Kıymetli okuyucular, bir hafta aradan sonra yine sizlerle beraber olmanın mutluluğunu yaşıyorum. İlk yazının heyecanını atlattıktan sonra artık ana konumuz olan çalışma yaşamının temel kavramları hakkında sizleri aydınlatmak istiyorum.
Öncelikli olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Çalışma Hakkı ve Ödevi” başlıklı 49. Maddesinde yer alan “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır” hükmü ile Çalışma şartları ve dinlenme hakkı başlıklı 50. Maddesinde yer alan “Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir” hükümleri ile çalışma yaşamında olmazsa olmaz diyeceğimiz ana kurallar sayılmış bulunmaktadır. Ülkemizde herkes serbestçe çalışma hürriyetine sahipken, kanun koyucu yaş, cinsiyet ve bedeni güç gibi konularda özel önlemler alınmasını ayrıca emretmiştir. Burada yazılı bulunan özel düzenlemelere ileriki yazılarımızda ayrıca değineceğiz.
Çalışma yaşamında temel tanımları yapan, işçilerin ve işverenlerin çalışma ilişkilerinde uyacağı kurallar ve uymama sonucu bunların yaptırımlarını ortaya koyan temel mevzuat dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’dur. Bugün istisnaları dışarıda tutacak olursak, Türkiye’deki yaklaşık 10 milyonun üzerinde sigortalı işçi ve bunların işverenleri 10.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren bu kanun kapsamında yer almaktadır. Evet hep söylüyoruz işçi, işveren, işyeri, iş sözleşmesi,  … Bu kavramların bu kanundaki tanımları nelerdir? Dilerseniz kısaca bunlara bir göz atalım.
İşçi: Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye denir.
İşveren: İşçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren denir.
İş ilişkisi: İşçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.
İşyeri: İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri denir. İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.
İş Sözleşmesi: İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.
Yukarıda tanımladığımız en temel 5 kavram, işçi ve işverenin olduğu her yerde bulunan ve birbirinden ayrılmaz en temel kavramlardır. Bugün bir mal veya hizmet üretmek, örneğin bir ayakkabı imalathanesinden, yemek yediğimiz bir lokantaya, ya da bir seyahat acentesinden, belediyecilik hizmetlerine kadar günlük yaşamda karşılaştığımız her iş ilişkisinde;
İşverene bağlı olan, gerek fikri, gerekse bedeni çalışmasını işverene bağlı sürdüren bir işçi,
Bu işçiye emeği karşılığında ücret ödemekle yükümlü olan bir işveren,
İster yazılı olsun, ister sözlü olsun bu çalışma biçiminin kurallarını belirleyen bir iş sözleşmesi ile
Bu işin yapıldığı, bir fabrika, atölye, mutfak, ofis, araba, dinlenme yeri v.b. şekilde yukarıda yazılı olan benzer yerleri kapsayan bir işyeri olmak zorundadır.
 Hatta çalışma biçimleri değiştikçe, örneğin parça başına çalışma ya da evden çalışmada olduğu gibi, işçinin işyeri, yaşadığı mekanla aynı bile olabilmektedir. Görüldüğü üzere önemli olan, tanımlarda yer alan ortak hususların barındırılması ve şekli değişse de bir iş ilişkisi yaratmasıdır.
Nitekim çalışma yaşamı bu kavramlar üzerine inşa edilmiş, işçi ve işverenler, karşılıklı hak ve sorumlulukları  burada sayılan kavramların değişik biçimlerinde arar olmuşlardır. Örneğin Allah göstermesin bir iş kazası yaşandığında, öncelikli olarak bu kazanın geçirildiği yeri işyeri kavramı  çerçevesinde değerlendirmek, sonrasında ise kaza geçiren işçinin işverenini doğru olarak saptamak, iş kazası sonucunda doğacak olan yaptırımlara kimin maruz kalacağını belirlemek açısından büyük önem taşımaktadır.
Yine işçi ve işveren arasındaki çalışma koşullarının ana detayları iş sözleşmesinde bulunmalı, karşılaşılan herhangi bir sorunda bu iş sözleşmesinin ispat külfeti açısından sözleşme yazılı olmalı, örneğin işçinin yapacağı işin ne olduğu, deneme süresinin ne kadar olduğu, ödenecek ücretin ne olduğu, çalışma süresinin ve yıllık izinlerinin ne kadar olduğu bu sözleşmeye yazılmalıdır.
Öğretide kabul edilen görüşlere göre, sözleşme olmaması veya sözleşmede yazılı bir husus bulunmaması durumunda, kanunun emrettiği asgari koşulların işçi ve işverenlerce kabul edildiği varsayılmalıdır. Bu durumda hem işçi hem de işveren, aslında öngörmedikleri yaptırımları kabul etmek zorunda kalabilir. Örneğin, yazılı iş sözleşmesi veya yazılı kararlaştırılmış olan bir deneme kaydı yoksa, işçi işe başladıktan itibaren 2 ay içerisinde işveren tarafından işten çıkarıldığında, işveren tarafından kendisine en az iki haftalık brüt ücreti tutarında ihbar tazminatı ödenmesini talep edebilir.
Aynı durum işveren içerisinde geçerlidir. Eğer işçi ve işveren arasında bir iş sözleşmesi yapılsa idi, bu sözleşmeye dayanarak yasanın belirlediği sınır olan 2 aylık deneme süresi boyunca hem işçi, hem de işveren herhangi bir bildirim süresine bağlı kalmaksızın ve tazminat ödemeksizin iş sözleşmesini feshedebilecekti.
Dolayısı ile bugün kısaca tanımlamaya çalıştığımız kavramlardan işçi ve işverenler, birbirleri ile kurmuş oldukları  iş ilişkisini, genel anlamıyla işyerinde yerine getirecekler, bu iş ilişkisinde yer alan şartları da, kanunlara aykırı  olmamak kaydı ile serbestçe karşılıklı olarak belirleyebileceklerdir.
Değerli okuyucular, çalışma yaşamında yukarıda en temel beş tanesini saydığımız gibi onlarca kavram bulunmaktadır. Yeri ve sırası geldiğinde bu kavramları sizlerle paylaşmaya ve mevzuatı tanıtmaya devam edeceğiz. Tabi sizlerden de aktarmaya çalıştığımız kavramlar üzerinde gelecek sorular olursa, sizleri daha iyi aydınlatabileceğimizi hatırlatır, bir sonraki yazımızda sağlıkla sizlerle birlikte olmayı dilerim … Selamlar …
[email protected]