Çok mu önemli bilmem ama benim birkaç gündür aklıma takılan sorular var. Belki de içinden çıkamadığım için sizlerle paylaşmak istedim.
Ben belki insanların yapabileceği en acımasız mesleklerin başında gelen bir mesleğin mensubuyum. Gazeteciyim...Bizim mesleğimizde acıma hissi duygusallık söz konusu bile olamaz.
Bu yüzden sizde derin yaralar açan durumlar bizler için haberdir ve duygusallaşmadan içinde olmamız gereklidir.
Bu yüzdende toplumsal olaylara biraz daha objektif bakabilme yeteneğim olduğunu düşünüyorum. Bu nedenye birkaç gündür kendi iç sesimle savaşıyorum, isyanımı dışa vurmam gerektiğini ya da susup kabullenmem gerektiğini düşünmek çok yordu ve en sonunda sizlerle paylaşmak istedim…
Evet malumunuz bir haftadır ülke hatta dünya gündemini sarsan Van ilimizde meydana gelen deprem...
Yüzlerce kişinin ölmesine, binlerce kişinin evsiz kalmasına neden olan bu doğal afet beni de üzdü.
Doğa olayıdır, Allah’tan gelmiştir tesellisi biraz olsun beni rahatlatsa da gördüm ki bölücüler hala iş başında.
Menfi veya değil bana göre ayrım yapılması bölücülüktür. Kürt, Türk diye ayrılması da bana göre bölücülüktür.
Bu bölücülüğü kim yaparsa yapsın bana göre terstir gereksizdir. Onlar kürt diye yardım etmeyende bölücüdür, onlar Türk bize yardım etmesin diyen de haindir bölücüdür. Aynı kefededir benim mantığımda.
Kime kızayım bilemedim, ayrım yaptırmaya ülkeyi bölmeye çalışan densize ekmek sürenlere mi, yoksa iki üç çakalın kokusuyla öyle davranmak zorunda kalana mı?
Ve ben iki tarafa da kızdım, yardım kolilerine mayo koyanlara da, yardım kolilerini yağmalayanlara da…
Bu yüzden de gururum mutluluğum Cumhuriyetimin kuruluş günü kutlamalarını iptal edenlere de ne deyim bilemedim.
1937’de hasta yatağında yatan Mustafa Kemal Atatürk’ün doktorların tüm ısrarına rağmen intihar sayılacak da olsa hem kutlamalara katıldı, hem de kutlamaları iptal ettirmediği tarih sayfalarında mevcut... Bu yüzden öyle bir durumdan bu duruma nasıl geldik nasıl duyarsız bir toplum olduk, neden milli bayramlarımızı hiçe sayar olduk anlayamadım...
Biz ki bugün dağlarda havlayan köpeklere inat, bir hiç uğruna 20 yaşında şehit olan mehmetçiklerimizin kanını yerde koymamak adına birlik ve beraberlik mesajları veriyoruz...
Öyleyse kenetlendiğimizi görmelerini neden engelledik, neden gururumuzu paylaşmadık...
İnsan oğlu olarak yaşadığımız süre zarfında, hüznü, mutluluğu, sevinci, acıyı hep birlikte yaşamak zorundayız. Rahmetli annem böyle bir durumda ‘kimen hay günü, kimine pay günü...’ derdi.
Evet bizim günümüz bugündü biz bayramlarla, milli değerlerimizle bir yerlere geldik, daha da ileriye gideceğiz... İçimizdeki umut hiç bir zaman bitmedi bitmeyecek. Ve bizi hiç bir olay yıldıramayacak.
Bu yüzden ben herkesin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını tek tek kutladım ve o gün gönlümce eğlendim. Çünkü ben bir Cumhuriyet çocuğuyum ve bunun nimetlerinden yıllardır faydalandım. Bu yüzen bu benim bayramım, benim gibi sizlerde bu nimetlerden faydalandığınız için sizinde bayramınız.. Ve hepimizin haklı gururu...
Yani deprem, sel, çığ bir sürü felaket yaşayacağız, yaşadığımız coğrafya bu duruma müsait ve bizler daha çok canları kaybedeceğiz ama bugün okuduğum bir haberden Van’da depremden bu yana 200 çocuğun dünyaya geldiğini öğrendim. Demekki ölenle ölünmediği gibi umut hiç bir zaman bizi bırakmıyor...
Hayat edvam ediyor....