Gün gelir siyasetiniz biter, hükümdarlığınız azalır, suyu çekilmiş değirmene dönersiniz. Ne arayanınız, nede soranınız kalır. Böyle dostluklarda para etmez, durumu öğrenince hayal kırıklığı yaşarsınız.
Bir grup dostlarımız daha vardır?
Paranız var, zenginsiz, yedirmekten, içirmekten kaçınmazsınız. Bunu da çevrenizdekiler çok iyi bilir dost halkanız arttıkça artar. Kesenizin ağzı açıldıkça dostlarınız, arkadaşlarınız koşarak gelirler. Sizde çok iyi bir dostluk ağı kurduğunuzu zannedersiniz. Sizin için ölmeye hazır yüzlerce, binlerce adam vardır. Ancak gün gelip açlıklar yoklukla sıkıntılarla karşılaştığınız da o dostlar sessiz sedasız sizi terk ediverirler. Ne olduğunu bile anlamadan yalnız, yapayalnız kalırsınız.
Dostluklar arkadaşlıklar böyle mi olmalı. Tabi ki hayır! İnsana yakışırcasına bir dostluk bağı kurulmalı.
“Adam gibi adam!” derler ya, aynen öyle “Adam gibi” dostluklar kurulmalı… Maddi beklentileri olmayan, dostluğunu menfaat üzerine kurmayan insanları aramak bulmak, dost kalmak zorundayız.
Günümüzde insan manzaraları çok çeşitlilik arz ediyor. Sizi aldatanlar, yanıltanlar çok fazla oluyor. Kimin dost, kimin düşman olduğunu sezmekte, anlamakta, çok zorlanıyorsunuz. Dost bildikleri zamanı gelince size çelme atmayı, arkanızdan vurmayı ve yüz üstü bırakmayı seçiyorlar. Böyle dostlardan Allah korusun bizi!...
İşimiz gereği yüzlerce, binlerce insanla muhatap olduk. Dostlarımız, arkadaşlarımız, can yoldaşlarımız oldu. Ama gördük ki, yıllar, zaman ve şartlar bunların hepsini umutsuz kırgın bıraktı. Birbirimize selam vermekte bile zorlanıyoruz. Sizi bilmem amma, ben hayıflanıyorum, üzülüyorum, dostlarıma mahcup kalıyorum.
Böylemi olmalıydı bizim dostluğumuz?
Bazen yapa yalnız kalınca dönüp arkanıza bakıyorsunuz ki heyhat, çaresiz, umutsuz ve dostsuz kalışımız sizi mahcup ediyor.
Deyin ki, yalnız mı kaldınız, hayır! Deyin ki, dostlarınızdan, arkadaşlarınızda bir kötülük mü gördünüz, hayır! Ben dostlukları sıcak tutmak isteyen bir insanım. Birileri bunu yanlış anlasa da kimseyi kırmadan, incitmeden herkese dost-arkadaş kalmaktan yanayım. Bu benim hayat felsefem.
Allah sizi inandırsın üç günlük geçici şu dünyada bana küs, düşman-kırgın bir tek insan olsun istemem! Herkese dost-arkadaş kalmayı hayat felsefesi yapmış bir insanım!... Ama kırgınım, küskünlerim, ne yazık ki (Ben İstemesem) de düşmanlarım var. Düşman sözcüğü çok ağır bir kelime ama öyle… Neden, niçin hep onu düşünüyorum.
Bunlar dostluk-kardeşlik felsefeme aykırı gelen şeyler… İnsanız, bazen yanlış yaptıklarımız da oluyor. Ancak Hz. Mevlana gibi hayata ve olaylara yumuşak ve olgun bakabilsek ne olurdu?