Tanrı misafiri der, tanımadığımız kişileri ağırlar ve onurize ederek uğurlardık. Komşumuzun yoksulluğu bizim ızdırabımızdı. Mahallemizin kızına kimse yan gözle bakamaz, güçsüzüne kimse zulmedemezdi.  Çok değil siyah beyaz televizyonların faaliyette olduğu 70’li yılların toplumsal gelenekleriydi bunlar. Şimdi ise renkli televizyonlar, 10’larca kanallar, sayısız elektronik iletişim aletleri bireyleri yalnızlaştırdı ve bencilleştirdi. Artık aynı apartmanda oturup ta sabah asansörde karşılaşanlar birbirlerine günaydın demiyor, cenazesini yalnız kaldırmak zorunda kalanlar, düğünlerini kimsenin haberi olmadan nikah dairelerinde yalnız yapanlar, yükünü kendi taşıyanlar, sokakata yalnız yürüyenler alışılmış durumlar olarak karşımıza çıkıyor.
Peki Orta Asyadan beri beraber ve topluluk halinde yaşadığımız, akrabalık ve komşuluk ilişkileri kuvvetli, yardımsever, komşusu açken tok yatmayan Türk Milletine ne oldu dersiniz. Avrupalılaştık mı?, yoksa Amerikan filmleri seyrede seyrede Amerikalılaştık mı?. Yoksa sanayileşmiş toplumların ortak kaderine mi alet olduk. Ben çok iyi hatırlıyorum, sosyal güvenceden yoksun, hasta ve hiç geliri olmayan 10’larca yoksul insan tarlasındaki üründen, beslediği hayvanlarından başka hiçbir geliri olmayan fakir bir köy içinde eritilir, mağduriyetleri giderilir, kalıcı ve onurlu yardımlar yapılırdı. Örneğin 10 şinik buğday , 1 çanak çökelek (12 kğ) verdiklerinde mağdur kişi kışı çıkarıyor, baharla birlikte rızkını temin etme gayretine düşüyordu. Şimdi bakıyorum çoğu yardımlar günübirlik kalmakla birlikte bazı şahısları daha da asalaklaştırıyor ve üretmeden geçinme yolları aramasına neden oluyor.
Yer altı ve yerüstü kaynakları bol ve verimli ülkemizde insanlar bu duruma düşmemeliydi. Komşuluk ve akrabalık ilişkileri dahilinde günübirlik mağduriyetler önlenmeli, devletimiz ise vatandaşlarına daha iyi sosyal güvenlik, eğitim, sağlık, istihdam, iaşe ve ibade hizmetleri için gayretli olmalıydı. Ben inanıyorum ki, devletimiz ve yüce Türk Milleti şu an içinde olduğumuz ekonomik ve sosyal sıkıntılardan uzaklaşacak, herkesin barış, huzur, mutluluk ve refah içinde yaşayacağı aydınlık günlere ulaşacaktır. Ayrıca şu da bilinmelidir ki; akrabasını seven komşusunu da sever, komşusunu seven hemşehrisini sever, hemşehrisini seven ülkesini, milletini sever. Milletini seven de vatanı için canını bile verir.  Saygılarımla.