CAN yayınlarından çıkan Barış İnce'nin 'Çelişki' adlı kitabından kesit almış, Bavul Dergisi'nin son sayısında yazan İclal Aydın. Kitabın bir bölümünde, 'İnsanı sokak değil, hatıralar çeker. O yüzden en çok hatıralarını satandan, geçmişi yaşamamış gibi yapandan korkmalı. Koştuğu kaldırıma asfalt döken, gittiği muhallebiciyi markete çeviren.. Vatanına en büyük hainliği eden, kendi anısına bile ihanet eden...' ifadelerine yer veriliyor.
***
Bu satırları okurken geldi aklıma; Yozgat'ın tarihini canlı tutmak isterken verilen mücadelenin yanında 'yok etme' sinsiliği ile hazırlanan projeler. Sonrasında 'Saat Kulesi Restore ettirilecek' haberlerinin yerine 'Saat Kulesi'nin yıkım kararı alındı!' haberleri gazete sutunlarını süslemiş! olsaydı, ne olurdu? sorusu takıldı, akıl ucuma. O zaman da; 'Yozgatlı' olduğunu söylemekle yetinmeyip, 'Ben sizden daha çok Yozgatlıyım, Yozgat'ı seviyorum!' naraları atanlar, 'Durun yapmayın! Etmeyin!' diye, feryat mı ederdi? Yoksa, 'Memleket Hastanesini yıkmayın!' manşeti üzerine, 'Sizin yüzünüzden bu şehir gelişmiyor. Ne tarihi! Yıkılsın, yenisi yapılsın!' naralarını mı? tekrar ederlerdi, bilemiyorum. Bildiğim, gözlemlediğim, bu şehrin sahipsizliği. Bu şehrin dününü yok edip, yarına çürük, üst katlara çıkan merdivenleri unutulup, yangın merdivenleri ile çıkış yapılmasına olanak sağlayan zihniyete, şehrin terkedilmiş olması, acı veriyor. Ama elden de bir şey gelmiyor...
***
Aslında fazla düşünmeye gerek bırakmıyor, yaşadıklarımız ve duyduklarımız. İstanbul'da düzenlenen toplantıda, 'Yozgat'ın sorunlarını, taleplerini' savunmak üzere, Yozgat insanından destek alıp, meclise gönderdiğimiz ismin, geldiği makam itibariyle 'Bırakın Yozgat'ı düşünmeyi, Yozgat'ı Yozgat'ta yaşayanlar düşün!' diye haykırmış olması, her şeyi özetliyor. 'Talihsiz' bir açıklama olarak bile nitelendirmek istemem. 'Yanlış anlaşıldı!' söylemi bile kabul edilir bir durum değil. Tek tesellimiz, 'hiç söylenmemiş' olma ihtimalinin de bulunmasından ibarettir. Yoksa, söylemin karşılığı 'Yozgat'tan giden kurturul, kurtuluyor!' anlamı içerir ki; bir taraftan Yozgatlıların kendi aralarında kenetlenip, bir güç olması için adımlar atılırken, diğer taraftan 'yok edilmiş' ve hatta 'haritandan bile yeri silinmiş' bir Yozgat'tan söz etmekten öte tarafa gitme şansımız kalmaz. Yozgat insanının övüneceği yeni bir alan çıkar, 'Tarihte şöyle bir Yozgat vardı!' diye söze başlanıp, yok ediliş hikayesi, ballandıra ballandıra anlatılır...
***
Üzümün 'goruğunu' da yedirseler, armudun 'çöplüsünü' de ikram etseler, sonuç da 'Yozgat Bizim!' diyerek, aklımızın yettiğince, dilimizin döndüğünce uyarıyoruz...