Dönmekte olan dünyamızın hangi yönlere nasıl ve ne şekillerde yönelmekte olduğunu, -Tarihin tekerrürü yönü ile- anlamak ve hissedebilmek için; geçmiş  ve yakın tarihi-tarihimizi, öncelikle incelemek ve irdelemek gerekmektedir. Meseleye bu perspektiften bakarak süregelen  oluşumlar, küresel dönüşümler ve gelişmeler içersinde ve çerçevesinde ülkemizin konumuna da bir göz atıldığında; Dünya'nın bu dönüş ritmi içersinde, bir asır öncesinin tezahürlerindeki kötü bâdireler ki, bir taraftan tesfiye olurken, diğer taraftan da tezkiye olunmaya yöneldiği gözlenmektedir.
     Bu oluşum ve dönüşümün seyri ki; yaşanılmakta olan küreselleşme olgusu içersinde özellikle komşularımızla ve dinî bağlar yönü ile Orta Doğu ve ırkî bağlar yönü ile Orta Asya ile meydana gelmekte olan siyasal ve ekonomik alanlarda oluşan birliktelikleri güncelleştirmekte ve geliştirmektedir.
    Bu suretle de Osmanlı'nın bölünmesi, parçalanması ve dağılması serencamı sürecinin sonlanmasıyla yeniden bir oluşumun doğuşu sergilenmektedir.
     Her geçen gün gelişerek devam etmekte olan bu seyir ki; yeni oluşumlarla, ikmale doğru yönelmektedir.
    Öyle ki; bir asır öncesinde ülkemizi parçalayıp parçalatanlar, bu süreçte çok yönlü ilişkilerinin ve işlemlerinin konjonktüründe ülkemize, bir paratoner olarak yaklaşmaktadırlar.
    Şöyle ki; bir tarafta vizeler kalkarken-kaldırılırken; bir tarafta da ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkiler de hayata geçirilmiş olmaktadır.
     Bugünleredeki Kafkaslardaki ilişkilerimiz Ermenistan'la, Balkanlardaki dostluklarımız Yunanistan'la takozlanırken; yeni gelişen oluşumlar ki bu takozları, 'ilişkiler tahteravallisine'ne dönüştürmüş olmaktadır.
    Bu suretle de yıllardır ülkemiz için aralanmak istenmeyen AB kapısı ki; gerek içteki demokratikleşme ve gerekse dıştaki ilişkilerdeki konjonktürel gelişmelerin de seyrinde açılıyor ve açılacak olmaktadır.
     Bu oluşum, gelişim ve dönüşümün seyri içersinde dönüyor olan bu dünyamız ki; 'zıtlıkların ahengi öznesi ve vasfıyla da' hükmünü sürdürmektedir...
    Öyle ki süregelen bu olumlu gelişmelerin odaklandığı süreçte ve özellikle şu günlerde ki; içteki yaşanan ve gelişen olaylarla, âdeta kontaklanmaktadır...
     Her şeyin 'zıttı ile kaim' olduğu dünyamızın bu dönüşüm seyri içersinde bizlere düşen görev ise; zıtlıkları ve zilletlikleri bertaraf edip, tarihimize-geçmişimize sahiplenmeye yönelmiş ve yönelebilmiş olabilmektir.