Türkiye Futbol Federasyonu, isabetli bir kararla Bölgesel Amatör Lig’i hayata geçirdi. Böylelikle bir çok il ve ilçede futbol yeniden günlük yaşamın bir parçası haline geldi. 78 ilden 160 takım bu ligde mücadele etmeye hak kazandı. 78 ili futboldaki rekabetin heyecanı sardı. Kendi illerinin süper amatöründe, ya da daha alt kümelerinde oynayan bir çok futbolcu bu ligde mücadele edecek takımlara transfer olarak, bir anda kendilerini Türkiye çapında izlenecek bir  futbol organizasyonunun sahnesinde buldular. Bölgesel Amatör Ligin ilk yıllarında bu futbolculardan bazıları transfer parası almazken, bazıları üçüncü ligden daha çok paralar aldılar. Bu arada ilk kez bu ligde oynayacak olan bazı futbolcuların gözü de bu lige transfer olmalarıyla birlikte açıldı. Onlarda ilk yılı izleyen diğer yıllarda gerçekten iyi paralar istediler ve aldılar.
Bu güne kadar bu köşede yazdığım bir çok yazıda vurguladım. Bu ligin adı Bölgesel Amatör Lig (BAL). ‘Amatör’ ne demek?
Sözlük anlamını olarak ‘Bir işi hiçbir maddi karşılık beklemeden, zevk için yapan kişi’ demek.
‘Profesyonel’ ne demek?.
Bir işi para karşılığı yapan kişi demek.
Şimdi 3. Lig profesyonel, Bölgesel Amatör Lig adı gibi amatör. Güldürmeyin adamı!!!
Bu yıl üçüncü yaşına giren Bölgesel Amatör Lig’in gerçekten amatör bir lig olduğunu kimse iddia edemez ve ispatlayamaz. Şimdi buradan yazacaklarım, bu ligin tam anlamıyla bir profesyonel lig olduğunu kanıtlayacaktır.
Bu ligde oynayan oyuncular maş başı para alıyor mu? Evet. Hem de 3. Ligden daha fazla.
Bu ligde oynayan oyuncular, transfer ücreti alıyor mu? Evet. Hem de 3. Ligden daha fazla.
Bu Ligde oynayan oyuncular, galibiyet ve beraberlik primi alıyor mu? Evet.
Bu ligde oynayan oyuncular, deplasmana gidiyor mu? Evet. Aynı diğer ligler gibi. Ancak bu ligde sadece otobüs ile gidiyorlar.
Bu ligde oynayan oyuncuların, bir teknik direktörü, bir yardımcı antrenörü, bir kaleci hocası, bir masörü, bir malzemecisi, hatta hatta bir şoförü, bir takım otobüsü var mı? Evet.
Bu ligde oynayan oyuncular sigorta yapılıyor mu? Evet.
Bu ligde oynayan oyuncuların özel bir aşçısı var mı? Evet.
Bu ligde oynayan oyuncular, özel tesislerde mi kalıyor? Evet.
Bu ligde oynayan futbolcular özel anlaşmalı hastanelerde tedavisini yaptırabiliyorlar mı? Evet.
Daha unuttuğum, ya da aklıma gelmeyen bir sürü şeyin, 3. ligden, hatta 2. ligden ne farkı var? Yok diyorsunuz değil mi?
Vaaaaar. Vaaaaaar.
BAL’ın diğer liglerden BAL gibi farkı var.
Bu ligde oynayan futbolcuların kazancı, üçüncü ligde oynayan futbolculardan daha fazla. Çünkü bu ligde mücadele eden takımların %90 ı Profesyonel lig görmeyen takımlar. Dolayısıyla bir an önce 3. Lige çıkıp kendi yağıyla kavrulmak istiyorlar.
Bölgesel Amatör Lig’e şöyle bir bakalım!
BAL takımlarının % 80 i, belediye takımları. Kalanları da ya zengin bir firmanın, ya da şahsın.
Bu gün, bu belediye başkanları önümüzdeki seçimlerde seçilemezse ve yerine sporu sevmeyen bir başkan gelirse, bu takımların durumu ne olur dersiniz. Ben bunu düşünmeyi bile istemiyorum.
Şu an itibarıyla bu ligde mücadele eden takımların oyuncularının hepsi birer yıllık mukavele imzaladılar ve bir çoğu üçüncü ligde bile alamayacakları paraları peşin aldılar.
