İnsanların bütün bir haftanın yorgunluğunu atmayı beklemesinin ve hafta sonunda bir çok aktivite ile bunu gerçekleştirmesinin ardından, geçen hafta ortasında futbolda oynanan iki maç, tüm morallerimizi alt üst etti.
Aslında benim niyetim, bu haftaki yazımda da Sorgun’da yeni yeni oluşturulacak olan spor branşlarından söz etmekti. Ancak, Salı günü, Bölgesel Amatör Lig 6. Grup’ta oynanan Sorgun Belediyespor Ostimspor maçında takımımız Sorgun Belediyespor’un aldığı 4-2 lik yenilgi ve Dünya Kupası elemelerinde Çarşamba günü Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda karşı karşıya geldiğimiz Macaristan maçında alınan beraberlik nedeniyle bu haftaki yazımı bu maçlara ayırdım.
24 mart Pazar günü oynanması gereken, ancak Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı (YGS) nediniyle Salı gününe ertelenen Sorgun Belediyespor Ostimspor maçı’nda hiç beklemediğimiz, daha doğrusu benim hiç beklemediğim bir yenilgi aldık.
İlk yarıda deplasmanda karşılaştığımız ve sonucunu bile hatırlayamadığım bu Ostimspor’u burada kesinlikle yeneceğimizi bekliyordum.
Maç öncesi, kulüp yöneticilerinden Metin Yücel ile sohbet ederken ilk maçın sonucunu sormuş, 3-2 yenildiğimizi, son dakikalarda attığımız nizami bir golün de hakem tarafından iptal edildiğini öğrenince maçı hatırlamıştım. Maçı hatırlamamla birlikte 7 numaralı Onur’u da hatırladım. Ostimspor’un 7 numaralı sağ kanat oyuncusu Onur Algül, deplasmanda da bize epey bir zorluk çıkarmış, ayağına aldığı her topla defansımızı geçme becerisi göstererek, oradaki maçta da bize 2 gol birden atarak takımını galibiyete taşımıştı.
Peki, bu Onur’un bu kadar tehlikeli bir futbolcu olduğunu, gol yollarında etkili olduğunu hiç kimse bizim Teknik Direktörümüz Feridun Hoca’ya söylemedi mi? Söylemediyse, Feridun Hoca bu takımı biraz internetten inceleyip, oyuncuları hakkında bilgi sahibi olmadı mı? Demekki olmamış. Adamlar, defansımızın ardına attığı hemen her topta, Onur’u topla buluşturdular ve bunların çoğu da gol ile sonuçlandı.
Yalnız, ilk yarının ilk 40 dakikasında iyi oynadığımız ve bulduğumuz % 100 gollük 4 pozisyonu değerlendirebilseydik, sonuç hiç de böyle olmazdı.
Gol atmak bir beceri meselesi. Futbolcu arkadaşlarımızın hiç birisi bana kızmasın, bu takımın gerçek anlamda bir golcüsü yok. Şayet gerçek anlamda bir golcüsü olsaydı, ilk yarıda yakaladığımız o pozisyonlardan en az ikisi daha gol ile sonuçlanabilir, yediği gollerle Ostimspor’da oyundan düşebilirdi. Biz bunları yapamayınca rakip takım kalemize geldiği iki pozisyonda golü buldu ve ikinci yarıya da büyük bir moralle başlayarak, ardı ardına golleri sıraladı. Bu bir prestij maçıydı, şampiyonluktan sonra onu da kaçırdık. Ne yapalım sağlık olsun. Bundan sonra yeni bir takım oluşturulacaksa, bu yaşananlan yöneticilerimize örnek olsun diyerek Türkiye Macaristan maçına geçelim.
Dünya Kupası elemelerinde karşılaştığımız Macaristan maçında aslında oyuncularımızı çok istekli ve arzulu gördüm. Ne kadar istekli ve arzuluysalar, o kadar da beceriksizdiler. Aynı Ostim maçındaki Sorgun Belediyespor gibi.
Yedikleri gole bakıyorum, inanılır gibi değil. Taç atışından gol yedik diyebilirim. Golü atıyorsunuz, aradan geçen çok kısa bir süre sonra hiç pozisyon yokken, taç atışandan gol yiyorsunuz. Hem de öyle bir gol ki, evlere şenlik. Diyorum ya, bizim milli takım Sorgun Belediyespor gibi. Bir duran top olunca yüreğimiz ağzımıza geliyor. Andorra maçında bile duran toptan kalemiz neredeyse tehlike yaşıyordu. Macaristan maçında da biri ilk yarıda, biri ikinci yarıda iki duran top tehlikesi atlattık. Bunları atlattık ama Macarlar taç atışında Semih’in acemiliğinden yararlandılar. O pozisyonda Semih topu iyi takip etse ve topun nereye düşeceğini tahmin etse golü yemezdik.  Beraberlik golünden sonra oyuncularımız, moral motivasyon açısından çöktüler. Maç boyunca Macarlara baktım kurallar içinde oldukça sert oynuyorlar. Bizimkilerde ise bu sertlikten eser yoktu. Büyük bir gerginlik içinde maça başladılar ve bu gerginliklerini de maç boyunca sürdürdüler diyebiliriz. Bu maçtan alacağımız üç puanla ümitlerimizi yeniden yeşertecekti. Şu an matematiksel olarak tüm ümitlerimiz bitti diyemeyiz. Ancak, bundan sonraki maçlarımızın hepsini kazanacağız ve rakiplerimizin de puan kaybetmesini bekleyeceğiz.
Peki, sizce bu olabilir mi?!!!
Hoşça kalınız.