Vatan, insanın geçmişten emanet aldığı, acı-tatlı hatıralarıyla üzerinde yaşadığı toprak parçasının adıdır. Bu nedenle insan, tarih ve kültürünün şekillendiği, akraba ve ecdadının yaşadığı topraklara karşı ayrı bir sevgi, oradan uzaklaştığı zaman da ona özlem ve hasret duyar. Ecdadımız bundan hareketle; “Ana gibi yâr, vatan gibi diyar olmaz.” diyerek bu duyguyu en güzel şekilde ifade etmiştir.
Allah Resulü (s.a.s) de doğup büyüdüğü Mekke’ye karşı ayrı bir sevgi beslemiş ve bu sevgisini şu şekilde dile getirmiştir: “Ey Mekke! Vallahi sen Allah’ın en hayırlı ve Allah’a en sevimli olan beldesin. Senden çıkarılmış olmasaydım seni asla terk etmezdim”
Yüce Allah’ın lütfu ile Anadolu’yu milletimize vatan yapan ecdadımız, bu vatanı malları ve canları pahasına korumuş, üzerinde medeniyetler kurup binlerce eserler inşa ederek bizlere emanet etmişlerdir.
Bu topraklar üzerinde yaşayıp da vatanını sevmeyen birinin olduğumu zannetmiyoruz. Her insanın görevi Vatan Sevgisi ile ilgili duygusunu arttırmak ve bu konuda biraz daha düşünmeyi sağlamaktır.  Vatan sevgisi hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar değerlidir. Bize düşen kalplerimizdeki sevgi ve bağlılıkla vatanımıza hak ettiği değeri verip her zaman, her durumda sahip çıkmak ve onu korumaktır.
Unutulmamalıdır ki; tarih sahnesinden silinip giden milletler; düşmanları güçlü olduğu için değil, millî ve manevî değerlerini yitirdikleri için yok olup gitmişlerdir. Gereksiz çekişmeler, farklılıkların tefrikaya dönüşmesi, kardeşlik duygularının azalıp kavgaların çoğalması, insanların birbirlerine olan güvenlerinin tamamen yok olup gitmesi, kendilerine olan özgüvenlerini yitirip başkalarını taklit etmeleri, zayıf ve güçsüz düşmelerine neden olmuştur.
Vatan olmadan millet; millet olmadan da devlet olmaz. Bir milletin varlığı,  hür ve bağımsız bir vatanın varlığı ile mümkündür.
Millet olarak bugün bizlere düşen görev, aziz vatanımızı bizlere miras bırakan şehitlerimizin aziz hatırasını ruh ve gönül dünyamızda yaşatmaktır. Kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlere; aramıza fitne, fesat ve nifak tohumu ekmek isteyenlere asla fırsat vermemektir.
Bu vesileyle mukaddes değerler uğruna canını feda eden ve bu cennet vatanı bizlere miras bırakan aziz şehitlerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyor, kendilerine Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyoruz. Ruhları şad, mekânları da cennet olsun. 
Çanakkale Savaşı, tarihe unutulmaz bir damga vurmuş; inancın nasıl güçlü bir kale olduğunu gösteren, az rastlanır bir mücadelenin zaferidir. Anadan, yârdan, evlattan geçip vatan diye diye can verenlerin kanıyla yazdığı bir destandır, Çanakkale... Hakk’ın batılı, birliğin ayrılığı yendiği zor bir imtihandır. 
Çanakkale Zaferi, milletimizin tarih boyunca kazandığı en parlak zaferlerden ve en büyük kahramanlıklardan biridir. Aziz şehitlerimizden aldığımız ilhamla, aynı şuur ve inançla, mukaddes emanetinizi daha yükseklere taşıma gayreti verirken, diğer yandan bizi millet yapan yüksek değerlerimizi daima canlı tutmaya ve yüceltmeye devam etmeliyiz.
Milletimize bu eşsiz zaferin gururunu yaşatan, vatanımız, bağımsızlığımız, milli birlik ve bütünlüğümüz uğrunda canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Ruhları şad, mekanları cennet olsun..