Daha önceki yazılarımızda defalarca yazdım. Bu sahada futbol oynanmasının riskli olduğunu, çıkabilecek olayların cinayetle bile sonuçlanacağını belirttim. Biz yazdık, biz okuduk. Aynı tas, aynı hamam.
Sorgun Belediyespor Yozgat’ı Bölgesel Amatör Lig’de temsil ediyor. Temsil ediyor da, nasıl bir sahada konuklarını ağırlamaya çalışıyor bunu herkes biliyor. Burası bir stat değil, adeta taş ocağı. Stadın her yanı taş ve kayalarla dolu.
Türkiye Futbol Federasyonu’nun her şeyi bilen yöneticileri, Allah rızası için Bölgesel Amatör Lig maçlarını oynattığınız statları bir inceleyin.
Şimdi, diyeceksiniz ki, ‘’Biz her yıl ligler başlamadan önce, statlarda incelemelerde bulunuyoruz. Görevlendirdiğimiz arkadaşlar incelemelerini tamamladıktan sonra, stadın futbol maçlarının yapılıp yapılmasına uygun olup olmadığı yönünde bir tutarak bizlere gönderiyor, bizler de o doğrultuda karar veriyoruz’’ diyeceksiniz. Doğru, gönderdiğiniz yetkililer gelip inceleme yapıyor, ancak şöyle bir bakarak inceliyorlar.
Bölgesel Amatör Lig’de ki ilk senemizde bir Bafra maçı yaşamıştık. Stat çevresinden atılan taşlarla bir çok taraftar yaralanmıştı. O zaman acemiydik. İlk kez böyle bir ligde mücadele ediyorduk. Stadımızın ne tehlikeler yaratabileceğinin farkında bile değildik. Allah’tan o maç sonrasında yaşanan onca kötü olaylara rağmen, can kaybı olmadı.
Bir yıl sonra yine, aynı olumsuz şartları taşıyan bu statta maçlarımızı oynadık. Zamanın Valisi Necati Şentürk, statta incelemelerde bulunmak üzere geldi ve ‘’Bu statta gerçekten bir şeyler yapmak gerek’’ diyerek çalışma başlatılması talimatı verdi. Ancak, ne yeni stat yapımı, ne de mevcut stadın iyileştirilmesi ile ilgili hiçbir çalışma olmadı. Ardından da Sayın Valimiz, bunları bir daha dile bile getirmedi.
Geçtiğimiz sene bir vesileyle Sorgun’a gelen Sayın Başbakan Yardımcımız Bekir Bozdağ, Sorgun’a 5 bin kişilik stat yapılması doğrultusunda çalışma başlatıldığı müjdesini verdi. 2012 yılının mart ayında temelini atacağız dedi. Aradan tam bir yıl geçti. Hiçbir ses seda yok. Yine bir futbol  maçı, yine havada uçuşan taşlar ve yine bizim parlamenterlerimizin havada uçuşan vaatleri.
Olmuyor beyler olmuyor. Olmuyor sayın yetkililer. Bu statta maçların oynanması her zaman için büyük riskler taşıyor. En son bu Pazar Sorgun Belediyespor, MKE Kırıkkalespor maçında yine, hiç istemediğimiz olaylar oldu. Konuk takımın taraftarlarının attığı golden sonra, ev sahibi takımın taraftarlarını tahrik etmesi ve taşları üzerlerine yağdırmasıyla olaylar başladı. Bizler gazeteci olarak deplasmandaki bazı maçlara da gidiyoruz. Oradaki statlara, emniyet güçlerinin aldıkları önlemlere bakıyoruz. 3-5 polisten fazlasını göremiyoruz. Bir de burada oynadığımız maçlara bakıyoruz. İlçe Emniyet Müdürlüğümüz, kadrosunda bulunan polislerin % 80 ini stada yığıyor. Yine bu maçta en az 50 polisimiz görev yaptı. Polis ne yapsın. Onlarda çaresiz kalıyor. Biz bunları yaza yaza usandık ta, bu işin sorumluları böyle olayları yaşanmasına sebep olmaktan usanmadılar.  Dünyanın hiçbir yerinde bizim Sorgun İlçe Stadı gibi bir stat düşünülemez. Bırakın düşünmeyi, hayal bile edilemez.
Stadın doğu yönündeki tribünlerinin önüne kim döktürdüyse, bir de cüruf  döktürmüşler, sanki etraftaki taşlar az geliyormuş gibi. Tel örgülerin boyu da yetersiz olunca, sahanın içerisi bile taş yağmuruna tutulabiliyor.
Bu statta emniyet güçlerinin hiçbir şekilde olayları sıfıra indirme şansı yok. Bunu sıfıra indirebilmeleri için, önce tüm stada giren yolları kontrol altına alıp, girenleri kontrolden geçirmeleri, çok büyük risk taşıyan bu stada rakip takım taraftarlarının gelmesine izin vermemek gerekir diye düşünüyorum.
Bu yaşanan son olayların ardından, bize Federasyon tarafından mutlaka bir ceza verilecektir. Ancak, ben Türkiye Futbol Federasyonu yetkililerinin, ceza vermeden önce ajanslara geçtiğimiz görüntüleri incelemelerini öneriyorum. Çünkü, o görüntülerde olayları kimlerin başlattığını göreceklerdir.
Bize bu stadı layık görenler, bu cezaların günahı sizin boynunuza. Ya bize en kısa bir sürede doğru düzgün bir stat yaptırırsınız, ya da size Sorgunlu olarak sizlere hakkımızı helal etmeyiz...