Çalışma, kişisel ve sosyal bir zorunluluktur. Servet kazanımı ise önce aile sonra da devlet açısından lazımdır. Çünkü yarınından emin olmayan bir insan bir aile oluşturmayı düşünemez yada yaşama vasıtasından yoksun aileler oluşur. Yaşam vasıtaları olmayan ailelerden oluşmuş bir devletin varlığıda sağlam temellere dayanmaz.
Gerçekle örtüşen şu da vardık ki herkes aynı sağlık aynı karakter ve yetenekte değildir. Ama herkes aynı hayat konumuna tabidir. Çalışmadan hiçbir şey var olmaz. Her birey belirli bir şekil ve sınır içinde bir taraftan yeteneğinin gücünün kaynak ve çevresinin etkisi altındadır, diğer bir yönde ise ihtiyaçlarının esiridir o halde;
Çalışmak sosyal bir vazifedir.
Çalışmak içtimai bir vazifedir.
Çalışmak mücazatta değildir.
Çalışmak cezai bir unsur da değildir.
Gerçeğin oluşturduğu bu düşünce ve görüşler içerisinde aceba topluma eğitmenimizin verdiği mesaj nedir? Mesaj önce büyük Türk ulusu sonra en güzel duyguları penceresinde bulunduran Yozgat ilimiz içindir. Her zaman olduğu üzere şu son günlerde de ilimizde boş insan ve özellikle gençlik grafikleri artış içindedir. Caddelerde, sokaklarda, meydanlarda , cami önünde, parklarda ve nahoş yerlerde bu örneklemeler pek çoktur. Halk arasında söylemler dışarı beldelerden gelip, yorum yapan bireyler ve pek çok kanıtlar bunun gerçekle örtüştüğünün ifadesidir. Başta ebeveynlerin meydanları doldurarak sokak ve cadde ortalarında holta tespihlerle sorumsuzca vakit geçirmeleri gençliğe ibret açısından en büyük ayıptır. Sanırım sorumluluktan uzak bu bireyler acaba nelerin peşindeler anlamak çok zor. Eğer ki oralarda boşu boşuna vakit geçirip sonrada cami ve ibadethanelere koşan bu insanların yaptıkları sadece ve sadece rutueldir. Yani fiziki görünüştür. Oysa ibadetin asıl önceliği Nasuh kısmıdır. Yani kalbini arıtmak sorumluluk bilmek anlayışı ile hayata bağlanmaktır. Davranışları ise ona göre düzenlemektir. O halde örnek yaşlılar önce sizlerden başlamak gerekir. Yavrularınıza torunlarınıza, lütfen örnek teşkil edin pek çok yaşlının gençliğinde de aynı olup yaşlılıklarında da ol bu alışkanlıklarını lütfen bırakın. Gençliği kendinize uydurmayın. Neler mi yapacaksınız? Elbette yapılacak pek çok şeyle var. başta kitap okuyun, spor yapın, müzikle uğraşın, bağ bahçe, tarımsal işlerinizde başarılan sağlayın. Zevkli uğraşlarla hayatınıza renk katın. Eşlerinizle, yavrularınızla, torunlarınızla açık havanın zevkini çıkartın spor müsabakaları ve tiyatroya gidin, yeteneklerinize uygun hareketlerde bulunun, eğer bunların hiç birini yapamıyorsanız siz boşsunuz demektir.
Sevgili gençlik mesajın bir diğer yönü de sizlere. Elbette yaşamın en zevkli ve çılgın olan tarafı sizin çağlarınızdır. Bu güzel dönemleriniz sizlere neşe katarak zevk aldırarak ve hayati felsefeniz bu çağlarda şekil oluşturacaktır. Her kes için bahsetmediğim babalarınız, anneleriniz, dedelerinizin bu kötümser davranışları sizlere örnek olmasın. Sizler her zaman onlardan önde yaşayın iyi yönlerini başınızda taşıyın kötü yönleri mutlaka dışlayın. Önce büyüklere saygı, küçüklere sevginiz ve merhametiniz ön planda bulunsun. Lütfen cadde ve sokaklarda parklarda alışkanlıklar hayatınıza yansımasın. Atatürk ilke ve inkılapları sizlere yön versin. Boş zamanlarda bolca kitaplar okuyun bilgi kültür dağarcıklarınız gelişsin bir yerlerde çalışarak ailenize ekonomik katkılar sağlayın, Tanrının sizlere verdiği, sizlerin de farkına bazen varmadığınız, yeteneklerinizi hayata aktarın. Özelliğiniz mutlaka kültürünüz ve bilginiz olsun.
Bir müddet önce Bursa’ya gittim. Kısa bir süre kaldığım ildeki izlenimler beni çok sevindirdi. Medeni ve çağdaş bir toplumun olgusunun sevincini yaşadım. Orada insanların pek çoğunun uğraşılı ve birbirlerine saygı nazik davranışları beni çok etkiledi. Boş konuşmamaları hele hele gençliğin servis otobüslerinde bile boş olmaları kitap okuyarak yolculuk yapmaları, birlerine ters bakmayıp kibarca davranışları kendi asaletlerinin yanında Türk milletinin asaletini, mayasını taşımaktadır. Öğle ise bu güzel davranışlar bizlere ışık tutsun. Sigara, alkol, uyuşturucu, hele hele baly çekimi alışkanlıklarından mutlaka vazgeçin, cep telefonu, internet, alışkanlıkları mutlaka iyi yönlerde olmalı ve yakışanı yapmalıyız. İnanıyorum ki her gencin mutlaka ülke için yapacağı pek çok şeyler vardır. bunu yaptığımız süreç içinde ülkenin baş tacısınız. İnsan gibi insansınız demektir. Aksi ise bizleri etrafımızdaki ülkelere çevirir. Bir daha dönüşü olmaz, unutmayalım ki Mustafa Kemal’in en çok değer verdiği toplumsal güç Türk Gençliğidir.