Yozgat'ta devam eden siyasi atmosferin içerisinde yer alıp, görüş belirtmekten mümkün olduğunca uzak durmaya çalışmış olsam da bazen, isyankar ruhum buna izin vermiyor, zaman zaman depreşiveriyor, yaşananlar karşısında... 
'Tüm adaylar uzun bir süredir, göreve geldikleri zaman yapacakları, yapmayı düşündükleri hizmetleri, projeleri sıralıyorlar, düzenledikleri çeşitli toplantılarla bunları halka anlatmaya çalışıyorlar ama nafile bir uğraş bu...
Yozgat, seçilmişler tarafından değil, atanmışlar tarafından yönetilip, birinci derecede söz sahibi oldukları süre içerisinde ''Yapacağız, edeceğizler'' gibi söylemler sadece sözde kalır, özünde ''Hikaye'' olmaktan öteye gitmez. Bu güne kadar da zaten gitmemiştir. 
Dün iktidar partisinin adayı Kazım Arslan, daha önce de MHP adayı Uğur Bektaş ve Bağımsız Belediye Başkanı Bekir Korkmaz projelerini açıklamış, yapacaklarını sıralamışlardı. CHP adayı Selahattin Koştan ve Saadet Partisi adayı Mustafa Canbolat ise basın toplantılarında yapacaklarını dillendirmişlerdi. Hepsininde söylemlerinin afaki, ayaklarının yere basar bir tarafının olduğunu düşünmüyorum. Hepsinin de bizlere hikaye anlattıkları kanaatindeyim. Buna inanıyorum...
Neden mi?...
Yozgat'taki otopark sorununu çözeceklerini söylüyorlar. Hepsinin kendisine göre bir projesi ve düşüncesi mevcut. Sormak isterim ''Çok Katlı'' en az beşyüz-bin araç kapasiteli bir otopark yapılınca sorun çözülüyor mu?... 
Bence çözülmez!...
Çünkü, sorun otoparkın bulunup, bulunmaması değil. Sorun, otopark yaparken, diğer sorunları da ortadan kaldırmakla ilgilidir. Eğer siz şehir içi trafiği düzene sokmazsanız, ikiz binaların yerine yapacağınız 10 bin araç kapasiteli otopark size bakar, siz de ona bakarsınız, Lise Caddesi, Meydan Yeri, E-88 Karayolu ve diğer caddeler yine otopark olarak kullanılmaya devam eder. Park sorununu yol sorununu çözmeden çözme şansınız yok. Yol sorununu çözebilmeniz için de imarınızı  yeniden gözden geçirip, gökyüzüne çıkmak yerine daha geniş alanlara yaymak durumundasınız...
İşte bunu yapamazsınız...
Çünkü, siz göreve gelinceye kadar, bizim seçtiklerimiz görevi üstleninceye kadar atanmışlar bu şehri yaşanılmaz olmaktan çıkarabilmek için çaba sarfediyorlar. Sanki yangından mal kaçırmak istercesine hareket ediyorlar. İki yıl önce görkemli törenle açtıkları spor tesisini yıkıp, yerine biran önce İmam Hatip Kompleksinin temelini atabilmek için mücadele veriyorlar. Yetmiyor, Hükümet Konağı ile ilgili tasarrufta bulunup, biran önce ihalesini yapıp, seçilmişlerin önünü kapatmaya çalışıyorlar...
Peki siz ne yapıyorsunuz?...
''Dur be kardeşim, bu ne acele!'' demek yerine, ''Yapacağız, edeceğiz'' ile zaman geçiriyorsunuz. Atı alan Üsküdar'ı geçtikten sonra ise, önümüzdeki beş yıllık süreç içerisinde, anlatılan hikayeleri neden ve nasıl hayata geçiremediğinizin mazeretlerini sıralayıp, daha sonraki beş yıl için yetki talebinde bulunacaksınız...
Velhasıl, hepsi hikayeden ibaret projeler olmaması dileği ile...