YOZGAT’ta geçtiğimiz Ramazan ayını ne güzel geçirmiştik.
Hatırlar mısınız? Dokunuş diye bir proje başlatılmıştı.
Bir iyilik hareketiydi dokunuş projesi…
İhtiyaç sahibi çocuklar bayramlık alsın diye başlamıştı.
Sıradan bir yardım kampanyası da değildi.
Ramazan akşamlarına uygun kültür ve sanat etkinlikleri de işin içine girmişti.
Türküler, şarkılar, ebru sanatı, el işçilikleri ve daha neler neler.
Mekanda bu iş için çok uygundu.
Tarihi askerlik şubesi pek yakışmıştı bu işe.
Birbirini göremeyen, uzun süredir sohbet edemeyen insanlar bile bu proje sayesinde bir araya gelmişti.
Projenin koordinatörleri Oktay Yıldırım ve Ertuğrul Kapusuzoğlu çok güzel bir iş başarmıştı.
Ekibin diğer üyeleri de öyle…
Sonra bu projenin o güzel havasını bozacak bir işe girişildi bana göre.
Dokunuş tuttuğu için “Yozgatspor’a dokunuş” başlatıldı.
Yozgatspor’a destek istendi ama o ilk dokunuşun masumiyeti, sıcaklığı ve samimiyetini göremedik.
Asıl eleştirim ise geçtiğimiz günlerde yapılan “Bir mont bir gocuk, üşümesin hiçbir çocuk” isimli kampanyaya olacak.
Bu kampanya da samimi duygularla başlatılan bir iyilik hareketiydi ama sonu bana göre kötü bitti.
Kampanya kapsamında yardım yapılan çocukların, sosyal medyada ifşa edilerek fotoğraflarının paylaşıldığını gördüm.
Hiç hoşuma gitmedi…
Sunulan mazeretleri kabul etmem mümkün değil…
Yardımın gizlisi makbul değil miydi?
Hani veren el ile alan el birbirini görmeyecekti?
Bu tür faaliyetlerde duyarlılık ve dikkat yüksek olmalıdır.
Kaş yapacağım derken, göz çıkarmak iyi değildir.
Yazının başında da dediğim gibi ‘dokunuş’ gibisi bir daha olmadı ve belki de olmayacak.
Dokunuş projesi belki tekrar etmeli, belki de hiç etmemeli…
Gazete kupürleri ve fotoğraflarda bir hoş seda olarak kalmalı belki de.
Bu tür iyilik hareketleri ve yardım kampanyaları sık sık yapılmak yerine, belli dönemlerde yapılmalı.
İhtiyaç sahipleri az ise, sessiz sedasız yapılarak asıl maksat yerine getirilmeli.
Yok, ihtiyaç sahibi fazla ve kampanya gerekiyor ise, tıpkı ‘dokunuş’ projesi gibi anlamlı günlerde, anlamlı ve manalı etkinlikler ile ihtiyaçlar karşılanmalı.
Türkiye’de artan şekilcilik ve görüntüye oynamalar son derece arttığı için, bu duruma bir ‘dur’ denilmeli.
Proje tanıtım kitapçıkları, hizmet slaytlarının havada uçuştuğu bir ortamda, halis niyetlerle tamamlanan ve hedefine ulaşan gerçek eserleri görmek istiyoruz.
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Belediye başkanlığı adaylığına sıcak bakan siyasetçiyi.
*Yozgat’a veda eden kurum müdürünü.