Üç-beş yıl daha çalışabilirmiydik, elbette çalışabilirmiydik, elbette çalışabilirdik. Ancak bazı sıkıntılarımız da vardı. Onları çözelim istedik ama sıkıntıların tam ortasına düştük. İki tane üniversitede okuyan çocuğumuz var; evin geçimi, onların sıkıntısı bize hayatı dar eder hale geldi.
Öğretmenlik mesleği, polis, asker gibi benzer meslekler, yıpratıcı mesleklerdir. Bu mesleklerin emeklilikleride farklı olmalı derim. Çünkü çabuk yıpranıyorsunuz. Öğretmenlikte uzun süre çalışanlara akın çoğu idarecilerdir. Öğretmenliği uzun süre yapabilmek zordur. Hem bedenen hemde zihnen yorucu, yıpratıcı bir meslektir.
Dilekçemizi verip ayrıldığımız dönemlerde emekli ile çalışan arasında 100-150 TL fark vardı. Şimdide bu fark 600-800 TL’ yi geçti. Ücretlerle birlikte bu rakam bin TL’ yi aştı. Gelin şimdi siz öğretmenliği arzulamayın? Çocuklara faydalı olabilirmiydik? Sanmıyorum. Ama cüzdana faydamız olurdu. Sonuçta herşey cüzdana bakıyor ne yazık ki... Emekliyi bu hale getirenler utansın diyoruz da sesimizi duyanmı var sanki?
EMEKLİLER GÜÇ BİRLİĞİ YAPMALI
Şuanki hükümet emekliyi hiçe sayıyor. Sesine kulak vermiyor, emekli yaşamasa, ölse de aylık vermesek daha iyi olur diye hesap yapıyorlar. Olurmu böyle şey demeyin, bal gibi oluyor işte. Emekliyi perim perişan hale getiripüç kuruşa muhtaç etmenin başka bir izahı var mı Allah aşkına? Emekli sizlere hakkını helal etmez. Hayır duada da bulunmaz, bunu açık açık söylemeliyiz olurya belki unutanlar çıkar... İnsanca yaşamaktan uzak hale gelmişiz. Normal insani ihtiyaçlarını karşılayamayan emekli sana hayır duada bulunurmu?Ülkemizde ciddi bir emekli sayısı var. Gerekince ikhtidarı sallayabilecek konumda. Tek sıkıntımız ise organize olamamak. Ama artık buna ihtiyacımız var. Emekliler birleşmeli, derneklerini, federasyonlarını kurmalı ve iktidarlarla pazarlıklara otorabilmelidirler.
Emekliyi hiçe sayıp çocuk harçlıkları ile artış yapmanın insani ve vicdanı yanıda yoktur. Bugün itibariyle emekliler açlık sınırının altında maaş alan insanlar konumuna gelmişlerdir. Siyasi iktidarın bu sonuçtan utanç duyması gerekir. Yaşlıya, ana-babaya hürmet etmeyen, sahip çıkmayan evlada ne denir? Hayırsız evlat.
Suç onlarda değil suç bizde. Herbiimiz bir tarafa çekileceğimiz yerde güçlerin birleştirilmesi gerekir. Gün ekmek kavgası günü. Birileri devlet kesesinden cebini doldurmaya devam ederken, yıllarını devlet hizmetine vermiş olan bu insanlar açlık sınırının altında sefaletle yaşamaya mecbur edilemez!
Evet ciddi manada emekli derneklerinin çıkışı şart.
Etkiun, aktif başkanlarla, emekli dernekleri federasyonları ile sesini duyurur hale gelmelidir. Birilerine yem olmaya devam etmemeliyiz. Siyasi iktidarlarla pazarlık yaparak gelmedikçe emeklemeden kurtulamayız.
Ayıba bakın ayıba: “ Emekli, dul, yetim” Emeklinin hali dul, yetim, gariban insaanlarla birlikte anılıyorsa, bundan birileri utanç payını almalıdır diye düşünüyorum.
MAAŞ ADALETSİZLİĞİ DEVAM EDİYOR
Çalışanlar arasında da emekliler arasında da maaş, ücret adaletsizliği devam ediyor. 500-600 TL’ ye talim edenler varken 5 bin, 10 bin TL ile çalışanlar, 600-700 TL emekli maaşı alanların yanısıra 3 bin- 5 bin- 10 bin emekli maaşı alanlar var. Bu adaletsizliktir. Devlette, birinci, ikinci, üçüncü, sınıf vatandaş olmaz.Hem çalışanlar, hem de emekliler arasındaki bu maaş adaletsizliği giderilmelidir. Her iktidara gelen siyasi parti bu manada söz verdiği halde nedense sözlerini hiç biri gerçekleştirememiştirler. Zaman içinde siyasetçilerin işlediği hatayı bugün bizler çekiyoruz. Bnun vebali, günahı onların sırtınadır. Adaletsizliğin, eşitsizliğin ta kendisidir. Aynı konumda olmak, ama farklı farklı ücret almak adaletin neresinde yazıyor?
Eğer malesef yapılan her işin bir karşılığı var. Bugün olmasa bile ilahi huzurda bunun hesabının verileceğine inancımız tamdır.
Kendiniz için değil halkımız, milletimiz için çalışmıyorsanız malınızında, kazancınızında hayrını göremezsiniz.
Hani nerde kaldı halka hizmet Hakka hizmettir anlayışı?