Bu haftaki köşe yazımda, bir konu değil bir kaç soruna değinmek istiyorum...
Öncelikle yaşanan, ancak çoğu kesimin fark edemediği gizli ekonomik krizden bahsetmek istiyorum.
Hiç kimse itiraf etmese de, derin bir kaos yaşanıyor.
Bankalar hınca hınç insan dolu ama ne hikmetse piyasada yaprak kıpırdamıyor.
Çok değil bir kaç yıl öncesinde makul, cazip faiz oranları ile kandırıldığımız günleri hatırlayalım…
O günler aslında bugünlerin habercisiymiş de bizler tahmin edememişiz.
Geleceğimizi tüketmiş, geleceğimizi yok etmişiz.
Şimdi insanlar (a) bankasından maaş alıp (b) bankasına araba kredisini, (c) bankasına da ev kredisini yatırıyor.
Tabii bu arada kredi kartları için de banka banka geziyor. Bu nedenle de piyasalarda sıcak para dönmüyor.
İkinci konu, krediler, faizler denmişken, hiç anlayamadığım ve bana göre yel değirmenleri ile savaşan Don Kişot'tan daha cesur, yürekli insanların, hiç görmedikleri maketten hayali evlere milyarlarını yatırması.
İnanın hiç aklım basmaz, kağıt üstündeki maketlerle sunum yapılan evleri satın alan insanlara... Ki bir kaç yıldır devam eden siteler, evler öyle güzel üç boyutlu halle getiriliyor ki almamak elde değil ama çevreme şöyle bir baktığımda görüyorum ki bitirilmiş hiç bir site maketlerdeki üç boyutlular gibi değil.
Çevre düzenlemesi yok, yalıtım yok, dizaynı yok, parklar bahçeler, yürüyüş parkurları, hiç biri yok...
Yani kalitenin de yerlerde süründüğü dört duvarı, bir çatısı olan koca koca binalar.
Maketler ise bir sonraki insanları kandırmak için raflara kaldırılıyor.
Bana göre kandırılmaktan başka bir izahı yok bu hayali ev satışlarının.
Evi teslim aldıktan sonra da hiç bir itiraz hakkınız kalmaz, havaya bakarak sahip olduğunuz devasa yapının bilmem kaçıncı katında havanızı alırsınız...
Gelelim üçüncü soruna.
Bu da kandırılmayla ilgili bir sorun.
Bu kandırılma yöntemi de, dini ve vicdani duygularımızın istismar edilerek yapılan kermes, yardım kampanyaları... Evet hele de yaz aylarında haftada iki veya üç kermeslere, yardım paneline veya toplantılarına rastlıyoruz.
Cumhuriyet meydanı hiç boş kalmıyor, Allah için....
Hepsi birbirinden leziz yiyeceklerin, kimi öğrenciye, kimi yardıma muhtaç aileye, kimi de Müslüman din kardeşlerimize gidiyor...
Bu kadar kermes geliri olduktan sonra Yozgat'ta Sosyal yardımlaşma vakfına ne gerek, değil mi?
Haftada en az üç defa gerçekleşen ve hınca hınç dolu bu kermeslerde toplanan paralarla bir iki derken tüm muhtaç insanlar kalkınırdı, tüm gençler okurdu. Ama ne hikmetse, ihtiyaç sahibi insanlar aş evlerini tıklım tıklım dolduruyorlar üç kap yemek için...
Yani sözün kısası bana ister kızın ister karşı düşünün, bu beni bağlamaz.
Benim bildiğim bu yardımlar da, kermesler de, eğlenceler de hep boş... Toplanan paralar nereye gider, ne yapılır kestiremem…
Bu yüzdende hep kandırılıdğımı düşünür, sizleride uyarmak isterim... Yardım ederken kandırılmayalım...