4+4+4 yeni eğitim sistemi, yeni sorunları da beraberinde getirdi. Şimdi kafalarda aynı soru; bu yeni sistem dikiş tutacak mı?
Ne yazık ki yeni sistemle ilgili bilgi sahibi olmayanların sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Öyle ki, çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenlerin bazılarının da yeni sistem hakkında detaylı bilgiye sahip olmadığına şahit oluyorum.
Bunu örnekleyebilirim…
Önceki gün bir kafede çayımı yudumlarken, hemen karşımda bulunan masada yüksek sesle süre giden muhabbet ilgimi çekti.
Karşımdaki masada dört kişi oturuyordu. Muhabbet ilerledikçe öğrendim ki, bunlardan üçü çeşitli ilkokullarda öğretmen. Geriye kalan bir kişi ise diğerlerinden yaşça büyük bir vatandaştı.
Muhabbet koyuydu, konusu ise yeni eğitim sistemiydi. Zaten bu yüzden ilgimi çekmişti ya bu muhabbet…
Masadaki vatandaş, en fazla konuşan öğretmene soruyordu; “yahu bu 4+4+4 dedikleri şey ne ki, iyi bir şey mi?!” Öğretmenin cevabı ilginçti; “vallaha ben de anlayamadım ama bana sorarsan iyi oldu, ben rahatım” diyordu.
Hemen yanında oturan diğer öğretmen lafa katılıyordu; “ben çok rahatım, 12 tane öğrencim var, bu sistem iyi…”
Öğretmenlerin rahatını anlamıştım. Yeni sistemin ne olduğunu bilmiyorlardı ama öğrenci sayısı azaldığı için yeni sistem iyiydi!
Meraklı vatandaşın sorusuna bakın, bir de verilen cevaba. Şaka gibi…
Sona kalan öğretmen de; “yahu olur mu öyle şey, şu okulda öğretmen başına çok sayıda öğrenci düşüyor, siz şanslıymışsınız” diyerek aslında bu rahatlığı tüm öğretmenlerin yaşamadığını söylüyordu.
Masadaki vatandaş ilginç bir soru daha sordu. “Neden 4+4+4, neden ilkokul 5 değil de 4?”
Çok konuşan öğretmen hemen atıldı; “vallaha bilmiyorum abi, ama yapanlar da bilmiyorlar ki!..” Sonra devam etti; “bence en iyisi 5 olmalıydı. 5+3+4 en idealiydi, ilkokul 5 yıl olsa süper olurdu” diyordu…
Yapanlar diye gönderme yaptığı hükümetin yeni eğitim sistemini bilmediğini nerden çıkardı bilmem ama kendisinin bilgi sahibi olmadığı ortadaydı. Belki de yapanlar ona bu sistemi anlatmamışlardı!
Muhabbet gerçekten çok ilginçti. Hemen karşımda oturan, tanımadığım bu üç eğitimcinin yeni eğitim sistemiyle ilgili samimi duygularına, fikirlerine şahit oluyordum.
Bu tesadüf hoşuma gitmişti. İsteseydim böyle bir ortamı ayarlayamazdım doğrusu.
Hani dedim ya bu öğretmenlerden birisi çok konuşuyordu diye işte o, biraz da alaycı bir tavırla; “ya teneffüsleri görmelisin abi, zil bir çalıyor okul bahçesinde birinci sınıflar, ağzını gözünü bilmiyorlar” diyerek kahkahayı patlatıyor.
Okula yeni başlayan 66-72 aylık çocukların ne kadar küçük olduğuna gönderme yapıyordu. Haksız da sayılmaz hani…
Neredeyse hiç konuşmayan diğer öğretmen son noktayı koyuyordu; “abi bizim okulda birinci sınıfların sayısı o kadar fazla ki, şu okulun tamamının mevcudu kadar…”
Böylelikle ilkokul birinci sınıfa giden öğrenci sayısının fazla olduğunu da öğrenmiş oluyordum!
Bu masada oturan dört kişiden herhangi birisini tanımış olsaydım, birkaç soru sorup konuyu uzatırdım. Hatta onları ikaz da ederdim.
Velhasıl, millet olarak sonucu olumlu bile olsa, ikaz edilmeyi kişisel bir mesele gibi algıladığımız için hiç sesimi çıkarmadım ve bu ilginç diyaloğu okuyucularımla paylaşmak istedim.
Yeni eğitim sistemiyle ilgili yarım yamalak bilgiye sahip olan bu eğitimcilere hiç kızmıyorum. Kusur, bu sistemi eğitimcilerine anlatmayan veya bu konuda gerekli ehemmiyeti göstermeyen yetkililerde.
Bir vatandaş bir öğretmene “4+4+4 eğitim sistemi nedir” diye soracak da karşısındaki öğretmenden “mantıklı ve makul” bir cevap alamayacak!..
Böyle bir şey yalnızca Türkiye’de olabilir. Başka bir coğrafyada böylesine saçma bir diyaloğa rastlayamazsınız.
Bu sadece bize has bir durum…