Mevcut eğitim sistemleri sınavı öğrencinin önüne bir gayeymiş gibi getirip koymuştur. Bazı öğretmenlerin bunu öğrenciye esas hedefmiş gibi göstermeleri de yanlıştır. Öğrenci sınavı değil kendi hayatında kullanabileceği faydalı bilgileri öğrenmeyi amaçlamalıdır. Eğer öğrenmeyi amaçlarsa sınavda da kendiliğinden başarılı olur. Öğrenci ye esas amacın öğrenme ve beceri kazanma olduğu öğretmenlerce aşılanmalıdır. Müfredat programlan da ezberciliği değil, öğrenmeyi hedeflemelidir.
Öğrenilin şeyler uygulama sahasına geçirilemediği takdirde öğrenci beceri kazanamaz ve öğrendiğini unutur. Bilhassa meslek eğitiminde öğrenilenlerin pratik sahada uygulanması gereklidir. Bunun için okulda öğretilenin uygulaması labratuvarlarda ve işyerlerinde öğrenciye yaptırılmalıdır. Staj adı altında yapılan uygulamalara daha çok yer vermelidir. Bilgisayar, Internet, bilgi erişim ve işleme araçları ve benzeri teknolojiler modern eğitimin vazgeçilmez araçları haline gelmiştir. Öğrenmede teknolojiye kapıların açılması ezberi ve sınav amaçlı öğrenmeyi de önler. Teknolojinin amacı öğrenciye öğrenme hedeflerini vermek, onu kullanılan teknoloji ile bilgiye ulaştırmak ve öğrencinin bilgiyi işleyerek kendi ihtiyacı olan formlara dönüştürebilmektir.
Eğitim sürecinde okul idaresi ve öğretmenler öğrencilerin eğitimleri konusunda sürekli işbirliği yapmalıdırlar. Bu işbirliği başarıyı ve eğitimdeki kaliteyi yakalamada önemlidir. Okullarda psikolojik rehberlik ve danışma birimleri yeterli değildir. Bu sebeple öğretmenin ve idarenin bu boşluğu doldurması lazımdır. Başarıya ve isabetli meslek seçimine iyi bir rehberlikle kavuşulabilir. Öğrenci sorunları tespit edilip çözümlenmelidir. Artık dünyada "hayat boyu eğitim" slogan haline getirilmiştir. Çünkü bir insanın sadece gençlik çağında öğrendiği bilgi ve becerilerle mesleğini hayatının sonuna kadar götürmesi mümkün değildir. Ömür boyu eğitim , Hz. Muhammed'in "Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz" tavsiyesi ile daha o zamanlar dinde ki yerini almıştır.
Eğitim-İnsan gücü-istihdam ilişkisinin sağlıklı bir dengede olabilmesi için okullarla işyerlerinin işbirliği yapması şarttır. Sanayinin ve işyerlerinin hangi çeşit ve hangi standartlarda meslek mensuplarına ihtiyacı olduğunu okulların işyerlerinden tespit etmesi ve ona göre, ihtiyaç ölçülerinde okullarda elemanları yetiştirmesi lazımdır. Uygulamalı eğitimin işyerlerinde yapılabilmesi için de bu işbirliğinin yapılması şarttır. Meslek seçiminin kabiliyet ve yeteneklere uygun olması başarı, verimlilik ve kaliteyi artırır. Kabiliyet ve yeteneğine uygun meslek seçimi yapamamış kişilerin sevmedikleri mesleklerin eğitimini alması insan gücü israfı olduğu kadar eğitimde başarısızlığa, kalitesizliğe ve mezuniyetten soma da kendi mesleğinde çalışmama gibi kötü neticelere yol açar.
Çocuğun doğumundan itibaren bir gelişim dosyası tutulmalıdır. Bu dosyada çocuğun fiziki ve ruhi gelişimi, kabiliyetleri, yetenekleri, başarıları, eğilimleri, hangi mesleğe yatkın olduğu gibi hususları sürekli izlenerek tespitler belgeler halinde bulundurulmalıdır. Bu tespitlerde aile, okul ve sağlık kuruluşları işbirliği yapmalıdır.
Zamanı iyi kullanmak, boş zamanlan eğitici faaliyetlerle geçirmek, hobi alışkanlığım elde etmek eğitime önemli bir katkıdır. Zamanı faydalı işlerle değerlendirmek sürekli eğitim ve yetişkin eğitiminde de çok önemlidir. Boş zamanlarını okuyarak geçirmek, güzel sanatlarla uğraşmak, mesleki gelişimim sağlamak veya üretici faaliyetlerde bulunmak eğitim kalitesine en Önemli katkıdır.”
( Araştırma ve Alıntılar: Prof. Dr. Fahri Kayadibi- Kaliteli Eğitimin Üretime Katkısı)