2013 Mayıs ayında ülkemizde büyük çapta eylemler gerçekleşmişti. İsmi Gezi Parkı olayları olarak anılan bu gösterilerde hayatını kaybeden vatandaşlarımız olmuştu. Geçen sene kaleme almış olduğum yazımda bu olayların neden bu kadar büyüdüğünü, arkasında kimlerin olduğunu analiz etmiştim. 
Bu sene olayların ne denli büyüyeceğini merak ediyordum doğrusu. Geçen sene tırmanan gerilim bu sene daha da artar mı acaba diye korkuyordum. Neyse ki korktuğumuz başımıza gelmedi, olaylar büyümedi, hayatını kaybedenler olmadı. Emniyet güçleri almış olduğu önlemlerle illegal örgütlere mahal vermedi. Zaten bakıldığında geçen sene ailesiyle meydana inan halk bu sene inmemeyi tercih etti. Çünkü herkes bu olayların asıl amacının ne olduğunu, kimlerin ne tezgahlar kurduğunu görmüştü.  
Resmi rakamlarla 15 milyon, gayriresmi rakamlarla 20 milyonu bulan İstanbul’da 10 bin kişinin sokağa çıkması büyük bir olay gibi lanse edilemezdi zaten. Olayların büyümemesinin sebebi seçimlerin birkaç henüz birkaç ay önce yapılması ve hükümetin güvenoyu alarak yoluna devam etmesi gösterilebilir. Sözüm ona iş adamları, medya ve muhalefet gördü ki hükümet bu gibi olaylarla yıpranmıyor aksine güçleniyordu. O yüzden geçen sene olduğu gibi gençleri körükleyemediler. 
İstanbul’da o sabah bir başka etkinlik vardı. Anadolu Gençlik Derneği’nin düzenlemiş olduğu “ Seccadeni al gel” kampanyasına on binlerce insan katıldı. Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması için düzenlenen programa Kabe imamının katılıp namaz kıldırması, Kur’an-ı Kerim okunması o günün bir başka güzelliğiydi. 
Bir yanda yakıp, yıkıp ortalığı talan etmek isteyen gezi ruhu varken, bir yanda da seccadesini almış, ellerini semaya açıp dua eden Fetih ruhu vardı. Şüphesiz ki ülkemiz hayrına olan da fetih ruhunu yaşayıp yaşatmaktır. İlim ile irfan ile dua ile yükselecektir bu memleket yakıp, yıkıp talan etmeyle değil. 
Şükürler olsun ki Fatih Sultan Mehmed’in gençleri hala bu ülkedeler ve tarihine sahip çıkıyorlar. Umuyorum ki Ayasofya yine camii olarak kullanılır ve Fatih’in vasiyeti de yerine getirilir. Böylelikle ihitiyacımız olan Osmanlı ruhunu yeşerterek geleceğe çok daha emin adımlarla yürür, dünyaya yeniden gücümüzü gösteririz.