Bugün sevgililer günü...
Bu günü tam manasıyla kaç kişi kutluyor, kaç kişi anlamını biliyor ya da kaç kişi Avrupa özentisi diye yok sayıyor bilmiyorum ama, bana göre sevgililer günü tam anlamıyla piyasanın renklenmesi için reklamcı arkadaşlarımın ortaya attığı bir süreç...
Tıpkı anneler günü, babalar günü gibi...
Ama gelin görün ki mecburen bu çarklının arasında ezilmeye mahkum düşüncelerimiz ile ne kadar baş kaldırsak da bizde bu sürece uyuyor ve bir şeyler bekliyoruz, bugünden.
Bir çiçek, küçük bir hediye belkide çoook büyük hayaller var hepimizin sımsıcak yüreğinde...
Ha bir dip not geçmeden edemeyeceğim, asıl gün yani "Aziz Valentin Günü" aslında sevgiliye kart, tebrik kartı gönderme günü olarak başlamış...
Küçük notlar, küçük şiirler veya sevgi sözcükleri ile süslenmiş, küçük tebrik kartları, ta yürekten...
Evet üzerinde eminim kalp figürleri vardır ki bu benim en nefret ettiğim figürdür, hiç bir eşyamda tahammül edemediğim bu figür belkide bugün reklam piyasasınında çok önemli bir yer tutuyor.
Yozgat'ta pek olmasa da büyük şehirlerde her adımda bir yeni icat sevgililer günü için...
Her adımda bir çiçekçi, kırmızı gonca gülü ile sevgilileri kandırmaya çalışıyor, yüreklerine olmasa da gözlerine hitap ediyordur.
Evet ben hiç böyle bir günü kutlamadım.
Sevgilim olmadı demiyorum, bu günü kutlamak nasip olmadı.
Nedenini hiç bilmem, aslında neden diye de hiç sormadım, sorgulamadım.
Çünkü ben gönülden gönüle giden yolun, hediyelerden geçtiğine inanmayanlardanım...
Hatırlanmak, güzel bir söz, belki de daha iyi gelecek bana milyonluk hediyelerden, bugün.
Bu yüzden basite aldığım bu günün bana büyük vaadler sunmasını da beklemedim.
Ne yalan söyleyim...
Yani bana ne hediye gelecek ya da ne hediye alsam diye hiç heyecanlanıp, düşüncelere gark olmadım.
Olmadı mı? üzülmedim çünkü beklentim yoktu.
Benim de tavsiyem, bir güne sığdırılmış hediyelere değil, bir ömür mutlu edecek insan için heyecanlanın veya üzülün sizlerde...
İnanın seneye hatırlamayacağınız yada solacak bir gül için, veya seneye kadar bitecek bir parfüm için kırmaya kırılmaya hiç gerek yok...
Belkide size yüreğini sunacak insanı bu günde olmadık bir şey için kaybedecek ve bir ömür acısını çekeceksiniz...
insan ne yaparsa yapsın nereye giderse gitsin yüreğindeki sevgiyle yapmazsa hiç bir işe yaramaz.
Bu yüzden önce sevgi sonra hatırlanmak ve en sona hediye geldi benim benliğimde.
Ve tavsiyem sizlerde aynı sıralamayı yaparsanız kendi kendinize inanın üzülmez, bir günü size sunulmuş 24 saati boşa harcamamış olursunuz...
Siz de benim gibi sevginin günü olmaz diyorsanız, her günü sevgililer günü gibi kutlayın.
Sevdiğiniz, yüreğinize aldığınız insanı bir gün değil her gün hatırlayın ve sevin...
14 Şubat tarihini sizler çini araştırdım birazdan da sizlerle paylaşacağım, okuduğunuz zaman eminimsizde benim düşündüğümü düşünüp, sevdiğiniz insana hediye almasanızda hatırlayıp güzel bir söz ile taçlandıracaksınız bu günü...
Sevgililer Günü, her yılın 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" (İngilizce: St. Valentine's Day) olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.
İkinci bir sevgililer günü nedeni ise, Şubat ayı ortasının aşk ile ilişkisi antik çağlara dayanmaktadır. Antik Yunan takvimlerinde, Ocak ayı ortası ile Şubat ayı ortasının arasında kalan zaman Gamelyon ayı olarak adlandırılmıştı ve Zeus ile Hera'nın kutsal evliliğine adanmıştı.
İşte iki tarihi hikaye siz hangisini klavuz olarak seçerseniz, seçin... Şimdiden gününüz kutlu olsun...