Son bir hafta içinde yaşadıklarım artık kesin kanaatime neden oldu…
    Hayatın bir şekilde banka kredilerine bağlandığı bir dünyamız var.
    Artık insanların maaşları hesabına düşmeden bankadaki borçlara kesiliyor.
    Kredi kartı,
    Taksitli alışveriş,
    Konut kredisi,
    Otomobil kredisi,
    Otomatik fatura ödeme,
    Vs… Vs.. Vs…
    Bankada başlayıp bankada biten bir yaşam…
    Giderek bağımlılığımız artmaya devam ediyor.
    Son bir hafta içerisinde kiminle konuştuysam; işçi, memur, esnaf, asgari ücretli, ama kiminle konuştuysam karşıma bankalar ve faizleri çıktı.
    Ne hikmettir bilinmez bankayla, kredisiyle, algısıyla, vergisiyle kimin olmuşsa hiç biri iflah olmamış.
    Kimseye kâr getirmemiş anlayacağız.
    Dini konulara ciddi manada vakıf değilim, o yüzden bu açıdan olaya baktığımda faiz alanın da veren için de haram olduğunu bildiğimi söylemem yeter sanırım.
    İnsana o gün kârlı gözüken bu durum ne gariptir ki gün geliyor farklı olumsuzlukla tezahür ediyor.
    Faizin değdiği yer yeşermiyor kuruyor!
    Yaşadığımız dünya bankalara ve faizlerine mecbur düzen kurmuş maalesef.
    İstesek de istemesek de gün geliyor faizin kucağına düşüyoruz.
    Önce küçükte başlıyor her şey tıpkı kumar misali.
    Azı az daha ekliyor,
    Çoğu buluyor,
    Ve bankalı günler başlıyor.
    Önce masum alışverişler,
    Biraz kıyafet, biraz market, biraz çocuklara, biraz kendimize derken cüzdandaki kart dönüyor canavara.
    Kredi kartı yarasını iyi bir tüketici kredisi paklar diyor düşüyoruz banka yollarına.
    Faizi yeni bir faizle ödedik mi her şey nasıl da hafif geliyor borçlu beyne…
    Çok değil kısa bir zaman sonra tüketici kredisi de ağır gelmeye başlıyor.
    Çekmiyor kollarımız, beynin mecali kalmıyor, bellek yetmiyor borçları hesap etmeye…
    Bankadan da ümit yok ne yapmalı?
    Hemen arkadaş, eş, dost aranıyor yeni bir kredi çekebilecek ya da temizinden bir kredi kartı olan.
    Faize dair senaryolar saymakla bitmez.
    Tüketici kredisi konut, konutun da otomobile dönüşmesine hiç de yabancı değiliz.
    Başta da söylediğim gibi son bir haftada kime dokunduysam ah işittim, kendim de dahil.
    Krediyle veya bir şekilde faize bağlı yollarla gelen borçlanma ve kartlar bataktan başka bir şey getirmiyor insana.
    Dün bu duruma bir at buldum; “Faizin laneti…”
    Bu faiz öyle lanet bir şey ki değdiği yeri kurutuyor.
    İnsan dünyasını alt üst eden faize karşı yapılacak çok da bir şey yok aslında.
    Bir çoğumuzun bankaya olan borcunu ödemek için (mevcut insan ömrü hesaplandığında) ömür yetmez ömür…
    Bu nasıl bir borç ki insan ömrü yetmiyor?
    Faizin lanetine iyiden iyiye inanmaya başladım artık.
    Dokunanı iflah etmiyor, kurutuyor, çürütüyor, geriye götürüyor..
    Faizin lanetli dünyasında yaşayanlar mutlu değil onu çok iyi biliyorum.
    Banka kredilerine çok da yabancı değilim aslına bakarsanız.
    E, babadan miras (!) ne de olsa…
    O mirasa istemeden de olsa sahip çıktık, şimdi endişem çocuğuma…
    Belki biz bir kısmını görür ya da görmeyiz.
    Ama onların hayatı öyle mi, kim bilir faizin hangi türü çıkacak o döneme.
    Sinsi sinsi hayatımıza giren faizin lanetinden Allah hepinizi korusun.
    Faizin laneti en çok da memur ve asgari ücretliyi vurmuş gibi.
    Faizin onlara bulaşması daha kolay, özellikle de memura.
    Bir bordroluk işi var…
    Faizin lanetine bulaşmış bir dünyada ne kadar mutlu olunur bilemiyorum ama ben yine de iyi niyet temennisinde bulunmak istiyorum.
    Mutlu günler sizlerin olsun…

YOZGAT RÜZGARI
Yiğit Komutan!
    Bir adamın gönlü yiğit olacak onu bilir onu söylerim…
    Yoksa üzerindeki üniforma da kimi zaman kâr etmiyor.
    Yiğit adamın üzerinde bir de şanla, şerefle taşıdığı bir üniforması varsa her halde Binbaşı Önder İrevül gibi olur.
    İrevül sağlık problemleri nedeni ile bulunduğu hastaneden çıktığı ilk gün Şehit Murat Bek’in Sögütlüyayla Köyü’ndeki evini ziyaret etti.
    Günlerdir görmediği çocuğunu dahi görmeden O, şehidin evine gitmeyi doğru buldu.
    Bir Türk askerine yakışan yiğitliği yaptı…
    Taziye çadırı günlerdir dolup taşan şehidin ailesinin inanın unutamayacağı ziyaretlerden biri olmuştur bu ziyaret.
    Bir asker geliyor bir komutan “Başın sağolsun” diyor şehit ailesine…
    Bek Ailesi oğullarının kokusunu buldular, onun hasretini bir nebze olsun azalttılar, Murat’larıymış gibi sarıldılar Binbaşı Önder İrevül’e…
    Allah razı olsun Komutanım…
    İnşallah o şehit ailesinin yüreğinde attığınız bir memnuniyet tohumu, sizin ve ailenizin mutluluğuna ve sağlığına vesile olur, dua olur…