Köylü Mehmet Ağa Tayyip de Tayyip diyor…
    Bir kısım köylüye referandumun tercihi Tayyip, yani Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı.
    Tayyip Erdoğan misyonuna gönül vermiş olanlar 'Evet' oyu ile Erdoğan'ı yeniden başbakan seçecekmiş havasına girmiş.
    Benim köylüm vereceği oyla Tayyip Erdoğan misyonuna daha çok güç katacağından ziyade yeniden seçecekmiş gibi görüyor/düşünüyor. 
    Neye, ne için oy vereceğini kesinlikle ama kesinlikle düşünmüyor.
    Yozgat'ın köylerinde manzara bu şekilde.
    İnanmayan varsa köy köy gezip kapı kapı sorsun.
    Oyunu Ak Parti'ye veren köylü Tayyip Erdoğan istediği için referandum günü sandıkta evet bölümüne mühür vuracak.
    Tamamı aynı görüşte olmasa da kırsalda yaşayan ve Ak Parti'ye daha önce oy vermiş olanlar 12 Eylül gününe böyle bakıyor.
    Ne Anayasa değişikliği,
    Ne içeriği,   
    Ne de vereceği oyun ehemmiyetinin farkında benim köylüm.
    Tamam, köylü evet mührünü Erdoğan'ı desteklemek için verecek
    Peki ya hayır diyenler…
    Hayırcılar da karşıma bir birkaç fikir çıkıyor.
    Kimi, Erdoğan'a Yüce Divan yolunu kapamamak için 'hayır' diyeceğini söylüyor,
    Kimi de siyasetçisinin dediğini tekrarlıyor; “Ülkeyi bölmemek için hayır diyeceğim…'
    Kiminin ise çok da umurunda.
    “Ak Parti'ye sevmiyorsam hayır derim” diyor bir kısım köylü.
KİM NE DERSE DESİN BU ÜLKEYİ BASIN YÖNETİYOR!..
    Köyde sohbet derinleşince ortaya farklı farklı şeyler çıkıyor.
    Mesela köylünün ayakları yere bastığı an bu yıl istediği hasadı vermeyen tarlası,
    Tohuma, bankaya, gübreye olan borcu,
    Daha da derine dalınca toprağa verilen şehitlere geliyor söz…
    Sonrası veryansın…
    Ama köylü düşünürse/düşündürürseniz.
    Benim köylüm düşünmediği müddetçe televizyonlardan izlediğiyle pekala yön buluyor.
    Televizyon ne derse o…
    Özellikle de dini değerler üzerinden söylemler olursa söylemlerin inandırıcılık özelliği artıyor.
    Biraz şükür, biraz hamd, biraz öbür dünyada biraz da bu dünyadan iş tamam.
    Televizyonlarda ne yansıyorsa benim köylüm onu alıyor.
    Dedem dahi babamla dalga geçiyor, askerden, balyozdan, ergenekondan bahsediyor.
    Kökten ideolojiye sahip olanlar çok kalmadı ama onları yönlendirmek yine de zor.
    Ama genel itibari ile televizyonlardan yansıyanlarla yönetiliyoruz.
    Haberleri sunan spikerin haberi sunuş şekli dahi etkiliyor çoğu zaman izleyeni.
    Yozgat köylüsü şu sıralar hasadının büyük bölümünü bitirmiş.
    Bitirmeyenler de sapla, samanla uğraşıyor.
    İşi olmayanlar sıcak havada evden çıkarsa tuvalet ya da camii için.
    Onun dışında şimdilik gölge alanlarda uyuma tercihinde olan köylü bol bol televizyon izliyor.
    Sözü fazla uzatmayım, bilin diye söylüyorum.
    Hangi kanal daha çok izleniyorsa o kanalın borusu ötüyor köylerde.
    Benim köylüm bol bol dinliyor, dinledikçe etkileniyor, etkiledikçe karar veriyor.
    Ayakları yere bastığı an anlıyor ama onu bastıracak güç önemli olan.
    Şimdilik benim köylüm referandumda Tayyip'e (!) oy verecek…
    Tayyip'i sevmeyenler ise zaten hayır diyecek.
    Sanırım bu referandumda da (şayet sandığa giderse) köylünün oyu çok şey belirleyecek.
SAADET'TE ERBAKAN MİSYONU BİTTİ/Mİ…
    Son belediye seçimlerinde Yozgat'ta Saadet Partisi topyekün Ak Parti'ye oy verecek dediğimde o dönemin teşkilat yöneticileri hep bir ağızdan 'Hayır' demişlerdi.
    Hatta o dönemin il başkanı gazeteye kadar gelmiş, bu kesin ifadeyi neye dayanarak yazdığımı dahi sorgulamıştı.
    Ben de kendisine görünen köy kılavuz istemez diyerek yanıt vermiş, her ne kadar Tayyip Erdoğan milli görüş kimliğinden uzaklaşmış görünse de Saadet Partisi'nin taban tabana aynı olduğu Ak Parti'ye destek vereceğini söylemiştim.
    Ve bu gün referandumda 'evet' diyeceğini açıkladı Yozgat'ta Saadet Partisi…
    Aslında bu beklendik bir yanıttı.
    Şaşırmadım, aksine parti genel merkezindeki son gelişmelerin ne anlama geldiğini çok daha iyi anladım.
    Parti içinde siyasi heyecan oluşturmak, nabız yoklamak amacıyla yapılan olağanüstü büyük kurultayda ortaya çıkan gerilim Necmettin Erbakan ve Numan Kurtulmuş'u ayrı ayrı taraf haline getirdi.
    Sonrasında yaşanan tartışmalar ve Kurtulmuş'un, Tayyip Erdoğan vari tutumları bir misyonun bittiğini gösteriyor.
Saadet Partililer yine kabul etmeyecekler ama genel başkanlarının tutumu Erdoğan'ının kinin tıpkısının aynısı.
    Yani hoca dönemi bitti.
    Sayın Erbakan'ı emekliye ayırdılar.
    Hatta Milli Görüş kimliğinin manevi liderliğinden soyutladılar.
    12 Eylül'de referandumda sandıkta evet diyecek Saadet Partisi aslında yeni misyonu ve vizyonu ile partisine evet, Erbakan'a hayır diyecek.
    Çok değil, bir, bilemediniz iki yıl. Yani zaman çok şey gösterecek Saadet Partisi'ne…