Yıllar önce Fenerbahçe’nin efsanevi başkanı Ali Şen’in taraftarlara yönelik bir mesajı olmuştu ve o mesajında “Öyle bir takım kuracağım ki, taraftarlar tribünde purosunu yakıp, ayak ayak üstüne atarak maç izleyecekler” demişti.
Ali Şen, gerçekten iyi bir takım yaptı. O yılı hiç unutmuyorum. 1995-1996 yılı idi. Fenerbahçe uzun yıllardır şampiyon olamıyordu, üstelik ne Beşiktaş’a ne de Galatasaray’a karşı şöyle taraftarının içini ferahlatan bir galibiyet alamıyordu. Kurulan iyi kadro ve maçlarda yaşanan olumsuzluklara rağmen Fenerbahçe final niteliği taşıyan maçta, Trabzonspor’u Aykut ve Oğuz’un iki golüyle 2-1 yeniyor ve o sezon şampiyonluk ipini göğüslüyordu.
Evet, Ali Şen’in dediği çıkmış, takım şampiyon olmuştu ama, hiçbir taraftar da öyle purosunu yakıp, ayak ayak üstüne atarak maçları izleyememişti. Tıpkı Sorgun Belediyespor’un bu sezon bize yaşattıkları gibi.
Şunu bir kez daha kesinlikle belirtmeliyim ki, bu grubun en iyi kadrosuna sahip takımlarından biri Sorgun Belediyespor’dur. Sorgun Belediyespor bunu gerek aldığı sonuçlar ve gerekse zaman zaman oynadığı güzel futbol ile kanıtlamıştır. Zaten rakiplerimiz de en çok bizden çekinmektedirler.
Peki biz kimden çekiniyoruz?
İnanın, biz de kendimizden çekiniyoruz. Kendimizden korkuyoruz. Kendimizin oynadığı futboldan korkuyoruz. Bir otomobilin direksiyonuna ilk kez oturan acemi şoförler gibi, biraz baskı yiyip, sıkıntı yaşamaya başlayınca, elimiz ayağımız birbirine dolaşıyor. Sevgili Feridun Hoca’nın öncelikle bu soruna bir çözüm bulması gerekli. Hem de acilen bu sorunu çözmeli diye düşünüyorum.
Ligin üçüncü haftasında Gümüşhane’de Kelkit Hürriyetspor ile bir maç oynadık. Maçın 86. Dakikasına kadar 1-0 öndeyiz. Bu arada attığımız golün haricinde 10 tane yüzde yüz gol kaçırmışız. Yine de Kelkit kalesine yükleniyoruz. Sanki çok gol atınca, çok puan verecekler gibi. Ardından Erbaa Güreş İhtisasspor ile deplasmanda oynamışız, yine 6-7 pozisyonu değerlendirememiş, farklı kazanacağımız maçı 1-0 zorla kazanmışız.
Gelelim bu hafta evimizde oynadığımız Ordu Soyaspor Gençlik maçına. Maçın ilk yarısında rakibin bırakın kalemize gelmeyi, ceza sahamız çevresinde bile pozisyonu yok. Üç gol bulmuşuz ve ilk yarıyı 3-0 önde kapatmışız, ikinci yarıda İlhan’ın oyundan çıkmasıyla birlikte bir telaş, bir kopukluk, bir endişe ve bu yarıda kalemize gelen Ordu takımı bulduğu üç pozisyondan 2 sini gol ile sonuçlandırırken, biz ise bulduğumuz üç net pozisyonu boş kaleye atamamış ve tribünlerde ayak ayak üstüne atarak izlememiz gereken maçı endişe ve korkuyla bitirmişiz.
Yazımızın başlığını “Akılsız başın cezasını tabanlar çekermiş” diye atmıştık. Bence bu başlık bu maça cuk diye oturdu.
İlk yarıda girdiği 5-6 pozisyondan yarısını değerlendirerek üç gol bulan ve neredeyse rakibini ceza sahasına yaklaştırmayan Sorgun Belediyespor, ikinci yarıda İlhan’ın çıkmasıyla birlikte, sanki öz güvenini yitirdi, futbolcuları bir telaş sardı. Bir an önce 4’dü, 5’ i bulalım da şu maçı koparalım düşüncesiyle rakip kaleye yüklendiler. Bilinçsizce yapılan bu ataklarda defans güvenliği biraz ihmal edince, elin oğlu onlara gereken dersi verdi. Allah’tan bu çocukların yetenekleri sınırlıydı da sizleri ve bizleri daha fazla üzmediler. Ancak, her zaman böyle bir durum yaşanmaz. Bir başka takım çıkar, sizi böyle yakalarsa, 4-5 farklı önde de olsanız, elinizden üç puanı kapar gider, size de giden üç puanın ardından kedinin ciğere baktığı gibi bakmak düşer. Onun için biran önce aklınızı başınıza alın. Kendinizi hemen şampiyon gibi görmeyin. Hocalarınızı ve takım içerisindeki ağabeylerinizin uyarılarını dinleyin. Onların uyarılarını, eleştirilerini kendinize yön veren bir düstur olarak görün. İşte o zaman sizler daha başarılı olacaksınız, bizlerde tribünlerde ayak ayak üzerine atıp maçlarımızı izleyeceğiz.
Bir daha bu olumsuzlukları yaşamamak dileğiyle, hepinizi kutluyor, Ordu Soyaspor Gençlik maçında aldığınız üç puanın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.