Gecikmeli görüp, tanıyabildiği bir bölgelerden birisidir, Sorgun ilçesinin Karakız Köyü'ndeki Hititlerin Heykel Atölyesi'nin yer aldığı Hapis Boğazı olarak adlandırılan alan. Henüz belde olmadan bile gidip, gördüğüm bir yerleşim alanı olmasına karşın...
Şahmuratlı yakınındaki Kerkenez dağı; Tarihte kayıp şehir olarak adlandırılan Ptreria Antik kenti kalıntılarının bulunduğu, yine tarihte Güneş Tutulması ile devam eden bir savaşın sona ermesine sahne olan önemli bir bölgedir burası. Her ne kadar bizler kıymetini bilemeyip, adeta turist gelmemesi için mücadele verilen bu bölgeye her yıl en az iki kez gidip, yakından takip etmeye çalışırım. 
Yanılmıyorsam 2009 yılında kazı ekibinin köye geldiği haberini alınca, hafta sonunda gittik. Ancak, ekibin köy dışında olduğu bildirildi, sohbet esnasında ise Karakız Beldesi'ne gitmiş olabileceklerinden söz edildi.  ''Neden?'' sorusu üzerine, Hititlerin Heykel Atölyesi'nin Karakız'da olduğuna dair duyumların alındığı belirtildi. Şahmuratlı'dan Karakız'a hareket ettik, geç kalmıştık ama dönemin Belediye Başkanı'nın desteği ile Hapis Boğazı bölgesine giderek, çekimleri yaptık. Birbirinden güzel özellikle Aslan Heykellerinin bulunduğu, bazılarının tamamlanmış, bazılarının bitmek üzere, bazılarının ise yeni başlanmış işler olduğunu görünce, bölgenin diğer kesimlerine gitme heyecanı sardı, gezdik, gördük, kaleme aldık, haber yaptık...
Bugün Türkiye'nin önemli turizm bölgelerinden birisi olarak adlandırılan Hattuşaş bölgesinde turislerin akın ettiği alanda bulunan taş heykellerin tamamına yakının Hapis Boğazı bölgesinde bulunan Hititlere ait Heykel Atölyesi'nde yapıldığını söylemiş olsam, abartı yapmamış olurum. Zira, her iki bölgeyi de birden fazla gezip, gören bir kişi olarak çalışmaların birebir aynı olduğu kanaatine vardım. Tarihçiler ve arkeologlar da bunu doğrulamaktadır.
Geçtiğimiz yıllarda, Hapis Boğazı bölgesinde bulunan Hititlerin Heykel Atölyesi'ndeki heykellerin belde merkezine taşınıp, sergilenmesi fikri ortaya atıldı. ''Korunamadığı'' gerekçesinin yanında maddi imkanların da sınırlı olduğu vurgulanarak istenilen onay bakanlıktan da çıktı...
Habis Boğazı'nı turizme açmak, Hititlerin Heykel Atölyesi ile Yozgat'ı özdeştirmek yerine özelliğinin bozulmasına vesile olmak isteyenler, bu ile nasıl bir kötülük yaptıklarının farkına vardıklarında iş işten geçmiş olacaktır. Bir bekçi görevlendirilecek maddi imkanın bulunmadığı ileri sürülerek, yok edilmeye çalışılan tarihi, turistik alanın turizme kazandırılması hem sadece bir tane değil, birden fazla bekçinin, görevlinin masrafını karşılayacağı gibi hemi de Yozgat'ın turizm sektöründen daha fazla pay almasına, sektörün gelişmesine vesile olacaktır.
Sadece Hapis Boğazı değil, diğer illerde bulunan tarihi her yapı turizme açılırken, Yozgat'ta bulunan tarihi alanların, antik kentlerin kapalı kapılar ardında ''Koruyoruz'' mantığına sığınılarak saklanmasını anlamlandıramıyorum. Varsa anlamlandırabilen lütfen bir adım öne çıksın, görelim...