Başlıktaki, soru sadece sorudur…? Yanılgı ve hata insanlar içindir… Ancak, hatalardan ve geçmişin deneyimlerinden, ders çıkartmakta kaçınılmazdır.
ABD, mortgage sistemindeki, aksaklık tüm Dünyayı etkisi altına alarak, adeta domino etkisi yapmıştı. Emlak balonunun %50 şişmesiyle, İspanya da tehlike çanları çalmaya başlamıştır.
 Türkiye de henüz hiçbir emare görülmemekte, her yer güllük gülistanlık tavrını sürdürmektedir. 3 – 4 yıl sonra ne olur, onu da Allah bilir. Yalnız görünen o ki;
1-      Kentsel dönüşümle stok birikmektedir.
2-      Deprem kuşağında ve yıkılması zorunlu binaların arsalarının emsal yükseltilmesi ile daire sayısının artması neticesi, belirli orandaki, stoklarda daha fazla yığılma olacaktır.
3-      Markalı konutları hariç tutarsak, zira alıcı belli, satıcı bellidir. Stok fazla göze batmaz.
Orta ölçekli firmalar bu kadar daireye alıcı bulabilecekler midir? 3 – 4 yıl sonra, aşırı boyutta birikimi olacaktır. Zaten son altı yıl içerisinde, sekiz milyon kiracı, kiracılık vasfını kaybederek ev sahibi olmuştur. Piyasa acaba arza doymakta mıdır? Şimdilik talep varsa da, ilerisi neler gösterir bilemiyorum…! İnşallah iyimserlik devam eder…
***
İyimserliği ve var sayımı bir yere bırakırsak, söyleyeceğim, yazacağım şudur:
Müteahhitlere; Aman dikkat…
 Alıcılara; Aman dikkat…
Balonu üfürenlere de dikkat,
Balonla oynayanlara da dikkat,
Bildiğimiz bu,
Bilemeyeceğimiz budur.