Millet olarak askeri, polisi, eğitimciyi, din görevlisini, hülasa devlet adamını baş tacı ederiz.
    Ama bu saydıklarım baş tacı ettiklerimizin en başında gelir.
    Türk milletinin sıcak kanlı yapısı, devletine bağlılığını duygusal kılmıştır.
    İşte bu yüzden Bozok Üniversitesi'nde yaşandığı iddia edilen 'ihale yolsuzluğu ve usulsüz alımlar”la ilgili olaylara ilim yuvası mantığıyla baktım.
    Nasıl olurda ilim yuvasında bunlar olur, demiyorum!
    Olma ihtimalini bir kenara bıraktım, konuşulmasını dahi kabullenemiyorum. 
    Bana göre bir üniversitede yolsuzluğun 'y' sinden bahsetmek dahi üzüntü verici!
    Bu üzüntüyü ben vatandaş olarak fazlasıyla hissediyorum.
    Olayların başlangıç noktasını ve bu günkü halini detayları ile biliyorsunuz.
    Özetle hatırlatacak olursak; Tıp Fakültesi'nin o dönemki dekanı, o dönem ki profesörü Hasan Acar'ın yolsuzluk ve usulsüz alımlarla ilgili şikayeti üzerine soruşturma başlatılmış, savcılık tarafından 5'i daire başkanı 15 kişi tutuklanarak, cezaevine gönderilmişti.
    Gelinen süreçte bu duruma şikayeti ile sebep olduğu öne sürülen o dönemki profesör Hasan Acar'ın 'Bilimsel çalışmaları yetersiz' diye profesörlüğü alınmış, ayrıca da ilişiği kesilmişti.
    Sayın Acar'a o dönem ki profesör dememin sebebi bu yüzden Sevgili Yozgatlılar.
    Sayın Acar bu gün profesör değil.
    15 ay önce kendisine bu unvanı verenler ne gariptir ki bu gün 'pardon yanlışlık oldu' diyerek, bu unvanı aldılar.
    Tüm bu yaşananların ardından bu günkü unvanı ile Doç. Dr. Hasan Acar, basın karşısına çıktı.
    Acar'ın açıklamasının her satırı bir ihbar niteliği taşıyor.
    Rektörün makam odasında kanıtlanan rüşvet iddiasından tutun da,
    Usulsüz ambulans alımı, öğrencilerin yemek paralarının iç edilmesi gibi iki elin parmak sayısından daha fazla iddia var.
    Bana göre Sayın Acar'ın her ifadesi yakından incelenmeli.
    İddialar göz önüne alınmalı, çıkan dumanın kaynağı bulunmalı.
    Acar gerekli yasal müracaatını yapmış bu olaylarla ilgili. Profesörlüğü elinden alınıp, ilişiği de kesilince uygulamanın hukuksuz olduğunu tespit etmiş, bu yönde de yasal mücadelesini sürdürmeye başlamış.
    Olaylara ilk bakan, Hasan Acar'la üniversitenin ne alıp veremediği var,
    Ya da Hasan Acar'ın derdi ne, profesörlüğü dahi elinden gitmiş diyebilir.
    Gelişmeleri yakından takip etmeyen için her yorum açık.
    Bana göre bu gün şöyle bir sorun var; akademik kariyeri zarara uğramış/uğratılmaya çalışılan bir eğitimci,
    Kurumla ilişiği kesilerek işsiz bırakılan bir insan var ortada.
    Eğer Sayın Hasan Acar'ın hakları usulsüz olarak elinden alındıysa ben inanıyorum bu er veya geç ortaya çıkacak.
    Ama bir insanın ekmeğine direk müdahale olması olayın geldiği boyutların korkunçluğunu ortaya koyuyor.
    Sayın Acar ne demiş bu güne kadar, yolsuzluk var demiş.
    Polis göz altına almış, savcılık soruşturmayı yürütüyor, nihayetinde tutuklamalar var.
    Henüz mahkeme aşaması olmadı ama yakında olacak.
    Tutuklananların tamamı serbest bırakılsa dahi bu olayın geldiği noktanın çok iyi araştırılması gerekir.İftira çok ama çok ağır bir yüktür.
    Eğer Acar üniversiteye iftira atıyor ise Bozok Üniversitesi rektörü ve yöneticilerinin bu durumu halkın huzurunda bağıra, çağıra, sesleri çıktığı kadar anlatmaları gerekiyordu.
    Bugüne kadar ben böyle bir açıklamanın yapıldığına şahit olmadım. Basın açıklamasında Hasan Acar, Sayın Rektörü şunları soruyor:
    - Üniversitemizde yaşanan bu yolsuzluklardan haberdar olmadığınızı söyleyebilir misiniz?                                                                            Haberdarsanız neden gereği için hiçbir girişiminiz olmadı?  Haberdar değilseniz bu durum görevi ihmal suçu değil mi?
    - Yolsuzluk olayların  gelişmesine herhangi bir şekilde etkiniz oldu mu? Etkiniz olduğuna inanıyorsanız neden istifa etmiyorsunuz? İstifa edince “Dokunulmazlık Zırhınızın” kalkıp      yargılanmaktan mı korkuyorsunuz?    
    - Kısıtlı imkanlarıyla Devletin Size emanet ettiği paradan her çeşit yolla kamunun son 3 yılda en az 10 milyon lira dolandırıldığını tahmin ettiğim bu olaylarla Üniversite ve zaten yoksul Yozgat halkının düştüğü duruma üzülüyor musunuz?
    - Üniversitede bugüne kadar akademisyenlerden hakkı gasp edildiği iddia edilen ve adli makamlara başvurulmasına rağmen tarafınızdan soruşturma dahi açılmayan ne kadar olay oldu? 
    - YÖK yasası gereğince her türlü suça karşı Savcılık tarafından soruşturma yapılmasını engelleyen  “Dokunulmazlık Zırhınızı” gönüllü olarak çıkarmayı düşünüyor musunuz? Düşünmüyorsanız bunun nedenini açıklayabilir misiniz?
    - Sizce bugüne kadar Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından YÖK'e gönderilen çok sayıda soruşturma açılması talebine rağmen neden hiç soruşturma açılmadı?
    Bana göre bunların dışında da yanıt bekleyen çok soru var!
    Eğer bir eğitim yuvası bu denli iddiaların konuşulduğu bir yer haline geldiyse, vatandaşın da sorması gereken bir şeylerin olduğunu düşünüyorum?