YOZGAT'ın 'öğrenci sevmeyen iller' arasında yer almış olması bir tesadüf mü? Yoksa gerçeği mi yansıtıyor? Öğrenci dostu olmanın kriterleri nelerdir? Yapıldığı söylenen araştırmada 'memnuniyetsizlik' neye göre belirlenmiştir?, pek bilmiyoruz. Bildiğimiz Yozgat'ın da aralarında bulunduğu illerdeki üniversitelerde eğitim gören öğrenciler, memnuniyetsizliğini dile getirmişler. Vatandaşlarla olan beşeri ilişkilerinden, belki de sosyal, kültürel yapıdan dolayı böyle memnuniyetsizliklerinin altını çizmişlerdir...
Bilemiyoruz.. Bilmek de pek istemiyoruz. Ama ortada bir gerçek var ki; benzer memnuniyetsizlik vatandaşlarda da mevcut. Karşılıklı olan bu memnuniyetsizliğin orta yolunu kimler bulacak? sorusuna yanıt verebilecek kimse de çıkmıyor. Çıkma cesaretini gösteremiyor. O yüzden de memnuniyetsizlik karşılıklı olarak artarak devam ediyor. Belirli kesimleri kapsayacak şekildi. Zira, memnun olmadıklarını söyleyenler kadar, memnuniyetlerini dile getirenlerin de fazla olmasına karşın, bunu dillendirebilme imkanları yoktur. 'Mahalle baskısı' denilen olgu kaynaklı...
Ancak, Yozgat'ta genel bir hoşnutsuzluk var. Bu öğrenciyle, vatandaşla sınırlı bir durum değil. Cumhuriyet Alanı'nda bir konser etkinliği düzenleniyor, vatandaş etkinliğe çoluk, çocuk koşarak gidiyor. Ama buna karşılık, 'canlı müzik' yapılan mekanlar, mahalle baskısına mağruz bırakılıyor. Hafta sonunda, Cuma akşamından başlayarak Cumartesi ve Pazar günü Yozgat'ta yaşayan insanların önemli bölümü, sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çevre illere koşuyor. Biz Yozgat'ta, gelen talepleri görmezden geliyor, mevcut olanları da ortadan kaldırmak suretiyle çok iyi işlere imza attığımızı düşünüyor, övünüyoruz...
Anlayacağınız konu sadece Yozgat'ta eğitim gören öğrencilerin memnuniyetsizliği ile sınırlı bir dorum değil. Yurtdışından izinli gelip, büyüklerini görmek isteyen gurbetçi, 'Bunaldım burada. Oğlumu, kızımı, eşimi alıp oturabileceğim bir mekan yok. Çamlığa gidiyorum, piknik yapmak durumundayım, kendin pişir kendi ye yöntemi. Yemek yiyeceğim, tandır kebap bulabilmek için sokak sokak dolaşıyorum. Testi kebabı tescillenmiş. Ama tadı değişmiş, kavurma testi kebabı diye önümüze konuyor' diyor. Sesini duyuramıyor, dinleyen yok...
Ve gurbetçi aile bir ay süreyle geldiği izninin en az 10 gününü geçirmek istediği Yozgat'tan benzer konular nedeniyle üçüncü günün sabahında ayrılıyor. Süre her geçen gün kısalıyor. Gelen biran önce gidebilmenin hesabını yapıyor. Burada doğup, büyüyenler fırsat kolluyor, göçebilmek için. Fırsatını bulduğunda arkasına bile bakmıyor. 'Yozgat'ı Yozgat dışında yaşayanlar, 'platonik' olarak sevmeye devam ediyor. Fotoğraflara bakıp, gözyaşlarını dökebilenler bile mevcut. Ama geri dönmeyi hiç ama hiç düşünmüyorlar, bilesiniz...
Sorunu çözmek için geriye bakmak, düne bakmak yeterli. Yozgat dün neler kaybettiğini, neleri yerine koymadığını belirlerse, sorun çözülecektir...
DÜNDEN BUGÜNE, BUGÜNDEN YARINA
-Grevdeki işçi bunaldı.
TÜRK Maden İş Sendikası tarafından, Yeniçeltek Kömür işletmesine bağlı Sorgun ve Merzifon işletmelerinde 22 Temmuz tarihinde başlatılan grev, 30 Ağustos 2003 yılında 41’inci gününe ulaştı. Grevdeki 530 işçi, biran önce görüşmelere başlanıp, işbaşı yapmak istediklerini belirtirken, sendika temsilcisi Mehmet Tıraşoğlu, işverenin görüşme masasına oturmadığından yakındı.
