bozan, vücudunu tahrip ederek onu mutlak bir ölüme götüren narkotikler yani uyuşturucu maddelerin kullanımı dinimizce yasaklanmış, men edilmiştir. İnsanın kendini öldürmesi de haramdır. Gençlerin uyuşturucu tacirlerinin ve kötü arkadaşlarının tuzağına düşmeleri için herkesin üzerine düşeni yapması şarttır.
Bir kez kullanımla başlayan, arkadaş t5eşviki ile adım atılan ve daha sonra kişiyi ölüme götüren bu kötü alışkanlıklara karşı kişiyi korumak hepimizin görevidir. Alışkanlığa dönüşen ve insanlık onurunu zedeleyen uyuşturucu ve kötü alışkanlıklara karşı çocuklarımızı uyarmamız gerekiyor.
Kara para adına, kazanç temin etmek maksadıyla gözü para hırsı ile dolmuş, insanlığın katlini hedef edinmiş, bundan zevk alan meslek edinen insanlık düşmanı kişilerle, şahıslarla, gruplarla mücadele etmek hepimizin görevi olmalıdır. Özellikle gençleri hedef alan genç yaşta alışkanlığı teşvik eden, kara paranın peşinde olan insanları bu amaç için kullanan insan katili gruplarla mücadele milli bir görevdir.
Uyuşturucu kullanımına alışmak, uyuşturucuya bulaşmak, bile bile ölüme gitmektir. İnsanlığın katli diyebileceğimiz bu alışkanlık maalesef masum duygularla başlıyor. Bir kez kullanmakla bir şey olmaz ısrarı ya da arkadaş teşviki ile adım atılan bu alışkanlık insanı yavaş yavaş bitiriyor, yıpratıyor ve ölüme götürüyor.
Ne yazık ki, büyük şehirlerde görüldüğünü düşündüğümüz bu kötü alışkanlıklar Anadolu’ya küçük şehirlere, kasabalara taşınarak yaygınlaşmakta, kullanıcı sayısı artırılmakta ve satış ağı geniş bir alana taşınmaktadır.
Emniyet Teşklatımızın bu manada ciddi tedbirler aldığını, kaçakçılıkla ve uyuşturucu ile mücadele ettiklerini görüyor mutlu oluyoruz. Ancak yetmiyor. Bu kötülüğe karşı toplum olarak hepimizin tedbir alıp, toplum olarak mücadele etmemiz gerekiyor.
Yozgat bu ağın dışında mı? Elbette hayır. Çok bilinçli olarak Anadolu’ya yaılan, Anadolu’daki temiz gençleri zehirlemeyi planlayan kara paranın karanlık şahısları tüm illerde faaliyet gösteriyorlar. Yozgat’ta bu çirkin ağın içerisindedir. Bunlar emniyetin bilgisinde ve takibi altındalar ancak çevreye verdikleri zarar asgariye indirilmiş değildir.
Çok iyi biliyoruz ki, ailelerde mağdur, anne-baba zor durumda. Uyuşturucu bulamayan bağımlılar poşet ve ilaçlarla kendilerini tatmin etmekte bazen de taşkın davranışlarla çevresine zarar verebilmektedirler. Camiden çıkan insanları bile hedef aldıklarına göre gerisini varın siz hesap edin…
Diyeceğimiz şu ki, sadece emniyet tedbirleri yeterli değil ama; emniyet tedbirlerini de elden bırakmamak şartıyla, ailelerin uyarılması, gençlerin bilgilendirilmesi, okul öğrencilerinin seminerlerle uyarılması çok önemlidir. Bunlara karşı alınacak tedbirler, alışkanlığa karşı uyarılar, bağımlılığa düşmüş insanların kurtarılması devlet eliyle devam etmelidir.
Ailelere düşen görevler de çok. Ancak bazen aileler bu konularda yetersiz kalabiliyorlar. Sonuçta bağımlı gençler ailelerine de zarar verebiliyorlar. Anne babayı döven, söven, baskı yapan, perişan eden bağımlılar ibret olarak ele alınmalı bu tür görüntülerle gençlerimiz uyarılmalıdır.
Böylesine bir rezilliği kimse onaylamamasına rağmen dünyayı saran bir uyuşturucu ağından, çok ciddi boyutlara ulaşan bu kara para naklinden söz ediyorsunuz. Sonuç satıcı için de, kullanıcı için de, hatta para kazandığını zanneden bu zavallılar için de felakete dönüşüyor.
Uyuşturucuyla mücadele hepimizin görevi. “Bana değmeyen yılan bin yaşasın” diyen herkes uyuşturucu ağının tehdidi altındadırlar. Uyuşturucu tacirlerinin hedefi gençler de olsa, deprem ağı tüm toplumu kapsamaktadır. Evet gerçek anlamda bunun adı: “İnsanlık katli”dir. İnsanlık onurunun, şahsiyetinin katlidir. Son pişmanlık hiç kimseyi kurtarmıyor, kurtarmayacaktır da…
Bu alanda mücadele eden emniyet güçlerimizi desteklediğimizi, alkışladığımızı ifade edelim. Yozgat’ı da göz ardı etmesinler. Onlar biliyor ama; bağımlıların varlığını, kontrol altında tutup, çevreye zarar vermelerine mani olmak gerekiyor.