Silahlı saldırıya uğrayan Fenerbahçe otobüsünü herkes farklı farklı yorumladı, peki işin özü ne?
Ülkemizin seçim sürecine girmesi, barış sürecinde ki ciddi mesafeler ve Fetenyahu baskılarının hissedilir derecede artmış durumda olması yeni yeni çatlak seslerin de çıkmasına sebep olmuş ve toplumda infial uyandırma arzularını da tırmandırmıştır.
Trabzon taraftarı tarihinin hiçbir döneminde masum insanlara zarar vermiş değildir, çıkan bazı küçük çapta olayların tamamen seyircinin olmazsa olmaz hassasiyetleri noktasında tahrikin artması ile yaşandığını aklı başında herkes kabul eder.
Trabzon spor sadece kendi haklarını değil özellikle Anadolu takımlarının da haklarını savunan en önde spor kulübüdür, Ankara gücü, Bursaspor, Gaziantepspor, Yozgatspor, Konyaspor ve daha onlarca yüzlerce spor kulübünü en az kendi kadar savunmuş ve onların hakları için elini masaya vurmuştur.
Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırıya asla bir kılıf bulma gayretinde değilim, bu olay Futbol tarihinin kara lekesi olarak kabul edilmelidir.
Bu saldırı özellikle bilinçli ve tamamen planlanarak yapılmış bir saldırıdır, şoförün hedef alınması, otobüsün viyadükten düşülmesi ve içinde bulunan insanların ölümünü hazırlamaya işarettir. Bunu ancak bir hain yapar! Trabzon şehri hain doğurmamıştır! Hain doğuracak bir süt emmiş toprak değil!
Hiç kimse bir takım olayları bu temiz ve Milletine can damarından bağlanmış şehrin evlatlarına yıkmaya çalışarak, itibarsız, seviyesiz, aşağılık ve şeref hissiyatı ile suçlayamaz!
Size tarih de yaşanmış bir önemli örnek vereceğim.
Lütfen dikkatle okuyun!
Nevin öğretmeni dinleyelim:
"Ardahan"ın bir dağ köyünde doğdum. Bizim oralarda aileler kızlarını ilkokuldan sonra okutmazlardı. Birkaç varlıklı aile hariç tabii. Yakınımızda okul olmadığından ilkokuldan sonra okumak isteyenler şehir dışına veya ilçe merkezine gitmek zorunda kalıyordu.
Her iki seçenek de bize uzaktı.
Fakir bir aile olmamıza rağmen babam okumamı çok istiyordu. Yakın bir ildeki parasız yatılı okul sınavını kazandığımda benden daha çok sevinmişti...
Tatillere gelirken babamın rica ettiği öğretmenlerimden biri bizim o tarafa giden bir arabaya bindiriyordu beni.
Köyümüzden okullar başlarken ayrılırdım.
Babamla birlikte sabaha karşı 3"te yürüyerek köyden 1,5 kilometre uzaklıktaki ana yola inerdik. Babamın bineceğim kamyonu seçmesi saatlerimizi aldığından çok erken kalkıyorduk. İlk başta bu beklemeler bana çok anlamsız geliyordu. Ta ki gerçek nedenini öğrenene kadar...
Köydeki insanların yaptığı dedikoduları duyar, geceleri gizli gizli ağlardım.
Babam beni, yani öz kızını satıyormuş!
Böyle diyorlardı.
Bunun nedeni, babamın yol üzerinde beklerken, geçen her kamyonu durdurup, kısa bir konuşma yaptıktan sonra bineceğim kamyonla ilgili kararını veriyor olması idi.
Bindiğim kamyonların şoförleri lokantada kendi yediklerinden daha fazlasını ısmarlar; yan koltukta uyurken paltolarını çıkarıp üzerime örter, bazen de çaktırmadan cebime harçlık koyarlardı.
Babamın neden o şehre giden her arabaya beni bindirmediğini çok sonradan öğrendim.
Şoförlere nereli olduklarını soruyordu babam. "Trabzonluyum" cevabını alana kadar da beni hiçbir kamyoncuya teslim etmiyordu.
Nedenini sorduğumda, "Kızım Trabzonlular güvenilir ve ahlaklı insanlardır; seni onlara teslim ettiğimde gözüm arkada kalmıyor..." demişti.
Okudum ve öğretmen oldum. Evlendim, üç çocuk yetiştirdim. Biri şu anda bursla ABD"de okuyor.
ABD"de yaşayan oğlumu yolcu ederken pistin ufkuna baktım. Oğlumu teslim edebileceğim bir Trabzonlu aradı gözlerim!..
Beni her türlü yokluğa ve iftiraya karşı okutan babam şu anda yaşamıyor.
Nerde bir Trabzonlu görsem aklıma babam, benim için yaptıkları, uğradığı iftiralar gelir ağlarım..."
Bazılarının inatla bu menfur olayı Trabzonlu bir taraftara yıkmaya çalışması ve Fenerbahçe taraftarlarını Trabzonspor taraftarlarına hatta Trabzonlulara karşı düşman etmeye çalışması alçaklıktan başka hiçbir amaç gütmemektedir.
Bu olay Türkiye de son günlerde artan ve daha da tırmanacağını tahmin ettiğim Devlete, Millete ve İradeye karşı yapılmış terör eylemlerinden başka bir şey değil!
Bunu anlamamak için ya kin dolu gözlerle bakacaksınız, ya da bir acınız olmalı, Trabzonlu bir insan Maraşlı bir insan için de varım der, İstanbullu bir kardeşim içinde varım der, yedirmez kimsenin hakkını kimseye, Solaklı deresinden kan aktığı, Kelali tepelerinde barut kokularının çıktığı zamanlardan da mı haberiniz yok? Ey! Tarihini, kültürünü, özünü tanımayan zavallılar.
Zaman zaman Hacıosmanoğlu’nun sert ifadeleri şampiyonluk kupasını illegal yolla almak değil, aksine haksızlık karşısında sesini yükselten bir toplumun temsilcisi olarak tüm yasal yollarla mücadele eden bir entelektüel dava adamı ve şerefli bir Trabzonlunun onurlu hak arayışıdır bu.
Bu kupa değil, yüz bin tane şampiyonluk kupası bir Fenerbahçelinin değil canı bir damla kanına eş değer sayılamaz!
Herkes aklını başına alsın! Fenerbahçeli her okuyucumdan şunu bilmelerini ve her Fenerbahçeliye söylemelerini istiyorum, Fenerbahçe bizim sadece futbolda ki rakibimizdir ve her Fenerbahçeli bizim kardeşimizdir, Futbol sadece kazanmak değil, kaybetmeye de müsait bir oyundur. Her maçta Fenerbahçe ya da bir başka takım beş gol atsa hangi taraftar izleme zevkini alacaktır ki, futbol da mağlubiyetler galibiyetlerin lezzetini arttırır, bazı medya organları malzeme çıkarmak, bazı yöneticilerin hadsiz açıklamaları bazı olayları tetiklese de bu asla kanla neticelenecek bir nihayete ulaşmamalıdır.
Ülkemin her takımının taraftarını yüksel saygı ile selamlar, herkesin daha net bakmasını rica eder kardeşçe duygular içinde güzel ve esenlik dolu sezonlar dilerim.