Ah ah nerde o eski bayramlar der ya hani büyüklerimiz. Bende nerde o eski çocuklar diyorum şimdilerde. İnsanoğlu bebeklik, çocukluk,gençlik ve olgunluk dönemlerini yaşar ömrü boyunca. Dünya o kadar hızlı dönüyor, öyle hızlı gelişiyor ki insanoğlu yetişemiyor dünyanın hızına. Ne üzücü ki arada ki bu farkı kapatmak için son günlerde çocukluğumuzdan taviz veriyoruz. Çocuklarımız çocukluğunu yaşayamadan ergenliğe giriyor. Sokaklarımız bomboş, bayramlarda şeker toplayan çocuklarımız kayıp. Kimileri evinde masa başında, kimileri dersane sıralarında, kimileri internet ve televizyon başında.
Son derece üzücü ve toplumda ciddi sorunlar oluşturacak bir konudur bu. Yetişip gelen insanoğlu çocukluk heveslerini yaşayamayıp büyüyor artık. Bahsettiğimiz bebeklik döneminden çıkıp çocuk olmadan ergenliğe giriyor bir çok evladımız.
Günümüzde geçim şartlarının ağır olması çocuklarımızı sokaklardan çekip bir yerlere hapsediyor. Anne babalar da evladım çok çalışıyor diyerek mutlu oluyor. Bilmiyor ki evladı ömrünün en güzel yıllarını yaşamıyor. şimdi çıkın bakın sokaklara kaç tane çocuk göreceksiniz.
Önceden büyüklerimiz çıkıp bağırırdı çocuklara gidin kapınızın önünde oynayın derlerdi. Ailemize şikayet ederlerdi şimdilerde çocuklar büyüklerden şikayetçi olmalı bizden çocukluğumuzu çaldıkları için.
Artık sokaklarımızda saklanbaç oynanmadığı için, mahalle maçları yapılmadığı için, dalya, kör ebe gibi oyunlar terk edildiği için.
Ülkemizde çocuk hastalıklarının gelişen teknoloji ve tıpa rağmen bu kadar yaygın olmasının bir sebebi de çocuklarımızın sokaklarda değil, beton binalarda büyümesindendir. Bugün doktorlar şiddetle tavsiye ediyor çocukların tozla, toprakla oynamasını. Bağışıklık sisteminin gelişmesine fayda sağladığı gibi, toprakla temas etmek vücuttaki fazla elektiriğide deşarj etmeye yarıyor. Buna bir de çocuklarımızın mutlu bir şekilde büyümesini eklersek unutulan sokak oyunlarının ne denli faydalı olduğunu da anlamış oluruz.
Biz çocukken hayallerimiz bir bisiklet, bir futbol topu, bir oyuncakken şimdi minicik beyinler iyi bir lise, iyi bir üniversite düşünüyor. Bu güzel birşey gibi görünebilir ama minicik bebeklere yüklenen yükü de görmezden gelemeyiz. Birçok anne baba felancanın oğlu-kızı şurayı kazandı diye kendi çocuğunu yarış atı gibi yetiştiriyor. Derhal bu huyumuzdan vazgeçip ömürlerinin en güzel çağlarını yaşamasına müsade etmeliyiz çocuklarımızın. Hayat sadece eğitimden ibaret değildir, unutmayalım ki çok okuyan değil çok gezen bilir diye de bir söz vardır.
Artık evlerimize, dersanelere hapsedip köle gibi çalıştırdığımız çocuklarımızı azad etme vaktinin geldiğini düşünüyorum. Umarım daha fazla geç kalmayız.