Sevgi yoksa, hayırseverlik denilen bir kelimede olamaz, düşünülemez.
Merhamet ve sevgi ilahi bir esmadır aslına bakarsanız.
Ki, hayırseverlik de kişinin bu duyguları üzerinde inşa olmuştur.
İnsan hayatını doğruyu aramakla harcarsa görür ki, bunun için en iyi ve doğru yol iyilik yapmaktır.
Hayrın büyüğü küçüğü olmaz elbette…
Lakin hayrı bir toplumun faydasına olacak şekilde yapanlara ne mutlu!
Yozgat’ta bu bağlamda hayrını esirgemeyen müstesna insanlar var.
Bozok Üniversitesi’nin kurulmasında büyük emekleri bulunan, gayreti ve fedakarlığı tartışılmaz bir isim Sayın Erdoğan Akdağ!..
Temelinden bu güne emeğini kimse inkar edemez.
Ortaya koyduğu hayırseverlik duygusu ile Allah nurunu 450 bin nüfuslu bir ilin geleceğine aksettirmeyi başarmış bir hayırsever Sayın Akdağ!
Üniversitenin her karışında hakkı ve emeği bulunan Akdağ, kampusteki caminin yapımını da üstlendi.
Dün gün Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar’ın makamında protokolü imzalandı.
Burada Erdoğan Akdağ’ın yaptığı açıklamada ince bir nüans var hepimize örnek olması gereken.
İşte o ifadeler: “Üniversitenin gelişip büyümesi için bu güne kadar elimden geleni yaptım bundan sonra da üzerime düşeni yerine getirmeye devam edeceğim…”
Bana göre bu ifadeler Sayın Akdağ’ın yüreğindeki merhamet, yardımlaşma ve hayır duygularının ne kadar yüce ve samimi olduğunun göstergesi.
Yabancı bir filozofun bir sözü var, der ki; “Hayatı değerlendirmenin en iyi yolu onu kendinden, yani hayatın kendisinden daha uzun süren bir şey için harcamaktır” diyor.
Evet, hayırseverlik de böyle bir şey diye inanıyorum.
Erdoğan Akdağ da hayatı değerlendirmenin en iyi yolunu, yani (Allah gecinden versin) vefat ettiğinde de daha uzun süre değerlenecek yolu keşfetmiş nadir insanlardan bir tanesi.
Zira Sayın Bilal Şahin de öylesine…
Hayırseverlik noktasında bu gün burada isim telaffuz etmem dahi yanlış.
Onlar yaptıkları ile insanların gönlünde zaten yer edinmişler.
Madem söz açıldı o halde Sayın Şahin’i de göz ardı etmemek gerekir.
O da üniversitenin ve Yozgat’ın gelişiminde emeğini esirgemeyen müstesna bir değer.
Allah’ın kendilerine verdiği insanlarla paylaşabilecek kadar cömert bir dünyaları var.
Bu gün bir Erdoğan Akdağ, Bilal Şahin kolay kolay yetişecek insanlar değiller.
Hayrın büyüğü küçüğü olmaz elbette…
Lakin büyüğünü ortaya koymak, toplumun yararına, hatta yarınlarına hitap edecek eserlerin altına imza atmak hakikaten önemli bir davranış.
Bir sahil yerinde tekne yarışları yapılıyormuş; o sırada yüzen çok sayıda insan varmış ve tekne yarışlarından dolayı boğulanlar olmuş. Plajdakilerin bazıları bu durum karşısında hiçbir şey yapmamışlar; toplumda da benzer şeyler oluyor ama kurtarmaya çabalayan çok kişi var. Plajdakilerden bazıları suya atlayıp bir kişiyi kurtarmış, çok güzel. Başka bir grup insan bir tekne bulup tekneyle suya açılmış ve 20 kişinin hayatını kurtarmışlar.
Başka bir grup da yarışın organizatörlerine koşup yarışı durdurmuşlar ki daha fazla boğulan olmasın…
Yine bir başka grup bir daha asla böyle bir şeye izin veremeyiz, bu durumu değiştirmemiz gerek demiş.
İleride tekne yarışları plaja bu kadar yakın yerlerde yapılmasın, sahili bu tür yarışlara kapatalım, bunu yasal düzenlemelerle ya da kendi içimizde getireceğimiz düzenlemelerle kontrol altına alalım demişler!
Bu olaydan da anlaşılacağı üzere herkesin hayatta küçük de olsa hayır noktasında yapacağı bir şeyler vardır.
Erdoğan Akdağ, Bilal Şahin gibi toplumda belirli bir yere sahip insanların yaptıkları da,
Sıradan gece kondu evinde oturan bir insanın kalbinden geçirdiği hayır dolu bir ifade de değerlidir.
Fikirleri değerli kılan da samimiyetleri değil mi?
Önemli olan başında da söylediğim gibi Allah’ın nurunu düşkün ve kimsesizlere, topluma aksettirebilmek.
Bu bazen malla, mülkle, vermek, bazen de iyi niyet, halisane yaklaşımla…
Artık elinizde hangisi varsa…
YOZGAT RÜZGARI
Kent Park’taki çöpler!...
Evet, o lüks, modern konutlarda yaşayan insanlar çöplerden oldukça şikayetçiler.
Ne diyorlar biliyor musunuz; “Çöp konteynırları buralar için yetersiz mi? Çöp atacak yeterli konteynır yok. Onun dışında modern binaların etrafında çöp yığınları oluşmuş durumda. Burası Yozgat’ın mahallesi değil mi?”
Son dönemde sıkça aldığım şikayetlerin başında Kent Park’taki çöpler geliyor.
Yozgat Belediyesi’nin Yozgat’ı modernleştirme, güzelleştirme çalışmalarına gölge düşürecek her şeye karşıyım.
Ve yapılan onca güzel çalışmaya gölge düşürecek çöpten meselelere de kısa sürede neşter vurulması gerektiğini düşünerek bu konuyu gündeme getirmek istedim.
Kent Park’ta madem çöp sorunu var o halde çözüm bulmak gerekiyor.
Belediye Başkanı Yusuf Başer’in eminim bu durumdan haberi yoktur.
Bu günden itibaren yüzlerce insanın yaşadığı bu modern dünyadaki çöp sorununu sonlandıracağına inanıyorum.
Madem şehirleşiyor, güzelleşiyoruz o halde çöpten meseleler Avrupa Projeleri üreten bir belediyeyi oyalamamalı…