Herkesin bir sebebi vardır kendince. Kimisi sanata verdiği değer için, kimisi can sıkıntısından, kimisi verilen mesajı almak için, kimisi gülüp kafa dağıtmak için gider sinema salonlarına… Bana göre verilen mesajı almak için giden seyirci en bilinçli sinema seyircisidir. Zira milyonlarca, belki de milyarlarca insanı aynı anda etkisi altına alabilen bu yapıtlar tahmin edemediğimiz gizli mesajlarla doludur.
Özellikle Hollywood yapımı filmlerin neredeye tamamında hep aynı mesaj vardır. “Süper Güç Amerika.”
Yıllardır izlediğimiz filmlerde Amerika’nın yenildiği hiç görülmemiştir. Mutlaka bir kahramanımız vardır ve kötü adamları birer birer yok eder. Karşısında bazen İslami Terör örgütleri, bazen uzaylılar, bazen robotlar, bazense doğal afetler vardır. İlk başta çaresiz kalan Amerikan halkı ve Amerikan ordusu el ele vererek olayları tersine çevirir ve kazanan taraf olur.
Karşımızda son teknoloji ürünü silahları olan uzaylılar da olsa bizi yenemezler. Yani Amerika yenilmezdir mesajı verilir.  Ey dünya halkları ayağınızı denk alın biz süper gücüz demeye getirirler sözü.
Filmlerinde olaylar çok hızlı geliştiğinden verilen bu mesajları hemen fark edemeyiz ve benzer filmleri sık sık izlediğimizden bilinçaltımızda bir algı oluşur. Dünyanın hemen hemen her ülkesinde sinema sektörünü Amerika’nın kontrol etmesinin nedenlerinden biriside budur. Tüm dünyada Amerika yenilmezdir algısı oluşturup psikolojik üstünlüğü sağlamaktır.
Ne yazık ki ülkemizde sinema sektörü hala istenilen düzeyde değil. Köklü bir tarihi olmayan Amerika bile bir Irak savaşını birçok filme konu edinmişken, destanlar yazan bir ecdada sahip bizler hala aşk dizileriyle uğraşıyoruz. Halkımız tarihi filmleri oldukça seviyor. Dizi bazında baktığımızda çok gerçekçi olmasa da Muhteşem Yüzyıl adlı diziye olan ilgi oldukça fazla, sinemadaysa durum farklı değil Fetih 1453 filmi hala ülkemizin en çok izlenen filmi.
Demem o ki iç ve dış politikada Amerika’nın yıllardır kullandığı sinema sektörünü biz neden kullanamayalım? Birçok Türk dizisini yurt dışına özellikle Arap ülkelerine ihraç ediyoruz. Uyanık yapımcılarımız, senaristlerimiz, yönetmenlerimiz bu dizilerin arasına tıpkı Hollywood filmlerinde ki gibi mesajlar yerleştirse olmaz mı?
Türkiye’nin ne kadar yardımsever, barışçıl veyahut başka ne sıfatımız varsa bunları beyaz perdeye, televizyonlara taşısak olmaz mı? Amerika bu işi öylesine ciddiye almış ki sosyologlar, psikologlar bile filmlerin yapım-yazım aşamasında görevliler. Mademki bölgemizde gücü ve yönetimi elinde bulunduran ülke olmak gibi bir hedefimiz var tüm unsurlarımızla mücadele etmeliyiz diye düşünüyorum. Bilmiyorum siz ne düşünürsünüz?