Hele, hele profesyonelden BAL’a transfer olan oyuncular. Bunların istekleri ise daha başka. Neymiş efendim ‘Profesyonelden amatöre dönüyormuş’ bunun için üçüncü ligde 10 lira alıyorsa, buradan 20 lira alması gerekiyormuş. Böyle iddialarda bulunan futbolculara da aslında ben çok bozuluyorum. Gerçekten futbol oynamayı ve geldiği takıma yararlı olmayı isteyen bir çok futbolcu kardeşimi bunun dışında tutarak söylüyorum. Eh be benim futbolcu kardeşim. Sen iyiydin de niye, profesyonelden amatör lig denen bu lige döndün. Sen iyiydin de, istediğin parayı hakkın olarak düşünüyordun da, niye  bir üst lige transfer olmadın.
Bu ligdeki bir takıma gelip te forma bulamayan bazı futbolcuların, ‘Ben gidiyorum’ deyip elini kolunu sallayarak takımdan ayrılması ve takım yöneticilerinin buna hiçbir şey yapamaması ise tam bir komedi.
Hepimizde çok iyi biliyoruz ki, bu durum ligin adının amatör olmasından kaynaklanıyor. Oysa gördüğünüz gibi hiç te amatör değil. Üstelik bu giden oyuncular transfer paralarını falan peşin almışlar. Ödemeye gelince de hep yan çiziyorlar. Şimdi söyler misiniz? Bu durum nereye kadar gidebilir. Sayın Türkiye Futbol Federasyonu yetkililerinin buna en kısa sürede bir çözüm bulması gerekiyor. Bunun başında da bu ligin amatörlük statüsünden bazı yasal değişiklikler yapılarak çıkarılması gerekiyor.
Şimdi gördüğümüz ve saptadığımız diğer aksaklıkları bir sonraki haftaya bırakalım da maçı da kısaca yorumlayalım.
Bölgesel Amatör Lig’de maçlar başlayalı 6 hafta oldu. Sorgun Belediyespor bu 6 haftada 4 maçını içerde iki maçını da deplasmanda oynadı. Evinde oynadığı dört maçı da kazanırken, deplasmanlardan puansız ayrıldı.
Bu hafta, puan cetvelinin sonlarında bulunan MKE Kırıkkalespor ile deplasmanda karşılaştı. Yönetim ve taraftarlar bu maçtan kesin galibiyet beklerken Teknik Direktör Ferda Cevizci, takımı bir puana razı bir sistemle oynattı.
Bildiğim kadarıyla Ferda Hoca dışarıda bir puan, içerde üç puan parolası ile maçlara çıkıyor. Böyle çıkmasına rağmen takım maçın ilk yarısının ilk 20 dakikasında çok savruk bir futbol oynadı. Bunda eminin sahanın doğal çim olmasının da etkisi vardı. Çünkü daha maç başlamadan oyuncular ısınırken, Kaleci İlker bir topa vurmak için hareketlendi, çimde kayarak yere düştü. Yöneticilerimizden Metin Yücel’de aynen kaleci İlker’in uğradığı kazaya uğradı.
İlk 20 dakikanın ardından takım oyunda dengeyi sağladı ve iyide ataklar geliştirdi. Bu dakikadan sonra yakaladığı üç net pozisyondan sadece birini değerlendirebildi. 28. dakikada Raşit’in yerden köşeye gönderdiği topla 1-0 öne geçti.
Maçın ikinci yarısına da ev sahibi takım iyi başladı ve 53 dakikada Uğur ile beraberliği yakaladı.
Bu golün arkasından Sorgun Belediyespor oyunda üstünlüğü ele aldı. 73. Dakikada 25-30 metreden Okan’ın füzesiyle tekrar öne geçti.
Bu golün sonrasından itibaren ev sahibi takım tüm gücüyle Sorgun Belediyespor kalesine yüklendi ve 86 dakikada da Uğur ile tekrar eşitliği yakaladı. Maçta son saniyeler oynanırken kaleye gönderilen müthiş şutu, Kaleci İlker inanılmaz bir şekilde uzanarak kornere attı. Maçta bu sonuçla 2-2 berabere sonuçlandı.
Ferda Hoca, Raşit’i çıkardı, yerine forvet almadı. Okan’ı forvete çekti. O da sakatlanıp çıkınca yine yerine forvet almadı. Bu da bize gösteriyor ki, Hoca bir puana razı oldu. Kısaca şunu söyleyebiliriz, deplasmandan bir puan çıkardık, ya da 2 puan kaybettik.