Son dönemde bir saklama sanatıdır almış başını gidiyor.
    Sanatçılarının kimliği şekilden şekle değişen bir sanat saklama sanatı.
    Şu sıra şehitleri saklıyor boyalı basın!
    Şehitleri saklama gerekçeleri, kendilerince PKK'nın amacına hizmet etmemek.
    İsterseniz biraz daha açayım bu bölümü;
    PKK'nın eylemlerdeki asıl amacı huzur bozmak, gerginlik oluşturmak, halkı galeyana sürüklemekmiş.
    (Bu bölüme aynen katılıyorum)
    İşte bu yüzden saldırılar düzenliyor, bu saldırıların sonucunda da basın yoluyla saldırının geniş kitlelere yansımasını sağlayarak, amaçlarını yerine getirmeye çalışıyorlarmış!
    İşte bu yüzden şehit haberlerini yayınlayan gazeteler PKK'ya hizmet ediyor,
    Şehitleri saklayarak, milletten kaçıranlar da PKK'nın oyununu bozuyor muş!
    Geçtiğimiz haftalarda Yerköy'de toprağa verdiğimiz şehidimizle ilgili haber sanırım bu yüzden birkaç gazetede yer almadı.
    O birkaç gazete Yerköy'deki şehidi olduğu gibi şehidin babasının yüreğindeki isyanı da görmezden geldi.
    Komutan yiğit erinin nasıl şehit olduğunu anlatırken 'Vatan sağolsun, yiğidim aslanlar gibi şehit oldu' diyen şehit eşinin yüreğindeki yiğitliği de görmezden geldiler.
    Neden, PKK'ya hizmet etmemek için!
    Şehitleri saklayan zihniyet maalesef günahları da saklama gayret ve çabası içerisinde.
    Yazık…
BOZOK ÜNİVRESİTESİ VE YOZGAT GERÇEKLERİ!
    Bu güne kadar Yozgat'a zarar verecek her türlü haberde Yozgat basını elinden geleni yapmaya çalıştı.
    Çok iyi biliyorum ulusal ajanslara haber gönderen meslektaşlarım, maddi gelir getirecek haberleri dahi sırf Yozgat'a zarar veriyor diye görmezden geldi.
    Tabi ara sıra istisnalar da çıkmadı değil.
    Menfaati için Yozgat'ı satan, yerden yere vuran basın mensuplarını da gördü Yozgat.
    Günahları, sorunları, yıllardır çözüm bulmayan gerçekleri saklamak kime ne kazandırır?
    Yozgat menfaati için Yozgat'a çamur bulaştıran haberleri amenna,
    Ama Yozgatlı'nın yıllardır sırtına vurulmuş haksızlık yaftasını saklayacaksa benim meslektaşım buna asla…
    Asla demek istiyorum, gerçekleri saklayarak günahları biriktirmeye!
    Bozok Üniversitesi çiçeği burnunda taze fidan.
    Göz bebeğimiz, hayallerimiz, beklentilerimiz, geleceğimiz, çocuklarımızın yarınları için biriktirdiğimiz sermayemiz.
    Sınır tanımaz bir tutkuyla sevdalandığımız üniversiteye zarar verecek her türlü girişim pek tabi ki önce bizi Yozgatlıları yaralar.
    Tıpkı şehit haberlerinde olduğu gibi kendince bir mazeret üreterek, Bozok Üniversitesi'nde olan bitenlere kulak tıkamak,
    Kulakları tıkarken yüksek sesle bağırıp, etraftaki farklı sesleri kamufle etmeye çalışmak,
    Bozok Üniversitesi'ne zarar geleceğinden değil de kişisel kar getirmeyeceğinden susmak kime ne getirir?
    Bozok Üniversitesi'nde bir şeyler yanlış gidiyor olabilir,
    Velev ki eksik yapılıyor olsun.
    Olamaz mı, insanın olduğu yerde her şey olur!
    Eksik ya da yanlış değil asıl sorun..
    Asıl sorun görmemezlikten gelip, kabullenmemek!
    Ama eksikler, hatalar, saklaya saklaya nereye varır?
    Sümen altı yaptığımız, halının altına süpürdüğümüz tozlar bir gün birikip bizi de rahatsız etmez mi?
    Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyene zaten diyecek bir şey yok!
    Bir büyüğümden duyduğum şu söz hala kulağıma küpedir: “Eğer bir yerde karanlık varsa kaçma, ışıksan karanlığa git, aydınlansın.”
    Ben gazeteci olarak,
    Sen vatandaş olarak,
    Diğeri birey olarak gözünü kapatır, gerçekleri saklarsa karanlıklar aydınlanır mı?
    Bozok Üniversitesi'nde yaşananlar/yaşandığı iddia edilen konular, hiçbir Yozgatlı'nın hazmedeceği şeyler değil.
    Eminim Bozok Üniversitesi Rektörü Sayın İnci Varinli hanımefendi de en az bir Yozgatlı kadar rahatsız ve üzüntü duyuyordur, tüm olup bitenlerden.
    Bir kurumun yöneticisi, her şeyden önce bir ilim insanı olarak Sayın Varinli'nin gönlü herkesten daha çok incinmiş, üzüntü duymuştur.
    Eminim, Tıp Fakültesi Hastanesi'nin açılmadığı her an en az bir Yozgatlı kadar kaygı veriyordur Sayın Rektör…
    Nihayetinde bir can kurtulsa Tıp Fakültesi Hastanesi'nde, bunda Sayın Varinli kadar, hastane için Cuma Namazı'nda 1 lira veren hamal Hüseyin'in de katkısı olacak!
    İlim yuvasında yaşanabilecek en küçük bir huzursuzluk tüm Yozgat'ın huzursuzluğudur.
    Böyle bir durumda ortaya atılan iddialardan kaçmak, susmak, ya da yetersiz bilgi sunmak, ya da olaya göz kapamak kime ne getirir?
    Genç, dinamik, heyecanlı bir Bozok Üniversitesi mi?
    Hantal, mutsuz, duvarlar arkasında kalmış, yalnız, halktan uzak bir Bozok Üniversitesi mi?
    İkinci şıksa seçeneğimiz o halde, karanlığın üzerine yürümek vazifemiz değil mi Yozgatlı olarak.
    O karanlıklara yürürken, gerçekleri gün yüzüne çıkarmak adına konuşmak neyi kaybettirir?
    Halisane duygulardan uzaksa yapılan eleştiri, ya da karanlığa uzanan ışık amenna…
    Amma, sadece taraf olmak adına susmak,
    Sadece kişisel menfaatler uğruna kulak tıkamak Bozok Üniversitesi'ne fayda mı getirir?
    Ya da yöneticisine bir artısı mı olur?
    Aslında sözü fazla uzatmaya gerek yok, anlatmak istediğim şu:
    Uçurumun kenarındasınız, bir adım atsanız, ya da küçük bir rüzgar esse metrelerce aşağıdaki kayalara düşmeniz an meselesi.
    Ama siz bu uçurumu görmüyorsunuz.
    Görseniz de, görmezden geliyorsunuz veyahut etrafınızdakiler hemen bir adım ötenizdeki uçurumu size göstermiyor.
    Başınız bulutlarda gök yüzünü izlerken ufka baktığınızı zannediyorsunuz ama ayaklarınızın altındaki tehlikeden habersizsiniz.
    Sanırım burada kalma vakti…
    Bundan sonrası teferruat, sanırım buraya kadar gerekeni söyledik.