Geç de olsa açılmış olması, azda olsa polikliniklerin bulunması,
Sizi bilmem ama benim için çok şey ifade ediyor.
Bana göre Yozgatlı en çok da sağlık sektöründe ezildi yıllarca.
İnsanı ezen iki şey bilirim biri “cehalet”, diğeri “sağlık”…
Aslında “fakirlik” denilen melun şeyi üçüncü neden olarak sayabilirsiniz ama hak ettiği hizmeti alan toplumların fakirliğinden çok da korkmamak gerek.
Fakirliği de körükleyen cehalet değil midir aslında!
Yozgatlı yıllarca cehalet ve fakirlik arasında sıkıştı.
Cehaletimizden gelmedi mi ne geldiyse başımıza.
Göç ettiysek cehaletimizden,
Sahipsiz kaldıysak yine cehaletimizden.
Fitne denilen hastalık bu gün her yanı sardıysa o da cehaletten.
Her söylenene kandık, meydanlarda uyutulduysak o da cehaletten.
Sağlıkta her zaman geri plana itilmedik mi?
Az mı kapılardan kovulduk bize hizmet vermesi gerekenlerden.
Ameliyat masalarına yatıramadık hastalarımızı, yine de çıt çıkarmadık.
Sevk edildik ölüm pahasına.
Sağlık bulmaya gittik ama ya iki kez hastalandık ya da öldük.
Ölürken kader dedik her şeye rağmen.
Bu gün de zaman zaman yaşanan bazı aksaklıklar var elbette.
Ama sağlıkta yaşanan olumsuzluklara çok da uzak değiliz bunu bilmek lazım.
Bu gün Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nin muayeneye başladığı günün 1. yılı.
Bana göre Yozgat’ın sağlığında farklı bir pencerenin de açıldığı gün.
Gelin görün ki lafla peynir gemisi yürümüyor.
Zamanında açılamamış olması, açılışına mani olan nedenler sağlıkta yeni bir soluk kazandıracak bir kurumu eksik bıraktı.
Sağlıkta atılan her adım önemlidir, müstesnadır, kutsaldır…
İnsanın canı acımaya görsün bir kere.
Bizim bu güne kadar her defasında canımız acımadı mı?
İşte Araştırma ve Uygulama Hastanesi acıyan yanlarımıza şifa katabilecek bir kurum.
Bozok Üniversitesi’ni Yozgat’la birlikte ayağa kaldırabilecek bir sağlık kuruluşu.
Bu kuruluşun eksiklerle açılmasına sebep olanlara öncelikli sözüm.
Eserinizle övünün…
Aradan geçen bir yıl da bu hastane insanlara hizmet verebiliyorsa bunun sebebi emeğini esirgemeyen insanlar…
Gecesini gündüzüne katıp bir hastaya da olsa hizmet verebilmenin gayesiyle mesai harcayanlar…
Bu gün Araştırma ve Uygulama Hastanesi “geç” açılmanın acısını çekiyor!
Hastanenin duvar boyalarını dahi sorun edip, kısır çekişmelerle kaderiyle oynayanlara bu vebal…
Geçmişi yargılamak değil gayem, ama bir insan, evet bir insan sırf bu yüzden ölürse işte onun hesabını vermek zor!
Bu gün 1 yıl oldu Araştırma ve Uygulama Hastanesi hasta kabulüne başlayalı.
Dekanı (Başhekim), öğretim görevlisi, memuru, ekibine inanmış rektörü ile inşallah aşacak önündeki engelleri birer birer.
Ve inanıyorum bu hastane Yozgat’ın sağlığına sağlık katacak.
Aradan geçen bir yılda çok şey değişti aslında.
Değişmeyen bir şey var o da geç açılmış olması.
Bu gün bir yanı eksikse hastanenin işte bu yüzden.
Yozgat’a Araştırma ve Uygulama Hastanesi olur mu diyenlere inat;
Yozgatlı’nın sahiplenmesi,
Bürokrasinin engelleri kaldırması,
Siyasi iradenin desteği ile hak ettiği yere gelebilir,
İşte bunun önüne kimse engel olamaz, olmamalı da…
Üniversite hastanesi Yozgat için bir velinimet.
Yıllarca sağlıkta üçüncü sınıf muamelesi görmüş bir kentin çocuğu olarak bu gün bir mum ışığı da olsa tutmak gerektiğini düşünüyorum.
Bu gün Üniversite Hastanesi’nin muayeneye başladığı gün!
Bana göre önemli bir gün…
Ama bu önemi bilene…
YOZGAT RÜZGARI
Engeller kalkıyor!
Yozgat Belediyesi orta refüjlerdeki engelleri bir bir kaldırıyor, engelliler için düzenliyor.Engeller kalkıyor!
Geçtiğimiz hafta Belediye önünden saat kulesine giden orta refüjde 3 yaya geçidi engellilere göre düzenlendi.
Ondan önce de Şehriçi Trafik Şube Müdürlüğü kaldırımların yaya geçişlerine yapılan araç parklarını engellemek için bir dizi önlemler aldı.
Engelle oto parkının dahi işgal edildiği bir kentte bu tür önlemler almak, engelleri ortadan kaldırmak hakikaten önemli bir adım.
Darısı şehir içi dolmuşlarına…
Darısı asansörleri çalışmayan, merdivenleri geçit vermeyen devlet kurumlarına..
Allah rahmet eylesin
Van depreminde yanan ateşin bir parçası dün Sorgun’a düştü…
Henüz 26 yaşındaki öğrenci uykuda yakalanmıştı depreme…
Arkadaşları balkondan atlayıp kaçarken o yarım saat önce eşiyle konuşup uykuya dalmıştı.
4 yaşında bir kız çocuğu olan genç adamın cansız bedeni enkaz altından çıkarıldı.
Van’a gideli henüz 6 gün olmuş.
Kim bilir Kurban Bayramı’nı bekleyeyim, biraz geç gideyim dese ne olurdu?
Depremden kurtulur muydu acaba?
Acı şeyler bunlar, uzakta olsa dayanması güç…
Allah geride bıraktıklarına sabırlar versin, mekanı cennet olsun..
Henüz 26 yaşındaki öğrenci uykuda yakalanmıştı depreme…
Arkadaşları balkondan atlayıp kaçarken o yarım saat önce eşiyle konuşup uykuya dalmıştı.
4 yaşında bir kız çocuğu olan genç adamın cansız bedeni enkaz altından çıkarıldı.
Van’a gideli henüz 6 gün olmuş.
Kim bilir Kurban Bayramı’nı bekleyeyim, biraz geç gideyim dese ne olurdu?
Depremden kurtulur muydu acaba?
Acı şeyler bunlar, uzakta olsa dayanması güç…
Allah geride bıraktıklarına sabırlar versin, mekanı cennet olsun..