Öyle bir fitne ki, AK Parti'den zerre kadar hazzetmeyenlerin, AK Parti döneminde hapse düşenler bile isyan ediyor. Daha bir süre önce hapisten çıkan Nedim Şener, "Operasyona baktığımızda Başbakan tam 12'de duruyor. Etrafına ateş açılıyor. Amaç O'nu almak. Yasin El Kadı üzerinden, Bilal Erdoğan üzerinden Başbakan'a uzanmaya çalışıyorlar. Yolsuzluk araç, amaç hükümet" diye haykırıyor.
Yine bir süre önce hapisten çıkan Ahmet Şık, başbakanı indirmek isteyenlerin yolsuzlukları amaç olarak kullandığını söylüyor.  Başbakan'ın en çok dava açtığı, adeta Erdoğan'dan nefret eden Taraf'ın eski Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan isyan ediyor. O Ahmet Altan ki, öfkesini hakaretler ederek dizginleyebiliyordu köşe yazılarında. Düne kadar muhalif olan gazeteciler ve seçmenler bile, "Kapı kapı dolaşıp Erdoğan'a oy isteyecek duruma geldim. Bitirin bu çirkin oyunu" diye haykırıyor.
"Çapanoğlu aramaya gerek yok. Savcılar yolsuzlukların üzerine gidiyor" diyenlerin ilk önce halka şu sorunun cevabını vermesi gerekiyor. Bakanların çocukları gözaltındayken soruşturmanın savcısı Zekeriya Öz'ün 4 Bakan hakkında fezleke hazırladığı, babasının da bu suça bulaştığına dair ciddi deliller olduğu açıklandı değil mi?
Erdoğan Bayraktar bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa etti. Artık bir dokunulmazlık zırhı yok. Sıradan birer vatandaş gibi ifadesi alınabilir. İstifasının üçüncü gününe girmesine rağmen niye kimse ifade vermeye çağırmıyor? Savcı Zekeriya Öz, yetim malı yemekle suçlanan adamı niye görmezden geliyor? Yoksa Erdoğan Bayraktar AK Parti'den istifa ettiği andan itibaren adalet huzurunda aklanmış mı oldu?
Savcı Öz demişken...Hakkında birbirinden korkunç iddialar var. Örneğin, sorguya aldığı bazı isimlere, "Suçu Erdoğan'a atın. Sizi salıverelim" diye baskı kurduğu bazı önemli gazeteciler tarafından televizyon ekranlarında dillendiriliyor. Egemen Bağış'ın özel kalem müdürü günlerdir twitter'dan ve bazı haber sitelerinden kendisine sesleniyor.
"Sorgusu süren bazı zanlıların ifadesini yarım yamalak alarak saat 16.55'te apar topar birlikte çalıştığın hakimin karşısına çıkardın mı? 17.00'da görevi devralacak nöbetçi hakime güvenmediğin için mi bu oyunu oynadın?" diye soruyor.
"Egemen Bağış'ın Reza Zarrab'ın babasına rüşvet karşılığı vize aldığını iddia ettin. Oysa adamın hayatı boyunca vize almadığı ortaya çıktı. Kamuoyuna bu konudaki belgelerini açıklayacak mısın?" sorusuna cevap arıyor.
         Halkbank'ın "Devletin mahremi" niteliğindeki data bilgileri ortalıkta yok. Bu bilgilerin yurt dışından birilerine verildiği iddiaları havada uçuşuyor, savcı beyde tık yok!
Devletin kasasından 8 günde 40 milyar dolar uçuyor, borsa çöküyor, dolar şahlanıyor, küçük hissedarlar kaz gibi yolunuyor, yolsuzluğun dik alası yapılıyor ama onun umurunda değil.
                     ***
Gelelim iki gündür yargıda kopan kıyamete...
Bazı polisler, bu operasyonun derin bir operasyon olduğuna vurgu yaparak isyan bayrağı açıyor. İddialara göre iş öyle bir duruma geliyor ki, yemekhanede silahlar çekiliyor. MHP kökenli bazı polisler, "Biz bu oyunun içinde olmayız" diyerek rest çekiyor.
       O haber aynen şöyle: "Devlet Demir Yolları Genel Müdürü Süleyman Karaman gözaltına alındı!" Bazı eli uzun gazeteciler de twitter üzerinden o dehşet verici ayrıntıyı paylaşıyor: "Operasyon Bilal Erdoğan'a uzandı. Yakalama kararı çıkarıldı."Yani savcı bey operasyonun yapılacağından o kadar emin ki, Çolakkadı'ya çıkmadan gözaltına alınacak kişinin ismini kendine yakın gördüğü medyaya servis ediyor.
***
Gezi Platormu adına devletin zirvesiyle görüşenler, eylemlerin bitmesi için hangi şartları sunmuştu hatırlıyor musunuz? 1- Kanal İstanbul Projesi'nin durdurulması 2- Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün yapımının durdurulması 3- Yeni Havaalanı projesinin durdurulması 4- HES'lerin durdurulması… İş önceden prova edilen faciayla sonuçlanırsa ve yayın organları yayınlarına bu şekilde devam ederse, cemaatin üzerindeki "darbeci lekesi" sonsuza dek kalacak!
Bedduaya amin demedik diye adımız "hırsızları savunan" olarak kalsa da bu gerçek asla değişmeyecek!( –Gazeteci- Yazar- SÜLEYMAN ÖZIŞIK)