Herkes haddini bilmezse, o zaman kargaşa da kaçınılmaz bir hal alır. O nedenle herkesin haddini bilerek adımlarını atması gerekir, ''Ben neymişim!'' demek yerine, ''Ne olacağım?'' sorusuna yanıt aralaması daha doğru olacaktır...
Günlük koşuşturma esnasında sıkça karşılaştığımız olaylar zinciri bazen sinir katsayımızın da ciddi oranda yükselmesine neden olmaktadır. İnsan olarak sinirimize hakim olmadığımız zamanlarda nelerin olabildiğini de görmekteyiz. Karşınızdaki ne kadar hadsiz olursa olsun, siz yine de ona uymama konusunda ''Ya sabır'' diyerek, sinirlerinizi kontrol altında tutmayı tercih edin...
Eğer bir haddini bilmeyen birisi ile karşılaşırsanız, sinir katyaınızı da kontrol edemeyip, karşılık verip, onun seviyesine kadar inerseniz, ona iyilik yapmış olursunuz. Ama ona karşılık vermeyip, onun seviyesine inmediğiniz zaman ise, ona haddini bildirmiş, kendi kendisini sorgulama zorunda bırakmış olursunuz.
Bir de, her fırsatı kendi lehine çevirme mücadelesi içerisinde olanlar vardır. Önümüzde yerel yönetim seçimleri var. Seçimler yaklaşırken, mahalle muhtarlağına bile razı olmasına karşın, belediye başkanlığına, olmadı il genel meclisi üyeliğine, olmadı belediye meclisi üyeliğine kadar inerler. Sonrasında da mahalle muhtarlığına bile razılıklarını ortaya koyarlar ama ne yazıkki orada da kendisine yer bulamazlar...
Ancak yaptığı hadsizliğin karşılığında istediğini alanlar da arada bir çıkmaktadır. İşte asıl sorun da o zaman başlıyor. Bulunduğu makamın hakkını veremediği için görevine son verilen veya bir şekilde uzaklaştırılan kişi, ''Göle bir olta atıyor'', tesadüf bu ya küçük de olsa bir balık oltaya takılıyor, bir makam sahibi oluyor. Koltuğa oturduğu andan itibaren, ''Ne oldum delisi'' kimliğine bürünüyor, hizmet edeceklerine çile çektirmekten adeta zevk alıyor.
Densizliğin sırını var mı?..
Yok!...
Densizlik edenlere hak ettiği karşılık yerine hak etmediği iltifatı sunarsanız, sonrasında densizliklerinin arkası kesilmez. Densizlik, haddini bilmemezlik gibi özelliklere sahip insanların kendilerine verdiği zarar kadar, topluma da ciddi zararlar verdiğine hepimiz farklı boyutlarda şahit olmuşuzdur. O nedenle herkes yerini, yurdunu bilecek, hadsizlik, densizlik yapmayacaktır...
***
Buraya kadar yazdıklarımdan birileri çıkıp, ''Kime diyorsun?'' sorusunu sorabilir, haklı olarak. Ancak, burada kimseyi hedef tahtasına oturtmak gibi bir niyetim yok. Bildiğimiz gördüğümüz densizlikler, hadsizlikler konusunda önümüzdeki süreçte sıkça karşı karşıya kalacağız...
Hani Nasrettin Hoca'nın bildik fıkrası var ya, ''Oğluna su getirmesi için destiyi eline tutuşturan hoca, enseye de bir tokat atmayı ihmal etmemiş. Bu durumu görenler hocaya, 'hoca efendi neden tokat vurdun çocuğa?' deyince, hoca da istifini bozmadan, 'Testiyi kırmasın!' yanıtını vermiş...''
Öyle ya testi kırıldıktan sonra tokadın anlamı yok...
Benimkisi de o fasıldan...