Televizyon çıktı, gelenekler de yaşanılamaz oldu. İnsanlarda biraraya gelmiş olsalar bile televizyondaki dizileri seyretmekten, ''Hoşgeldin'' ile başlayan, ''Güle güle'' ile son bulan bir sessizlik içerisinde ziyaretlerini tamamlar hale geldi. Arada ''Daha daha nasılsınız?'' soruları da olmasa, aynı odada oturanların birbirlerini neredeyse farketmeyecekler gibi geliyor.
Kalorifer ve doğalgazın yaygınlaşmasıyla birlikte, ''Papucu dama'' atılan sobaları arar olduk, günümüzde. Kimilerimiz, köy giriş-çıkışlarına yaptırdıkları ''İki göz'' gecekondu tipi evlere kurulan sobalarla, ''Nostalji'' yapıyor. Kimilerimiz, kenar mahalle de ikamet eden yakınlarımıza giderek, özlemlerimizi gidermeye çalışıyoruz.
Gidemeyenler mi?...
Onlarda cafelerde, eski konaklarda bulduğu ile yetiniyor.
Laf sobadan açılmışken, şu güzelim hafta sonunda biraz da iştahlarınızı kabartan bir yazıya dönüştüreyim, bu günkü konumu istedim.
Eskiden bizim evde de ''Guzine'' adını verdiğimiz, yanında gözü bulunan sobalar vardı. Çok amaçlı bu sobanın üzerinde, çamaşır yıkamak için kazanda, el-yüz yıkamak, abdest almak için hemen yanında bakraçda, diğer tarafından çay içmek için demliği ile birlikte çaydanlıkta su ısıtılır, hiç su eksik olmadığı gibi, bunlardan çıkan buhar aynı zamanda oda ısısını da dengede tutar, uzun süre odanın soğumasını engellerdi. Soba üzerindeki kazan, ibrik, çaydanlık, bakraçlardaki su aynı zamanda banyo için de kullanılır, böylece bir taşla birden fazla kuş vurulmuş olunuyordu.
Guzine sobanın yan tarafında bulunan gözde ise, yiyecekler yapılırdı. Kış boyunca, yufka ekmek kızartılır, kızarmış yufka ekmek üzerine yağ sürülürdü. Yine yufka ekmek kızartılır, sonrasında yumurta ile tava-zehen içerisinde ''Omaç'' yapılıp, yufka ekmeğin içerisine dürüm yapılarak, yenilir, ''Yarabbi Şükür'' denilirken, göbeğe de ''Tık tık'' vurulurdu.
Patates, kuru soğan, ayva da aynı gözde pişirilirdi. Patlıcanı da unutmamak gerekir. Patates ve kuru soğanın pişirilmesinden sonra kabuğu soyularak yenmesi kadar zevkli bir şeyin olduğunu, damak tadının, zevkinin doruğa ulaştığı anı son zamanlarda pek hatırlıyamıyorum. Patates, soğan ve sarımsağı tabak içerisinde karıp, üzerine limon sıkılarak, yenmesi de farklı bir tat. Sobada pişirilen ayvanın yenmesi iştahı kabartan cinsten. Yaşlısı, genci, kimisi tuz atarak, kimisi şeker katarak tüketirdi ayvayı.
Kestane kebap olurdu, kış aylarında guzine sobada. Pıtır, pıtır patlarken, lafa dalmış insanların irkilmesine neden olurdu çoğu zaman.
Şimdi hepsi mazide kaldı...
Bugün havanın önceki günlere oranla daha soğuk olacağı, hava sıcaklığının eksilerde seyredeceği belirtiliyor. Kar yağışı da beklentiler arasında. Bu demektir ki; hafta sonunda zorunlu olmadıkça sokağa çıkamayacağız. O halde bunu değerlendirmek gerekir, ''Nostalji'' yaparak, soluğu sobalı evde almalı...