Herkesin malumu seçim dönemindeyiz.
İktidarı, muhalefeti ve tüm partiler topyekun seçim propagandası gerçekleştiriyor.
Seçim sürecinde gazetecilere büyük görevler düşüyor. Siyasileri seçmenle buluşturmak, vaatlerini, Yozgat için hedeflerini objektif olarak vatandaşa aktarmak gerekiyor. Hem memleketin yararına, hem mesleğin onuruna yakışan bu işi olabildiğine objektif yapabilmek.
Objektif olabilme kavramı sürekli kullanılsa da Yozgat’ta ve ülkemizde kavram herkesin kendi penceresinden değerlendirdiğiyle kalıyor maalesef.
Birde hazmedememe meselesi var ki bizi en çok zorlayan ve Yozgat’ın önünü tıkayan konuların başında geliyor bu mesele.
Öyle ki vatandaşın iktidara veryansını, eleştirisi hatta bazen sert eleştirisi misliyle iktidar kanadından verilen tepkiyle cevap buluyor.
Sindirmek, anlayış göstermek ve çözüm aramak yerine konuyu açan vatandaş ve konuyu gündeme taşıyan damgalanmak, yaftalanmak isteniyor acımasızından…
İktidar kanadında durum bu iken muhalefette farklı mı?
Muhalefetinde eksiğini, yanlışını veya yaptığı siyaset tarzını eleştirenler çıkıyor elbet.
Onları gündeme getirdiğinizde ise yine yaftalanmak, damgalanmak hatta kalemini satmak ile itham ediliyorsun.
Bilen yok ki, dinleyen yok ki, kulak asan yok ki, Yozgat’ın bilmem ne köyündeki çiftçi geçinemediğini söylerken siyaset yapsın, paralel olsun, muhalefet olsun, MHP’li, CHP’li olsun…
Bilen yok ki Yozgat’ın bilmem ne beldesindeki bir vatandaş muhalefete güvenemediğini ifade ederken, yetersiz gördüğünü dile getirirken, geçmişi hatırlatırken doğrudan AK Parti’li olmadığını, sempatizan olmadığını, kişisel yüksem menfaat beklentisinde olmadığını ve masumane, acizane bir vatandaş, bir seçmen, bir yurttaş eleştirisi yaptığını…
Gelin seçmene sade vatandaş gözüyle bakın.
Kaşını gözünü, lafını sözünü inceleyerek iktidar yanlısı, muhalefet, paralel, CHP’li gibi kavramlarla yaftalamayın.
Ne istiyor onu dinleyin, neye itiraz ediyor onu anlayın.
Bunu yaptığınızda yine siz kazanacaksınız unutmayın…