Bir haftalık aradan sonra yine buluştuk sizlerle. Bugün derin siyaset konuları konuşmak ya da aklıma takılanları anlatmak istemiyorum.
Aralık ayında, bahar gününden arta kalmış güzel bir günde içimi karartmak, sizlerinde kafasını karıştırmak gereksiz geldi bana.
Zira biraz siyaset konuşayım diye oturduğumuz sabah sohbetinde Seyfi abi öyle konulara temas etti ki resmen kafam karıştı ne gerek sizleri de karıştırmaya diye düşünüp, köşe yazımın konusunu değiştirdim.
Biraz havadan, biraz sudan biraz da yaşanan insalcıl ilişkilerden bahsetmek istedim.
Hoş onlarda çok iç açıcı konular değil ama en azından güneş, hala içimizi ısıtmak için çaba sarf ediyor tepemizde, bundan bahsetmek bile içimizi ısıtır...
Bir kaç zamandır çok zor günler yaşıyorum, bir kısmını atlattım, bir kısmı hala sürümcemede, ama biliyorum ki bu günlerin yarınları güzel olacak ve sıkıntılarım bir bir geçecek.
Zaten bu şekilde teselli ile çok ağır günler, psikolojisi kötü anlar yaşadım, bitirdim. Artık bitsin istiyor ve bu konuda da gerekli girişimleri yapıyorum, çok az kaldı biliyorum.
Sıkıntılarımı atlatma sürecimde öyle ağır yükler yüklendim ki anlatamam, şahit olanlar da nasıl dayandığıma inanamadılar.
Benimse öğrendiğim ve tek bildiğim içindeki umut seni her zaman başarılı kılar. Bende öyle yaptım umudumu hiç kaybetmedim ve başardım.
Şuan tam olarak atlatamasamda bu sıkıntıları yanımda kalan, üç beş, belki de iki elin parmağını geçmeyecek dostlarım sayesinde daha çabuk toparlayacağım, bu kötü günlerin izini daha çabuk sileceğim eminim.
Her zaman söylediğim gibi yaşanacaksa yaşanacak, kimse önünde duramaz kaderin, bu günlerde yaşanması gerekiyordu yaşandı, hepsi bu.
Neler geçmedi ki, insan oğlu neleri yaşayıp unutmadı ki...
Haksızmıyım?
Bir zamnanlar daha doğrusu bir kaç zaman öncesine kadar o kadar çok insan vardı ki hayatımda, oo herkes dost, herkes arkadaş.
Ama bir bir gitti onlar, neden çünkü sıkıntı sadece banaydı, onlar bu sıkıntılara ortako lacak kadar güçlü değillerdi. Her biri sahte kimliklerini de anılarıma bırakarak gitti hayatımdan.
Öyle ki bir çoğunun gidişini göremedim bile, bir kaçı ise yüreğime basa basa gitti hayatımdan.
Çok zaman bu gidişlerin ardından, geçmiş ve vicdan muhasebesi yaptım...
Ama, bir suçum varsa yüz iyiliğim olmuş. Hani derler ya büyükler 'iyilik yap denize at, balık bilmezse haluk bilir.' benimki de o hesapo lmuş, iyiliklerim hep balıkların midesinde kalmış, malum balık hafızası hemen unutulmuş. Ama inanıyorum ki haluk, yaradan unutmayacak ve görecek, bana da gösterecek. Ha karşılıklı değildi, yaptıklarım yapmak istediklerim, ama gönül işte umuyor, bekliyor.
Bu yaşıma kadar, Dostluk, adamlık, insanlık üçüde çok önemli oldu benim için.
Bu yüzden bu güne kadar ne üç kuruşa dostumu, ne küçük meseller için adamlığımı, ne de manfaatim için insanlığımı harcadım. Çok şükür.
Size de tavsiyem budur, hayat kısa, gün gelir devran döner... Unutmayalım...